9 Eylül 2017 Cumartesi

Hametan Krem Mucizesi...

Herkese merhaba…

Cilt sağlığı ile geldim bugün sizlere J Eczacı bir arkadaşımın önerisi ile çook güzel etkisini gördüğüm bir kremden bahsetmek istedim. Annelerin adını ezbere bildiği bir krem bu J Hametan!...

Hametan; hammamelis virginiana (cadı fındığı diye bilinen) etken maddesi olan ve özellikle çocuklarda pişik için kullanılan, krem ve pomad şeklinde eczanelerde satılan bir ilaç. Kremi 30 gr'lık ambalajda ve fiyatı ise yaklaşık 7 lira.

İlk başlarda bir acaba demedim değil yani ama kullanınca gördüm ki Bir Madecassol’a (Madecassol Krem) eş değermiş. ;)

Haftada 1 kez akşam uyumadan önce temizlenmiş cilde uyguluyorum. Kış aylarında ise haftada 2 kez kullanıyorum. Fakat kremini kullanıyorum. Pomad’ı değil. İkisi farklı şeyler ve bundan da bahsetmiştim (Krem ve Pomad Arasındaki Farklar) J

Cilt yenileyici bir krem ve fazla iddialı, haklı da bence J Sivilce izlerini, hafif lekeleri kısa sürede geçiriyor. Ama çok derinde olanları değil. Biraz daha yüzeyselleri yani.

Nemlendirmesi çok çok iyi. Kurudan yağlıya dönük ciltlere gayet uygun. Aşırı yağlı ciltler için bence çok uygun değil ama ;)

Bu kremde Madecassol gibi benim uzun süredir kullandıklarım arasında. Yani denemediğim bir şeyi yine paylaşmadım ;) Umarım sizde memnun kalırsınız J


Resimde birazcık kötü çıkmış ama 🙈

Görüşmek üzere…


5 Eylül 2017 Salı

Zeytinyağı Mucizesi...

Herkese merhaba…

Yine güzel ve sağlıklı bir konu ile geldim sizlere J Tabiki de zeytinyağı! ;)



Faydaları malum saymakla bitmez. Zeytinyağını tüketenler varsa aranızda zaten bana hak verecektir. İnanın ki vücudunuzda kısa sürede değişikliklere şahit oluyorsunuz! Hemen anlatıyorum ;)

Antioksidan, demir, birçok vitamin ve en önemlisi doymamış yağ asidi olan oleik asit içermesi en fazla tüketmenize sebep olacak içeriğidir. Diğer sıvıyağlardan (ki maalesef en fazla Ayçiçek yağı kullanılıyor) en büyük farkı doğal yoldan üretilmiş olması. Yani işlenmiş, yapay olmaması.

Genel faydaları; kalp-damar sağlığı, kolestrol dengesi, yüksek tansiyonu düşürmesi ve tabiki de yaşlanmayı önlemesi, bağırsak sağlığına yardımcı olması kansere savaş açması. Daha ne olsun zaten ama değil mi J

Şimdi gelelim önemli noktalara;

Her sabah 1-2 yemek kaşığı zeytinyağını aç karnına için derim. Cildinizde, saçınızda, karaciğerinizde, sindiriminizde müthiş değişiklik olacak kısa sürede farkı göreceksiniz ;) 2 senedir bunu yapıyorum ve öneriyorum ;)

Kesinlikle güneş ışığına maruz bırakmayın. Eğer hacim olarak tenekede fazla zeytinyağı aldıysanız renkli cam şişelere boşaltın. Sakın aksini yapmayın, çünkü zeytinyağındaki klorofil ışığa karşı hassastır.

Eğer şişede alacaksanız ve ters çevirdiğinizde şişenin dibinde tortu var ise bu yağ kalitesiz demektir! Almayın.

Alacağınız zeytinyağını tükettiğinizde (saf olarak), boğazınız yanmıyor ve zeytin tadını alıyorsanız işte o yağ müthiştir! Alın.

Kesinlikle saf zeytinyağı tüketin. Yine kendi yapacağınız ufak testle ile bunu anlayabilirsiniz. Zeytinyağını çay bardağına koyun ve bardağı kendi etrafında hafifçe sallayın. Zeytinyağı dalgalanıp bardağın kenarında aşağı doğru akıyor ise ve bu akım hızı yavaş ise tamamdır J O zeytinyağı %100 saftır J

Yine söylüyorum kendi doktorunuz olun ve sağlıklı gıdalara yönelin. Yaşam kalitenizi arttırmak sizin elinizde J


Hoşçakalın… 

1 Eylül 2017 Cuma

Bayramda Tükettiklerinize Dikkat!...

