10 Kasım 2017 Cuma

Telomer Tedavisi ile Daha Uzun Yaşam!...

Herkese merhaba…

Yeni bir sağlık bilgisi ile geldim sizlere J Yakın zamanlarda belki duyanlarınız olmuştur ama ben yine de yazmak istedim çünkü bence harika bir olay J


Telomer tedavisi! Peki, nedir bu tedavi, ne işe yarar derseniz haydi bakalım beraber...

Öncelikle şunu belirtelim, bu tedavi ile 100 yaşına kadar yaşanabiliyormuş lafları dolanıyor ortalıkta J Tabiki öyle kesin bir şey yok J ama bence çok mantıklı bir tedavi ;)

Telomer, DNA sarmalının ucunda bulunan, kromozomları koruyan parçalardır. Yani hücrede bulunan sarmallardır. Hücreler bölünerek çoğalıyorlar bunu biliyoruz zaten fakat her bölünmede telomerler sürekli kısalıyor. Bu kısalma ile de yaşlanma hızlanmış oluyor. Bu tedavi yöntemi ile telomerlerin kısalması engellenmeye çalışılıyor. İşin özeti bu işte.

Peki bu telomerler neden kısalıyor; yaş ilerlemesi ile zaten kendiliğinden olması gereken bir oluşum. Fakat sigara, alkol ve düzensiz beslenme ile kendi kendinize daha da hızlandırmış oluyorsunuz. Amaç; kendi hızlandırmanızı yavaşlatmak.

Bunun için; önce telomer boyunuz ölçülüyor. Sonra takibi yapılıyor ve zaman içindeki değişimi ölçülüyor. Kendi yaşıtlarınız ile orantılanıyor. Ve tedaviye başlanıyor J

Tedavi; doktor ve ayrıca diyetisyen eşliğinde oluyor. Doğru beslenme, yaşam tarzı, zihin yapınız dikkate alınıyor. Sürekli gözlem altında kalıyorsunuz. Beslenmeniz çok kötü ise antioksidan takviyesi yapılıyor. Belli bir süre içerisinde telomer boyunuz daha az sürede kısalmaya başlamış oluyor J

Ekstra kısalmamaya etki edenler nedir derseniz; yeterli miktarda C,D ve E vitamini alımı, omega 3 takviyesi ve bir de resveratrol (kırmızı üzümün kabuğu ve çekirdeğinde bulunan antioksidan madde) alımı telomer boyu ile tamamen doğru orantılıdır bilginize J

Düzenli, sağlıklı, bilinçli beslenme her noktada önemli işte bakın J💪

Görüşmek üzere…



28 Ekim 2017 Cumartesi

Süper Gıdalar....

Selammm…
Yediğimiz içtiğimiz önemli değil mi? Artık aşina olduk benim gıda muhabbetlerime J Veee yine faydalı bilgi ile geldim… İşte size süper gıdalar J


Farkları diğer gıdalara göre çok daha fazla antioksidan ve polifenol açısından zengin olması. 

Hemen başlıyorum;

İlki nar J Damar sertliğine birebir ve bu kanıtlanış, makaleler mevcut. Kanser hücrelerinin gelişmesini engelleyen antioksidanları içeriyor.  Cilt içinde faydalıdır kendisi. Cilde sürülen nar, yara iyileşmesini hızlandırıyor bilginize ;)

İkinci süper gıdamız; brokoli. Karaciğeri destekleyen müthiş bir gıdadır. Çok iyi demir kaynağıdır. Kemiklere de faydalı çünkü kalsiyum içeriği de yüksektir J

Üçüncü ise; yaban mersini… İçerisinde insüline benzer maddeler vardır ve bu madde kan şekerini düşürür. Kanser hücrelerini laboratuvar ortamında öldürdüğü kanıtlanmış. İçerisindeki antiyosiyaninler vücutta iltihap yapan sitokinleri önler J

Dördüncü süper gıdamız; sarımsak. Bu zaten olmazsa olmazımız J doğal antibiyotiğimiz J en fazla mide sorunlarına iyi geliyor. (pişmiş hali tabi). Mide kanserini önlüyor çünkü mide de buluna helicobacter isimli bakteriyi öldürüyor. (bahsetmiştim buyurun yazıma → Helicobacter).

Beşinci; üzüm J kuvvetli antioksidan içeriğine sahip ve bu içerik ile C vitamini etkisini arttırıyor. Kan pıhtılaşmasını azaltıyor. Anti-aging etkisi yüksek bilginize J

Şuan mevsim olarak da tüketebileceklerimizi yazdım. Geri kalanlar ise; çikolata, yeşil çay, domates, ıspanak, peynir altı suyu ve deniz somon balığı.  Hepsi yüksek derecede antioksidan, vitamin, fenolik bileşikler içeriyor. Ciddi kanıtlanmış yararları var yani J Ama çikolatayı ayrıca yazacağım. Çünkü gerçekten önemli ve herkesin sevdiği tek gıda bence ;)

Bence hayatınızdan hiçbirini eksik etmeyin derim J İşlenmiş gıdalardan uzak kalarak, doğala yönelerek hayatınızı kaliteli hale getirmek sizin elinizde. Yediğiniz içtiğiniz her şey tamamen geleceğe yatırım demek J


Hoşçakalın... Çikolata yazımda görüşmek üzere J

24 Ekim 2017 Salı

Loreal Düzleştirici Etkili Saç Spreyi…

Selam…

Çok ara vermeden hemen geldim J  1 güncük sadece J (Deeptone senin için bak 💃💓)

Ürün paylaşımı yapmak istedim bu yayında. Genelde, bu iyi dediğim ürünleri paylaşmaya çalışıyorum. Bu da onlardan işte J