Herkese merhaba…

Öncelikle iyi bayramlar…

Peki bayramda ne yemeliyiz? Hemen girdim konuya J



Gün içerisinde az ve sık yeme taraftarıyım ki genelde böyle yapıyorum. Sizde buna dikkat ederseniz kesinlikle olduğunuz kiloyu korursunuz ;)

Bayramın ilk günlerinde eğer kurban eti tüketecekseniz (ki bunun taraftarı hiç değilim), dinlenmemiş et olacaktır ve kesinlikle diş ve mide sorunlarına yol açacaktır. Aşırı derecede sindirim sorunu çekersiniz. Eğer illaki tüketeceğim derseniz o halde parça et yerine kıyma olarak tüketmeniz daha faydalı olacaktır. Yok ya ben yine de parça et tüketeceğim derseniz de, düdüklü tencerede iyice haşlanmış ve sonrada fırında pişirilmiş olması daha iyi olacaktır ;)
Sakatata da dikkat edin derim çünkü yüksek derecede kolestrol problemi yaratıyor. Kalp-damar hastalarının özellikle dikkat etmesi gerekli.

Son olarak, o et ile çiğ köfte vb. sakın sakın yapmayın J Muhtemelen 72 saat içerinde hasta olacaksınızdır. Çünkü müthiş derecede bakteri alacaksınız vücudunuza!

Etlerin kesildiği tahta ve bıçak çok çok iyi dezenfekte edilmelidir. Şöyle bir sudan az temizleyici ile geçireyim de dur birde meyve sebze doğrayayım derseniz, çok değil 48 saat içerisinde topladınız yine bakterileri demektir J

Bayram ziyaretlerinde kimseyi kırmamak adına midenizi de doldurmayın bence. Sonra o 3-4 günde bir beden genişleyerek sonrasında psikolojik sorunlar yaşarsınız J Kibarca yememek en doğrusu ;)

O kadar çok dikkat edilmesi gerekli noktalar var ki! Aman dikkat diyorum ve görüşmek üzere…


Sağlıkla kalın…

29 Ağustos 2017 Salı

İşte Size Mutlu Yaşam İksiri... :)

Selammm…

Sağlık dedim tutturdum gidiyorum valla J Süper bir sabah başlangıcı ile sizlerleyim J J

Üşenmeyin yapın derim ama her sabah taze olması lazım. Fazla yapayım da, stoktan öbür günde içerim yok J İşte size mutlu yaşam iksiri tarifi J



Taze yarım limonun suyunu bir bardağa sıkıyorsunuz. Üzerine çay kaşığının ucu ile toz zencefil ekliyorsunuz. Aynı miktarda toz tarçın ve yine çay kaşığı ucu ile zerdaçal ekleyin. 1 yemek kaşığı da organik elma sirkesi ilave edin. En son ise; kaynamış sonrada hafif ılımış içme suyunu ekliyorsunuz. (su ilavesi ile bardağın 3'te biri dolmuş olmalı, tam 1 bardak olmaması lazım).

Evettt, bu berbat tada sahip içeceği içiyorsunuz J Tek seferde için derim. Bir anda yutun gitsin J J Ne mi yapıyor size? Enerji veriyor, gün boyu hemde J Bağışıklığınız güçleniyor. Hastalıklara elveda diyorsunuz. Antibakteriyel olduğundan mikroplar ağlamaya başlıyor J

Bir kez olsun deneyin derim. Alıştırın kendinizi bence, çünkü faydasını göreceksiniz eminim ;) Belki azıcık bal ekleyebilirsiniz tadı için ama şeker katmasanız daha iyi olur derim J

Sonra üzerine yine normal suyunuzu içip, biraz bekleyip kahvaltınızı yapabilirsiniz. Vücudu dinç tutmak, ilaç asla tüketmemek, sağlıklı beslenmek geleceğe yatırım demektir ;)

Resimde bulanık olmuş ama :) :)


Görüşmek üzere…

26 Ağustos 2017 Cumartesi

Egzamadan Nasıl Kurtuldum!...

Herkese merhaba…

Egzama başa bela, sürekli tekrarlayan tam bir illet ve ben bu illetle 3 sene savaştım. Doktor doktor gezdim ama en sonunda yenmeyi başardım. Hemen anlatıyorum…



Öncelikle tabiki de doktorların vermiş olduğu kortizon içeren kremler kullanmıştım. Fakat maalesef kalıcı tedavi sağlamadı. Ki bunu doktorlarım da belirtiyordu zaten. Herhangi bir stres durumunda hemen tetikleniyordu ve tekrardan hastalık başlıyordu.

Bloğu ilk açmaya karar verdiğim zamanlarda (8 ay olmuş bu arada, iyiki tanımışım hepinizi 🙋🏻 J), daha fazla araştırma yapıyordum ve bir blogda çay ağacına rastlamıştım. (Keşke o sevgili blogger arkadaşımı bulabilsem ama bir türlü bulamadım L).  Kremleri bir kenara attım ve çay ağacı yağını düzenli olarak kullanmaya başladım. Gerçekten inanamadım çünkü sadece 1 günde egzamadan eser kalmadı! Sıfır abartı ;)

Ama acaba tekrarlar mı diye düşündüm. Sadece son 1 sene boyunca 1 kez tekrarladı ve yine hemen çay ağacı yağını pamuk yardımıyla kullandım. Sonuç yine aynı egzamaya elveda J J
Bir de son yıllarda beslenme şeklimi komple değiştirdim. İşlenmiş gıdayı hayatımdan tamamen çıkardım. Çünkü biliyorum ki içeriklerindeki katkılar (özellikle de gıda koruyucularından benzoik asit başı çekiyor) egzamayı tetikliyor.

Tüketilmemesi gereken de 3 önemli gıda var. Domates, patlıcan ve sarımsak! Evet aslında bu üçlü gayet faydalı ama egzama için öyle değil maalesef! Sadece sarımsağı arada tükettim o kadar J

Son belirtmek istediğim ise; yine her zamanki gibi probiyotik! Bağışıklık güçlendikçe kronik egzama da yok oluyor J

Umarım böyle bir sorun yaşayanınız yoktur ama var ise de yine umuyorum ki yardımcı olmuş olurum ;)


Sağlıkla kalın, görüşmek üzere…

24 Ağustos 2017 Perşembe

The Body Shop Honey Bronze Dry Oil (Kuru Yağ)...

Herkese selamm!...

Yazın son demlerinde hemen beğenerek kullandığım bir üründen bahsetmek istedim sizlere J Uzun zamandır aklımdaydı ama nedense bir türlü bu ürüne fırsat bulamamışım J

The Body Shop’tan aldığım kuru yağ J Kokusu efsane (nuxe ile yarışır), kullanımından sonraki kalıcılığı müthiş ve gerçekten çok iyi derecede cildinizi yumuşatıyor J

Nuxe kuru yağı da kullandım ama The Body Shop’ın bu ürünündeki simler kesinlikle daha güzel. En önemlisi hafif bir ışıltı veriyor. Nuxe bana daha parlak gelmişti açıkçası, o yüzden aman aman beğenmemiştim J

Bronz tene müthiş yakışıyor. Çok hızlı kuruyor ve asla kıyafetinize bulaşmıyor. 100 mL’lik cam şişede bulunuyor. Damlalık formunda ve bu sebeple de kullanımı kolay. Çok hafif bronzluk veriyor. Uzun süre kullanırsınız, bitmek bilmiyor çünkü J
Ben saçıma da kullandım ve memnun kaldım J

Kokusunu genelde beğenmeyenler olmuş ama kişiye göre değişir bence. Ben gerçekten çok sevdim J Fiyatı 69,90 tl ama şuan indirimde ve 55.90 tl.

İki renk tonu var bildiğim kadarıyla. Bendeki 1 numara olanı J Mağaza danışmanı renk konusunda zaten yardımcı oluyor, testerını denemenizde fayda var tabiki ;)

Görüşmek üzere…


21 Ağustos 2017 Pazartesi

Candida... (Üşenmeyin Okuyun Lütfen)!...

Selam…

Candida hakkında bilgiye sahip misiniz? Hiç masum değil, hem de hiç! Hemen anlatıyorum J
Bu bakteri (maya) vücudunuzda var ise (bağırsaklarınızda) sizi çok samimi söylüyorum ölüme kadar götürüyor. Bağırsaklarınızdan tüm vücudunuza yayılıyor ve organlarınıza büyük ölçüde zarar veriyor. Bir maya mantarı ve yaptığı hastalığa da Candiasis deniliyor.

Candiasis, obezite, diyabet, kalp-damar hastalıkları, hormon bozuklukları, kanser (ki bu önemli), alerji, hiperaktivite, unutkanlık, sinir sistemi sorunları gibi başlıca en kötü hastalıklara zemin hazırlar.