Loreal Düzleştirici Etkili Saç Spreyi…



Ürün yorumlarını ilk okuduğumda ne yalan söyleyeyim inanmamıştım. Yok artık abartılıyordur, hiç bir işe yaramıyordur dedim. Yanıldın mı? Evet birazcık 😃

Ürün diyor ki; nemli saça köklerden uca kadar uygula ve saç kurutma makinesi ile başını öne eğerek kurut. Aynen bunu yaptım ve dalgalı saçım dalgalı kaldı J J J Ya da ben yanlış yaptım J 😉
Ama elektriklenme tamamen yok oldu. Bu da bana yetti zaten. Aradığım olay buydu çünkü J Öyle kolayca düzleştirme etkisi var falan diye bir şey yok yani J

Sonradan öğrendim ki, bir de kuruttuktan sonra fön fırçası ile üzerinden geçmek gerekliymiş J Onu da yaptım ve sonuç eh işte yine J Önemli olan elektriklenme idi oda dediğim gibi olmadı zaten💫

Kokusu güzel rahatsız etmedi. Ağırlaşma yapmadı. Bence 72 saat olayı hikaye ama J

Özet olarak; ürün güzel, fena değil, benim için yeterli. Ama mucize değil tabiki J


Görüşmek üzere… J

22 Ekim 2017 Pazar

Alüminyum İçeren Deodorantlardan Uzak Durun!...

Selam…

Çok önem verdiğim bir konu ile geldim sizlere yine J Bu arada yayın yapamadığım zamanlarda bildiğiniz huzursuz oluyorum. Blog yayınlarıma ilk başladığımda hiç böyle olacağım aklıma gelmezdi gerçekten J Uzatmadan hemen konuya giriyorum.


Hangi deodorantı kullanıyorsunuz? En önemlisi içeriğine bakıyor musunuz? Sakın atlamayın bu konuyu gerçekten çok önemli. İçeriğindeki en rahatsız edici şey ne derseniz alüminyum!

Alüminyumun deodorantlarda ve sticklerde kullanılmasının sebebi; deri gözeneklerini tıkayarak terlemeyi önlemek.  Rolü baya rahatsız edici aslında.  L

Koltukaltlarında bulunan lenfler vücudumuzda büyük önem taşıyor ve alüminyumunda zararlı olduğu birçok makalede belirtiliyor. Siz bu kimyasalı direk olarak vücudunuza (ki gayet önemli bir bölge) kullandığınızda, uzun vadede göğüs kanserine yatırım yapmış oluyorsunuz.

İngiltere’de yapılan en basit bir araştırmayı söyleyeyim size; 17 göğüs kanseri bayan üzerinde yapılmış ve kanser dokularında alüminyum tespit edilmiş. Nasıl etki ediyor derseniz de; DNA’yı bozuyor ve DNA kırılmasına yol açıyor. Bu da kansere sebep oluyor.

Peki, ne kullanmalıyız derseniz hemen sıralayayım size;

İlk çözüm karbonat! Hafif ıslatarak, direk olarak temiz koltukaltına uygularsanız, gayet iyi sonuç alırsınız. (Ama İngiliz karbonatı)
İkincisi ise; çay ağacı yağı ama su ile seyreltilmiş olarak. Gün içerisinde ter kokusundan eser kalmaz!
Üçüncüsü; ev yapımı deodorant yapabilirsiniz. Hindistan cevizi yağı kullanarak tabiki. Bunun için de birçok tarif var ve gayet etkili. Bende denediğim bir tarifi yayınlamıştım buyurun (Kimyasal içermeyen eve yapımı doğal deodorant)

Yok, ben bunlarla uğraşamam derseniz, alüminyum içermeyen doğal deodorantlar var. 
Eczanelerde özellikle yardım alarak, satın alabilirsiniz.

Şu bir gerçek, herkeste her ürün aynı etkiyi yapmıyor. Yediklerimiz, içtiğimiz su miktarı farklı olduğundandan terleme oranımız çok farklı.Temiz içerikli birçok ürün denedim. Yine de üşenmeyin karbonat kullanın en iyisi o gerçektenJ

Bilinçli tüketici olmak en güzeli ama değil mi J


Görüşmek üzere…

13 Ekim 2017 Cuma

Çinko Demek Hayat Demek!...

Herkese merhaba....

Çok çok çok önemli bir mineral ile geldim yine 💗 Hafife almayın gerçekten çok önemlidir kendisi ☺️


Neler mi yapıyor hemen anlatıyorum!

İlk önemli nokta; vücutta depolanmıyor bu yüzden vücudumuza ya gıda yolu ile ya da takviye olarak almamız gerekli.

Yaraları iyileştiriyor hemde etkisine cidden inanamazsınız. Eğer derin bir yaranız oluştu ise, çinko içeren bir krem kullanın ve takviye olarak da alın. İyileşme hızına inanmayacaksınız 😎 Defalarca denedim çünkü gerçekten çok sakarım 😉

Vücudunuzdaki birçok metabolik olaylar için gereklidir. Enzimlerden tutunda, vitaminlerin kullanılabilmesine kadar hatta solunum sisteminiz için bile gereklidir.

Benim için yıllardır denediğim kendimde onayladığım diğer önemli etkisi ise bağışıklığı müthiş derecede arttırması! Kendimi halsiz ve hasta olacakmış gibi hissettiğimde takviye olarak alıyorum ve asla antibiyotik vb. ilaçlar kullanmama gerek kalmıyor. Doktor kontrolünde kullanmanızı öneririm sizlere de tabiki ☺️

Yetti mi yok yine yetmedi 😁 Cilt ve saç sağlığınız için tam bir mucize. Işıl ışıl, temiz, sivilcesiz bir cilt ve dökülmeyen parlak saçlar sizi bekliyor olacak. Bunu da denedim ve onayladım uzun zamandır.

Eksikliğinin belirtileri ne derseniz; bağışıklık sistemi bozuklukları, saç kaybı, yaraların yavaş kapanması, el ve tırnaklarda beyaz lekeler, cilt bozuklukları.

Gıdalarda ise en fazla buğday kepeği ve susamda bulunuyor. Dana ciğeri, mercimek, yumurta, kuru maya da aynı şekilde çinko içeriyor ama tabi eğer eksikliğiniz var ise bu gıdalardan aldıklarınız yeterli gelmeyecektir maalesef ☺️

Yine söylüyorum sağlık önemli ☺️ Vücudunuzu tanıyarak, rutin kontroller ile eksikliklerinizi bilerek çok daha sağlıklı bir hayat sizi bekliyor olacaktır ✌️

Görüşmek üzere...😊

Hoşçakalın ☺️

9 Ekim 2017 Pazartesi

İşlenmiş Etlerdeki Nitrat ve Nitrit'e Dikkat!...

Herkese merhaba…

Yine bir sağlık konusu ile geldim sizlere…  J İşlenmiş etler ile aranız nasıl? Bence en azından sabahları salam yiyorsunuzdur J E peki, bakın vücudunuzda nelere sebep oluyor!



Sucuk, salam, sosis, pastırma ayy hepsi işte aklınıza ne geliyorsa daha maalesef hepsi nitrat veya nitrit içeriyor. Çünkü bu katkıları içermek zorundalar. Yoksa hemencicik bozulurlar, renkleri farklılaşır, bakteri üremesi hızlanır J Yani, raf ömrü bunlarla uzatılıyor, bozulma önlenmiş oluyor. İstedikleri kadar limitlere uygun kullansınlar hiç önemli değil, bizim vücudumuz maalesef bu kimyasalları çok zor atıyor.  Neler mi yapıyor bize;

Etteki protein ile etkileşime giriyor ve nutrosaminleri oluşturuyor. Bu da 1 numaralı kanser sebebi oluyor.

Baş ağrısı, nefes sorunları, kaşıntıya sebebiyet veriyor. Vücutta biriktikçe; pankreas kanserine ve en önemlisi de lösemiye sebebiyet verebiliyor. Üstelik lösemi ihtimalini %700 arttırıyor!

Önemli nokta; yetersiz mide asidi salgılayan insanlarda çok daha fazla zararlı oluyor.
Bu katkıların vücudumuza zararlı oldukları bilimsel olarak kanıtlanmış durumda. Pubmed’de araştırırsanız eğer çok fazla akademik makaleye rastlarsınız.

Bile bile de tüketmek gerçekten akılsızlık diyorum. Bir de çocuklara yedirmek yani ne diyebilirim artık.

Geleceğe sağlıklı yatırım için; midenize inen her şeye dikkat edin lütfen. En önemlisi; marketten aldığınız gıdaların etiketlerini lütfen okuyun. Gıdaların içerikleri gördüğünüz gibi gerçekten çok önemli!

Sağlıkla kalın…

Görüşmek üzere…


4 Ekim 2017 Çarşamba

Avene Kuru Ciltler İçin Muhteşem Bir Seri...

Herkese merhabaaaaa…

Sevgili Annesinin Prensesi (Özlem abalacımm canımmm) için söz vermiş olduğum bir yazıyı hemen yayınlamak istedim. Aslında dün yapmam gerekiyordu ama koşturmaktan bir türlü yapamadım J Veee yetmedi bir de söz verdiğim yayını, yüz bakımından kuru ciltler için olarak algıladım ve Avene serisi falan dedim yorumda J Halbuki, sadece eller için sormuş sevgili ablacım J (Ya da ben hala yanlış anlıyorum bilmiyorum 🙈🙉)


Aferin bana kafam neredeydi acaba diyorum ve seriyi anlatıyorum, kuru ciltler buyurun yazıma bu seri cidden tam size göre J (Sevgili Özlem ablacım çok kuru eller için Bepantholden başka hiçbir şey  kullanamıyorum, gerçekten hiçbir şey işe yaramıyor J Olayı yanlış anlamışım diye de senden özür diliyorum J ve seni seviyorum) 😍💗💓

Gelelim bu seriye. Eğer özellikle benim gibi mevsim geçişlerinde ve kış aylarında cildiniz çok kuruyorsa tam size göre. Müthiş bir nem veriyor ve baya bildiğiniz yüzünüz nemden parlıyor.

Temizleyicisi efsane, çok çok iyi. Kullandıktan sonra nemlendirici sürmeseniz bile olur gibi hissediyorsunuz. Kremsi yapıda ve çok güzel kokuyor. Nemlendiricisi ise dediğim gibi yağlı bir yapıda ve cildiniz neme komple doyuyor. Minnak olan ise dudak nemlendiricisi. İşte ona aşığım. Dudak çatlaklarını ondan daha iyi onaran başka bir dudak kremi tanımam! Süper tek kelime ile ;)

Ürünlerin içerikleri zaten gayet temiz. Markaya her zaman güvendim ve ürünlerinde beni hiç yanıltmadı. Sivilcelenme vb. sorun asla olmadı. Ama dediğim gibi sadece cildim çok kuru iken ya da kış aylarında kullanıyorum. Yoksa normal ciltler için bence yağlı olacaktır.