İlaç veya gıda diye tükettiğimiz şeyler hep söylüyorum önce bağırsak florasını bozar. (defalarca anlattım, bağırsaklar artık insanın ikinci beyni olarak kabul ediliyor). Eğer bağırsaklarınızda flora sorunu var ise; yani zararlı bakteriler yararlılardan fazla ise (probiyotiklerden) vay halinize! Bağırsak geçirgenliğiniz artmış demektir ve bu durumda da kanınıza geçmemesi gerekli olan sindirilmeyen maddeler, katkılar, ağır metaller ve Candida da aynı şeklide (maya mantarıdır) kılcal damarlara ulaşır ve organlarda hasara sebep olur.

Peki bu illet sizin vücudunuza nasıl giriyor? İlk sebep; beslenme hatasıdır. Devamı şekerli gıda tüketimi, karbonhidrat ağırlıklı beslenme, fazla antibiyotik kullanımı, faydalı yağlardan kaçmak (zeytinyağı omega 3 gibi), aşırı çay tüketimi ve yanlış uygulanan tedaviler!

Belirtileri;
Genelde şeker hastalarının belirtilerine benzer.
Karaciğer bozukluğu ise ikinci sırada. Sebebi mantarlar aynı zamanda alkol üretir, yani şekeri alkole dönüştürür bağırsakta. Oluşan alkolde karaciğere zarardır.
Eklem ve kas ağrıları da belirtidir. Sebebi; mantarların çoğalması sırasındaki metabolizma ürünleridir.
Gaz-şişkinlik de aynı şekilde başlıca belirtiler arasındadır.

Bir de bunun evde yapılan basit bir testi var imiş. Araştırırken öğrendim ve denedim J Hemen anlatayım. Sabah uyandığınızda yapmalısınız. Yani hiçbir şey yemeden içmeden. Bir bardak içme suyuna tükürün (!) ve bunu 15 dk. boyunca izleyin, eğer tükürük suyun üzerinde ise; gayet sağlıklı bir bağırsak floranız var demektir. Dibe çöküyor ise bozuk floranız var demektir.

Peki, var ise nasıl kurtulacağız bundan derseniz; tabiki de probiyotik!!!  Asla hayatımdan çıkarmadığım sürekli 3 ay ara vermeden kullanıp 15 gün ara verip tekrar 3 ay kullanmaya devam ettiğim mucize! İlk yayınımda anlatmıştım (En iyi dostlarımız probiyotikler). Sıfır yan etki ve zarar, aşırı sağlıklı bir hayat! İhmal etmeyin lütfen kullanın. Çevremdeki herkes uzun süredir benim zorumla kullanıp,  bana inanınki şuan teşekkür ediyorlar J


Umarım hepinizin bağırsak sağlığı iyidir diyorum ve görüşmek üzere…

18 Ağustos 2017 Cuma

Neden Bir Su Pınarı Kullanmalısınız?

Buzdolabını açtığınızda dışı buğulanmış pet su şişeleri görmek istemiyorsanız, içtiğiniz suyun sıcaklığını kontrol edebilmek ve hem hijyenik, hem de pratik bir şekilde su içmek istiyorsanız, bir su pınarı kullanmanın zamanı gelmiş demektir. Sanılanın aksine, su pınarları ofislere özgü cihazlar değiller. Evde de rahatlıkla kullanılabiliyorlar, aynı benim yaptığım gibi. Plastik bir pompaya basarak su doldurmaktan sıkıldıysanız ve o plastik pompaların kanserojen maddeler içerdiğini biliyorsanız, sizin de su sebili kullanmanız gerekiyor. Pratik, hijyenik, sağlıklı ve lezzetli: Suyunuz tüm bu özellikleri taşımalı.

Ne yazık ki, piyasadaki su sebillerinin çoğunun üretim kalitesi son derece düşük. Çoğu, maliyeti düşürmek için plastik hazneler ve bölmeler kullanıyor. Bu tarz su sebillerinden uzak durun, zira damacana sulara kıyasla hiçbir faydaları bulunmuyor. Hatta daha sağlıksız oldukları bile söylenebilir, zira plastik bölmeler kısa süre içinde kireç tutup suyun lezzetini değiştiriyor. Yeni su sebili mevzuatına uygun, paslanmaz çelikten imal edilmiş hazne ve bölmelere sahip sebiller tercih etmelisiniz: Uğur Soğutma tarafından üretilen USP 20 D, tüm bu özellikleri taşıyor. 