Fiyatını tam hatırlamıyorum ama sanırsam 3 ürünü de aynı kutu içerinde 70-100 tl aralığında bir fiyata almıştım. Ayrı ayrı da alabilirsiniz tabi ihtiyaca göre J


Bir sonraki yazıda görüşmek üzere… J

1 Ekim 2017 Pazar

Bebak Acı Badem Sütü ve Kirpikleriniz :) ...

Uzunnnn bir aradan sonra herkese merhaba…

Ah şu bloğa bir giremedim ya nasıl kızgınım kendime L ama gerçekten çok geçerli sebeplerim vardı hayat baya baya insanı sağa sola sürüklüyormuş iyice öğrendim ve artık bir daha bloğumdan ayrılmamak üzere geldim J Hepinizi de çoook özledim J



Uzunca süredir kullandığım, kesinlikle faydasını gördüğüm bir ürünü de hemen sizlerle paylaşayım da sizde kullanıp bana hak verin J

Kirpikler önemlidir tabi ve yoğunlaşması, uzaması, mini mini yeni kirpikler çıkması bence herkesi mutlu eder. J E mutlu olmakta bu bloğun konsepti oldu artık J  O zaman diyorum ki, nerdeyse herkesin evinde olan Bebak Acı Badem Sütünü yanı başınıza alın J Hatta sabah akşam seve seve kullanın. Çok değil 3-4 hafta sonra inanamayacaksınız kirpiklerinize!

Temizlenmiş yüze, pamuğa döküp göz makyajımı temizlercesine (ki bu amaçla da kullanıyor zaten) kirpiklerime uyguluyorum. Sabah ve akşamları aksatmadan ama! İçerisindeki badem sütü kirpiklerinizi besliyor ve yeni kirpikler çıkartıyor. Ayrıca tüm yüzüme de uyguluyorum çünkü içerisinde Q10 var. Pamuk gibi oluyor cildiniz J

İçeriğinde rahatsız edici hiçbir şey yok. Kokusu bence muhteşem ve fiyatı da gayet uygun. Kesinlikle alıp kullanın derim J

Hepinize sağlıklı musmutlu günler diliyorum… J

Görüşmek üzere…


9 Eylül 2017 Cumartesi

Hametan Krem Mucizesi...

Herkese merhaba…

Cilt sağlığı ile geldim bugün sizlere J Eczacı bir arkadaşımın önerisi ile çook güzel etkisini gördüğüm bir kremden bahsetmek istedim. Annelerin adını ezbere bildiği bir krem bu J Hametan!...

Hametan; hammamelis virginiana (cadı fındığı diye bilinen) etken maddesi olan ve özellikle çocuklarda pişik için kullanılan, krem ve pomad şeklinde eczanelerde satılan bir ilaç. Kremi 30 gr'lık ambalajda ve fiyatı ise yaklaşık 7 lira.

İlk başlarda bir acaba demedim değil yani ama kullanınca gördüm ki Bir Madecassol’a (Madecassol Krem) eş değermiş. ;)

Haftada 1 kez akşam uyumadan önce temizlenmiş cilde uyguluyorum. Kış aylarında ise haftada 2 kez kullanıyorum. Fakat kremini kullanıyorum. Pomad’ı değil. İkisi farklı şeyler ve bundan da bahsetmiştim (Krem ve Pomad Arasındaki Farklar) J

Cilt yenileyici bir krem ve fazla iddialı, haklı da bence J Sivilce izlerini, hafif lekeleri kısa sürede geçiriyor. Ama çok derinde olanları değil. Biraz daha yüzeyselleri yani.

Nemlendirmesi çok çok iyi. Kurudan yağlıya dönük ciltlere gayet uygun. Aşırı yağlı ciltler için bence çok uygun değil ama ;)

Bu kremde Madecassol gibi benim uzun süredir kullandıklarım arasında. Yani denemediğim bir şeyi yine paylaşmadım ;) Umarım sizde memnun kalırsınız J


Resimde birazcık kötü çıkmış ama 🙈

Görüşmek üzere…


5 Eylül 2017 Salı

Zeytinyağı Mucizesi...

Herkese merhaba…

Yine güzel ve sağlıklı bir konu ile geldim sizlere J Tabiki de zeytinyağı! ;)



Faydaları malum saymakla bitmez. Zeytinyağını tüketenler varsa aranızda zaten bana hak verecektir. İnanın ki vücudunuzda kısa sürede değişikliklere şahit oluyorsunuz! Hemen anlatıyorum ;)

Antioksidan, demir, birçok vitamin ve en önemlisi doymamış yağ asidi olan oleik asit içermesi en fazla tüketmenize sebep olacak içeriğidir. Diğer sıvıyağlardan (ki maalesef en fazla Ayçiçek yağı kullanılıyor) en büyük farkı doğal yoldan üretilmiş olması. Yani işlenmiş, yapay olmaması.

Genel faydaları; kalp-damar sağlığı, kolestrol dengesi, yüksek tansiyonu düşürmesi ve tabiki de yaşlanmayı önlemesi, bağırsak sağlığına yardımcı olması kansere savaş açması. Daha ne olsun zaten ama değil mi J

Şimdi gelelim önemli noktalara;

Her sabah 1-2 yemek kaşığı zeytinyağını aç karnına için derim. Cildinizde, saçınızda, karaciğerinizde, sindiriminizde müthiş değişiklik olacak kısa sürede farkı göreceksiniz ;) 2 senedir bunu yapıyorum ve öneriyorum ;)

Kesinlikle güneş ışığına maruz bırakmayın. Eğer hacim olarak tenekede fazla zeytinyağı aldıysanız renkli cam şişelere boşaltın. Sakın aksini yapmayın, çünkü zeytinyağındaki klorofil ışığa karşı hassastır.

Eğer şişede alacaksanız ve ters çevirdiğinizde şişenin dibinde tortu var ise bu yağ kalitesiz demektir! Almayın.

Alacağınız zeytinyağını tükettiğinizde (saf olarak), boğazınız yanmıyor ve zeytin tadını alıyorsanız işte o yağ müthiştir! Alın.

Kesinlikle saf zeytinyağı tüketin. Yine kendi yapacağınız ufak testle ile bunu anlayabilirsiniz. Zeytinyağını çay bardağına koyun ve bardağı kendi etrafında hafifçe sallayın. Zeytinyağı dalgalanıp bardağın kenarında aşağı doğru akıyor ise ve bu akım hızı yavaş ise tamamdır J O zeytinyağı %100 saftır J

Yine söylüyorum kendi doktorunuz olun ve sağlıklı gıdalara yönelin. Yaşam kalitenizi arttırmak sizin elinizde J


Hoşçakalın… 

1 Eylül 2017 Cuma

Bayramda Tükettiklerinize Dikkat!...

Herkese merhaba…

Öncelikle iyi bayramlar…

Peki bayramda ne yemeliyiz? Hemen girdim konuya J



Gün içerisinde az ve sık yeme taraftarıyım ki genelde böyle yapıyorum. Sizde buna dikkat ederseniz kesinlikle olduğunuz kiloyu korursunuz ;)

Bayramın ilk günlerinde eğer kurban eti tüketecekseniz (ki bunun taraftarı hiç değilim), dinlenmemiş et olacaktır ve kesinlikle diş ve mide sorunlarına yol açacaktır. Aşırı derecede sindirim sorunu çekersiniz. Eğer illaki tüketeceğim derseniz o halde parça et yerine kıyma olarak tüketmeniz daha faydalı olacaktır. Yok ya ben yine de parça et tüketeceğim derseniz de, düdüklü tencerede iyice haşlanmış ve sonrada fırında pişirilmiş olması daha iyi olacaktır ;)
Sakatata da dikkat edin derim çünkü yüksek derecede kolestrol problemi yaratıyor. Kalp-damar hastalarının özellikle dikkat etmesi gerekli.

Son olarak, o et ile çiğ köfte vb. sakın sakın yapmayın J Muhtemelen 72 saat içerinde hasta olacaksınızdır. Çünkü müthiş derecede bakteri alacaksınız vücudunuza!

Etlerin kesildiği tahta ve bıçak çok çok iyi dezenfekte edilmelidir. Şöyle bir sudan az temizleyici ile geçireyim de dur birde meyve sebze doğrayayım derseniz, çok değil 48 saat içerisinde topladınız yine bakterileri demektir J

Bayram ziyaretlerinde kimseyi kırmamak adına midenizi de doldurmayın bence. Sonra o 3-4 günde bir beden genişleyerek sonrasında psikolojik sorunlar yaşarsınız J Kibarca yememek en doğrusu ;)

O kadar çok dikkat edilmesi gerekli noktalar var ki! Aman dikkat diyorum ve görüşmek üzere…


Sağlıkla kalın…

29 Ağustos 2017 Salı

İşte Size Mutlu Yaşam İksiri... :)

Selammm…

Sağlık dedim tutturdum gidiyorum valla J Süper bir sabah başlangıcı ile sizlerleyim J J

Üşenmeyin yapın derim ama her sabah taze olması lazım. Fazla yapayım da, stoktan öbür günde içerim yok J İşte size mutlu yaşam iksiri tarifi J



Taze yarım limonun suyunu bir bardağa sıkıyorsunuz. Üzerine çay kaşığının ucu ile toz zencefil ekliyorsunuz. Aynı miktarda toz tarçın ve yine çay kaşığı ucu ile zerdaçal ekleyin. 1 yemek kaşığı da organik elma sirkesi ilave edin. En son ise; kaynamış sonrada hafif ılımış içme suyunu ekliyorsunuz. (su ilavesi ile bardağın 3'te biri dolmuş olmalı, tam 1 bardak olmaması lazım).

Evettt, bu berbat tada sahip içeceği içiyorsunuz J Tek seferde için derim. Bir anda yutun gitsin J J Ne mi yapıyor size? Enerji veriyor, gün boyu hemde J Bağışıklığınız güçleniyor. Hastalıklara elveda diyorsunuz. Antibakteriyel olduğundan mikroplar ağlamaya başlıyor J

Bir kez olsun deneyin derim. Alıştırın kendinizi bence, çünkü faydasını göreceksiniz eminim ;) Belki azıcık bal ekleyebilirsiniz tadı için ama şeker katmasanız daha iyi olur derim J

Sonra üzerine yine normal suyunuzu içip, biraz bekleyip kahvaltınızı yapabilirsiniz. Vücudu dinç tutmak, ilaç asla tüketmemek, sağlıklı beslenmek geleceğe yatırım demektir ;)

Resimde bulanık olmuş ama :) :)


Görüşmek üzere…

26 Ağustos 2017 Cumartesi

Egzamadan Nasıl Kurtuldum!...

Herkese merhaba…

Egzama başa bela, sürekli tekrarlayan tam bir illet ve ben bu illetle 3 sene savaştım. Doktor doktor gezdim ama en sonunda yenmeyi başardım. Hemen anlatıyorum…



Öncelikle tabiki de doktorların vermiş olduğu kortizon içeren kremler kullanmıştım. Fakat maalesef kalıcı tedavi sağlamadı. Ki bunu doktorlarım da belirtiyordu zaten. Herhangi bir stres durumunda hemen tetikleniyordu ve tekrardan hastalık başlıyordu.

Bloğu ilk açmaya karar verdiğim zamanlarda (8 ay olmuş bu arada, iyiki tanımışım hepinizi 🙋🏻 J), daha fazla araştırma yapıyordum ve bir blogda çay ağacına rastlamıştım. (Keşke o sevgili blogger arkadaşımı bulabilsem ama bir türlü bulamadım L).  Kremleri bir kenara attım ve çay ağacı yağını düzenli olarak kullanmaya başladım. Gerçekten inanamadım çünkü sadece 1 günde egzamadan eser kalmadı! Sıfır abartı ;)

Ama acaba tekrarlar mı diye düşündüm. Sadece son 1 sene boyunca 1 kez tekrarladı ve yine hemen çay ağacı yağını pamuk yardımıyla kullandım. Sonuç yine aynı egzamaya elveda J J
Bir de son yıllarda beslenme şeklimi komple değiştirdim. İşlenmiş gıdayı hayatımdan tamamen çıkardım. Çünkü biliyorum ki içeriklerindeki katkılar (özellikle de gıda koruyucularından benzoik asit başı çekiyor) egzamayı tetikliyor.

Tüketilmemesi gereken de 3 önemli gıda var. Domates, patlıcan ve sarımsak! Evet aslında bu üçlü gayet faydalı ama egzama için öyle değil maalesef! Sadece sarımsağı arada tükettim o kadar J

Son belirtmek istediğim ise; yine her zamanki gibi probiyotik! Bağışıklık güçlendikçe kronik egzama da yok oluyor J

Umarım böyle bir sorun yaşayanınız yoktur ama var ise de yine umuyorum ki yardımcı olmuş olurum ;)


Sağlıkla kalın, görüşmek üzere…

24 Ağustos 2017 Perşembe

The Body Shop Honey Bronze Dry Oil (Kuru Yağ)...

Herkese selamm!...

Yazın son demlerinde hemen beğenerek kullandığım bir üründen bahsetmek istedim sizlere J Uzun zamandır aklımdaydı ama nedense bir türlü bu ürüne fırsat bulamamışım J

The Body Shop’tan aldığım kuru yağ J Kokusu efsane (nuxe ile yarışır), kullanımından sonraki kalıcılığı müthiş ve gerçekten çok iyi derecede cildinizi yumuşatıyor J

Nuxe kuru yağı da kullandım ama The Body Shop’ın bu ürünündeki simler kesinlikle daha güzel. En önemlisi hafif bir ışıltı veriyor. Nuxe bana daha parlak gelmişti açıkçası, o yüzden aman aman beğenmemiştim J

Bronz tene müthiş yakışıyor. Çok hızlı kuruyor ve asla kıyafetinize bulaşmıyor. 100 mL’lik cam şişede bulunuyor. Damlalık formunda ve bu sebeple de kullanımı kolay. Çok hafif bronzluk veriyor. Uzun süre kullanırsınız, bitmek bilmiyor çünkü J
Ben saçıma da kullandım ve memnun kaldım J

Kokusunu genelde beğenmeyenler olmuş ama kişiye göre değişir bence. Ben gerçekten çok sevdim J Fiyatı 69,90 tl ama şuan indirimde ve 55.90 tl.

İki renk tonu var bildiğim kadarıyla. Bendeki 1 numara olanı J Mağaza danışmanı renk konusunda zaten yardımcı oluyor, testerını denemenizde fayda var tabiki ;)

Görüşmek üzere…


21 Ağustos 2017 Pazartesi

Candida... (Üşenmeyin Okuyun Lütfen)!...

Selam…

Candida hakkında bilgiye sahip misiniz? Hiç masum değil, hem de hiç! Hemen anlatıyorum J
Bu bakteri (maya) vücudunuzda var ise (bağırsaklarınızda) sizi çok samimi söylüyorum ölüme kadar götürüyor. Bağırsaklarınızdan tüm vücudunuza yayılıyor ve organlarınıza büyük ölçüde zarar veriyor. Bir maya mantarı ve yaptığı hastalığa da Candiasis deniliyor.

Candiasis, obezite, diyabet, kalp-damar hastalıkları, hormon bozuklukları, kanser (ki bu önemli), alerji, hiperaktivite, unutkanlık, sinir sistemi sorunları gibi başlıca en kötü hastalıklara zemin hazırlar.


İlaç veya gıda diye tükettiğimiz şeyler hep söylüyorum önce bağırsak florasını bozar. (defalarca anlattım, bağırsaklar artık insanın ikinci beyni olarak kabul ediliyor). Eğer bağırsaklarınızda flora sorunu var ise; yani zararlı bakteriler yararlılardan fazla ise (probiyotiklerden) vay halinize! Bağırsak geçirgenliğiniz artmış demektir ve bu durumda da kanınıza geçmemesi gerekli olan sindirilmeyen maddeler, katkılar, ağır metaller ve Candida da aynı şeklide (maya mantarıdır) kılcal damarlara ulaşır ve organlarda hasara sebep olur.

Peki bu illet sizin vücudunuza nasıl giriyor? İlk sebep; beslenme hatasıdır. Devamı şekerli gıda tüketimi, karbonhidrat ağırlıklı beslenme, fazla antibiyotik kullanımı, faydalı yağlardan kaçmak (zeytinyağı omega 3 gibi), aşırı çay tüketimi ve yanlış uygulanan tedaviler!

Belirtileri;
Genelde şeker hastalarının belirtilerine benzer.
Karaciğer bozukluğu ise ikinci sırada. Sebebi mantarlar aynı zamanda alkol üretir, yani şekeri alkole dönüştürür bağırsakta. Oluşan alkolde karaciğere zarardır.
Eklem ve kas ağrıları da belirtidir. Sebebi; mantarların çoğalması sırasındaki metabolizma ürünleridir.
Gaz-şişkinlik de aynı şekilde başlıca belirtiler arasındadır.

Bir de bunun evde yapılan basit bir testi var imiş. Araştırırken öğrendim ve denedim J Hemen anlatayım. Sabah uyandığınızda yapmalısınız. Yani hiçbir şey yemeden içmeden. Bir bardak içme suyuna tükürün (!) ve bunu 15 dk. boyunca izleyin, eğer tükürük suyun üzerinde ise; gayet sağlıklı bir bağırsak floranız var demektir. Dibe çöküyor ise bozuk floranız var demektir.

Peki, var ise nasıl kurtulacağız bundan derseniz; tabiki de probiyotik!!!  Asla hayatımdan çıkarmadığım sürekli 3 ay ara vermeden kullanıp 15 gün ara verip tekrar 3 ay kullanmaya devam ettiğim mucize! İlk yayınımda anlatmıştım (En iyi dostlarımız probiyotikler). Sıfır yan etki ve zarar, aşırı sağlıklı bir hayat! İhmal etmeyin lütfen kullanın. Çevremdeki herkes uzun süredir benim zorumla kullanıp,  bana inanınki şuan teşekkür ediyorlar J


Umarım hepinizin bağırsak sağlığı iyidir diyorum ve görüşmek üzere…

18 Ağustos 2017 Cuma

Neden Bir Su Pınarı Kullanmalısınız?

Buzdolabını açtığınızda dışı buğulanmış pet su şişeleri görmek istemiyorsanız, içtiğiniz suyun sıcaklığını kontrol edebilmek ve hem hijyenik, hem de pratik bir şekilde su içmek istiyorsanız, bir su pınarı kullanmanın zamanı gelmiş demektir. Sanılanın aksine, su pınarları ofislere özgü cihazlar değiller. Evde de rahatlıkla kullanılabiliyorlar, aynı benim yaptığım gibi. Plastik bir pompaya basarak su doldurmaktan sıkıldıysanız ve o plastik pompaların kanserojen maddeler içerdiğini biliyorsanız, sizin de su sebili kullanmanız gerekiyor. Pratik, hijyenik, sağlıklı ve lezzetli: Suyunuz tüm bu özellikleri taşımalı.

Ne yazık ki, piyasadaki su sebillerinin çoğunun üretim kalitesi son derece düşük. Çoğu, maliyeti düşürmek için plastik hazneler ve bölmeler kullanıyor. Bu tarz su sebillerinden uzak durun, zira damacana sulara kıyasla hiçbir faydaları bulunmuyor. Hatta daha sağlıksız oldukları bile söylenebilir, zira plastik bölmeler kısa süre içinde kireç tutup suyun lezzetini değiştiriyor. Yeni su sebili mevzuatına uygun, paslanmaz çelikten imal edilmiş hazne ve bölmelere sahip sebiller tercih etmelisiniz: Uğur Soğutma tarafından üretilen USP 20 D, tüm bu özellikleri taşıyor. 

                                                        
Tek avantajı bu değil elbette, USP 20 D üç musluğa sahip. Bu durum zannettiğinizden daha önemli, zira sıcak ve soğuk su musluklarına ek olarak normal su musluğu bulundurması, hava sıcaklığı uygunsa suyu doğal sıcaklığında içmenizi sağlıyor. Sıcak/soğuk musluklarla oynayarak ideal su sıcaklığını yakalamaya çalışan (ve başaramayan) herkes, bu özelliği takdir edecektir. Soğuk su bölmesi saatte 5 litre, sıcak su bölmesi ise saatte 2 litre su kapasitesine sahip, yani en kalabalık ailelerin (veya ofislerin) bile ihtiyacını rahatlıkla karşılayabiliyor. Suyu 5 dereceye kadar soğutabilen, 85 dereceye kadar da ısıtabilen USP 20 D, tüm standart damacanalar ile uyumlu. Alt kısmında da kapalı bir muhafaza alanı bulunuyor: Benim yaptığım gibi, yedek damacanayı burada depolayabilirsiniz. Yaklaşık bir aydan beri kullandığım USP 20 D, tüm beklentilerini karşıladı ve uygun bir fiyata son derece kaliteli bir su sebili sahibi olmamı sağladı. Gönül rahatlığı ile tavsiye ettiğim bu modeli https://satis.ugur.com.tr/item/usp-20-d/100017 adresinden peşin fiyatına 12 taksitle satın alabilirsiniz. 

                                             

Bir boomads advertorial içeriğidir.

17 Ağustos 2017 Perşembe

Amalgam Dolguya (siyah dolgu) Dikkat!...

Herkese merhaba tekrardan J

Şuanda bizde gündemde olan bir konuyu sizlerle paylaşmak istedim. Dişlerinizde amalgam dolgu (siyah diş dolgusu) var mı? Evet ise cevabınız, buyurun yazıma ;)


Amalgam; civanın başka bir metal ile yapmış olduğu kimyasal maddelere verilen genel bir isimdir. Demir harici bütün metaller civa ile amalgam oluşturabilir. Yani dolgudaki özümüz civa olmuş oluyor. Peki civanın sağlığa zararı var mı derseniz evet hem de nasıl!

Civa toksik bir metaldir. İnsan derisinden emilir, buhar yolu ile solunumdan vücuda geçer ve sağlık sorunlarına sebep olur. Bu sebeple; kullanımda kısıtlamalar vardır ve kapalı kaplarda saklanır.

Doğada en sık civaya maruz kalma sebebi tüketilen balıklardır. Bir diğer kaynağı fluoresan lambalar veya civa içeren pillerden salınan civadır. 3 çeşit civa formu vardır ve amalgam dolgudaki elementer civadır. Bu tür civa buharlaşır ve solunum yolu ile vücuda girer. (Balıktan alınan da en tehlikesi bu arada çünkü sindirim sistemi ile alınıyor).

Peki size zararı nedir? Vücudunuza yavaş yavaş yayılarak kronik civa zehirlenmesine neden olabiliyor. Literatürde iyice araştırdım ve en fazla görülen etkileri şunlar; saç dökülmesi, baş ağrısı, romatizma ve eklem iltihabı, sık gribal enfeksiyon ve psikolojik sorunlar. 160 kişi üzerinden sonuca varılmış ve şikayetleri ile sağlık kuruluşlarına başvurduklarında; teşhis konulamamış.  Amalgam dolgularının çıkartılması ile durumları tamamen iyileşmiş!
Otopsi çalışmalarında ise; aynı şekilde dişinizdeki civa oranı beyin ve böbreklerdeki civa oranınıza eşit çıkmış.

Peki diyelim ki sizde de var ve kompozit dolguya çevirmek istemiyorsunuz. O halde dikkat etmeniz gerekenler;

Limonlu ve sirkeli gıdalar civayı söker bu sebeple uzak durmalısınız.
Sakız aynı şekilde civayı söküyor bilginize.
Bir de aşırı sıcak yiyecek ve içecekler de civayı buharlaştırıp vücudunuza girmesini sağlıyor buna da dikkat diyorum. 

Ki bence en güzeli amalgam dolgunuzu kompozit dolguya çevirttirin derim. Yurt dışında bu işi bile artık diş hekimleri özel kıyafetler ile yapıyorlar ki amalgamı çıkartırken açığa çıkan civadan etkilenmesinler diye. Gerisini artık siz düşünün diyorum J


Görüşmek üzere…

15 Ağustos 2017 Salı

Meyve Suları Hakkında...

Herkese merhaba…

Yine bir sağlık bilgisi ile geldim J Yıllardır asla içmediğim, tadını unuttuğum meyve suları hakkında karşınızdayım J


Bilmiyorum ne sıklıkta tüketiyorsunuz veya benim gibi asla diyenlerden misiniz ama inanın hiç masum değiller! Sana kalsa ne tüketeceğiz biz ya diyenler vardır eminim ama vallahi benim suçum yok J İçeriği temiz bir şey kalmadı maalesef!

İlk olumsuzlukla başlayayım. Tabiki de içeriğindeki şeker… Anormal düzeyde glikozunuzu fırlatıyor ve bu zaten başlı başlına yeterli. Çünkü şeker insanı gerçekten öldürüyor. Tümör besler, iç hastalıklar başlar, cilt bozulur bu şekilde uzar da gider. Yüksek kan şekeri vücutta yağa dönüşür ve sadece karın bölgesinde değil karaciğer başta olmakla beraber organlarınızda yağ birikmesine neden olur.

He sanmayın ki içerisindeki meyvenin kendi şekeri (früktoz). Tabiki de ek var içinde. Glikoz-fruktoz şurupları. Aman diyorum başlı başlına bir zehir. Kaçın yani!
Yetti mi yetmedi J İçindeki katkılar ne oluyor? Tabiki de zehir görevi görüyor yine. Özellikle şeker ile etkileşime geçerek daha zararlı hale geliyorlar.

Ne mi öneririm? Taze meyvenin evde kendiniz tarafından sıkılmış suyunu. Üşenmeyin çocuklarınıza yapın bunu. Ama tabi meyveleri de orantılı kullanarak. Onlardan da çok fazla meyve şekeri almamak lazım. Kısaca abartmadan yani. Mesela üzüm, kavun, karpuz gibi meyvelerin glisemik indeksi (Glisemik İndeks Hakkında) çok yüksek o yüzden aşırıya kaçmadan sıkın derim.

Sağlıkla kalın…

Görüşmek üzere…


13 Ağustos 2017 Pazar

Yves Rocher Vinaigre De Rinçage... (Parlatıcı Saç Güzellik İksiri)

Herkese selam…

Bu kez ürün paylaşımı ile geldim J Yves Rocher’den yine tabiki :D Bayılarak kullanıyorum, neredeyse bütün ürünlerini hem de!


Bu üründe, saçlarının cansız ve soluk olduğunu düşünenlere gelsinn ;) Parlatıcı saç güzellik iksiri diye geçiyor kendisi ve bunu yapıyor mu? Vallahi yapıyor J

Benim için önemli olan ilk unsur tabiki de bitkisel içerikli olması. Silikon, paraben içermemesi de bonus yine J Ürünün içeriğinde frambuaz sirkesi var ve görevi saçınızı kirece karşı koruyarak parlaklık kazandırmak!

Kullanımı ise; saçlarınızı yıkadıktan sonra, son durulama suyunda kullanıyorsunuz. Ve yine bol su ile duruluyorsunuz.

Anormal derecede parlaklık, ipeksi bir saç evet yapıyor. Haftada 1 veya 2 kez kullanıyorum. 150 mL.lik bir şişede. Az gibi dursa da gayet uzun gidiyor J

Fiyatı 29,90 ama sanırsam şuan yine indirimde 23,90 olması gerekiyor J

Aşırı memnun kaldığım ürünleri paylaşmaya çalışıyorum. Umarım sizde memnun kalırsınız!


Görüşmek üzere…

Not: Ürünü kendim temin ettim..