                                                        
Tek avantajı bu değil elbette, USP 20 D üç musluğa sahip. Bu durum zannettiğinizden daha önemli, zira sıcak ve soğuk su musluklarına ek olarak normal su musluğu bulundurması, hava sıcaklığı uygunsa suyu doğal sıcaklığında içmenizi sağlıyor. Sıcak/soğuk musluklarla oynayarak ideal su sıcaklığını yakalamaya çalışan (ve başaramayan) herkes, bu özelliği takdir edecektir. Soğuk su bölmesi saatte 5 litre, sıcak su bölmesi ise saatte 2 litre su kapasitesine sahip, yani en kalabalık ailelerin (veya ofislerin) bile ihtiyacını rahatlıkla karşılayabiliyor. Suyu 5 dereceye kadar soğutabilen, 85 dereceye kadar da ısıtabilen USP 20 D, tüm standart damacanalar ile uyumlu. Alt kısmında da kapalı bir muhafaza alanı bulunuyor: Benim yaptığım gibi, yedek damacanayı burada depolayabilirsiniz. Yaklaşık bir aydan beri kullandığım USP 20 D, tüm beklentilerini karşıladı ve uygun bir fiyata son derece kaliteli bir su sebili sahibi olmamı sağladı. Gönül rahatlığı ile tavsiye ettiğim bu modeli https://satis.ugur.com.tr/item/usp-20-d/100017 adresinden peşin fiyatına 12 taksitle satın alabilirsiniz. 

                                             

Bir boomads advertorial içeriğidir.

17 Ağustos 2017 Perşembe

Amalgam Dolguya (siyah dolgu) Dikkat!...

Herkese merhaba tekrardan J

Şuanda bizde gündemde olan bir konuyu sizlerle paylaşmak istedim. Dişlerinizde amalgam dolgu (siyah diş dolgusu) var mı? Evet ise cevabınız, buyurun yazıma ;)


Amalgam; civanın başka bir metal ile yapmış olduğu kimyasal maddelere verilen genel bir isimdir. Demir harici bütün metaller civa ile amalgam oluşturabilir. Yani dolgudaki özümüz civa olmuş oluyor. Peki civanın sağlığa zararı var mı derseniz evet hem de nasıl!

Civa toksik bir metaldir. İnsan derisinden emilir, buhar yolu ile solunumdan vücuda geçer ve sağlık sorunlarına sebep olur. Bu sebeple; kullanımda kısıtlamalar vardır ve kapalı kaplarda saklanır.

Doğada en sık civaya maruz kalma sebebi tüketilen balıklardır. Bir diğer kaynağı fluoresan lambalar veya civa içeren pillerden salınan civadır. 3 çeşit civa formu vardır ve amalgam dolgudaki elementer civadır. Bu tür civa buharlaşır ve solunum yolu ile vücuda girer. (Balıktan alınan da en tehlikesi bu arada çünkü sindirim sistemi ile alınıyor).

Peki size zararı nedir? Vücudunuza yavaş yavaş yayılarak kronik civa zehirlenmesine neden olabiliyor. Literatürde iyice araştırdım ve en fazla görülen etkileri şunlar; saç dökülmesi, baş ağrısı, romatizma ve eklem iltihabı, sık gribal enfeksiyon ve psikolojik sorunlar. 160 kişi üzerinden sonuca varılmış ve şikayetleri ile sağlık kuruluşlarına başvurduklarında; teşhis konulamamış.  Amalgam dolgularının çıkartılması ile durumları tamamen iyileşmiş!
Otopsi çalışmalarında ise; aynı şekilde dişinizdeki civa oranı beyin ve böbreklerdeki civa oranınıza eşit çıkmış.

Peki diyelim ki sizde de var ve kompozit dolguya çevirmek istemiyorsunuz. O halde dikkat etmeniz gerekenler;

Limonlu ve sirkeli gıdalar civayı söker bu sebeple uzak durmalısınız.
Sakız aynı şekilde civayı söküyor bilginize.
Bir de aşırı sıcak yiyecek ve içecekler de civayı buharlaştırıp vücudunuza girmesini sağlıyor buna da dikkat diyorum. 

Ki bence en güzeli amalgam dolgunuzu kompozit dolguya çevirttirin derim. Yurt dışında bu işi bile artık diş hekimleri özel kıyafetler ile yapıyorlar ki amalgamı çıkartırken açığa çıkan civadan etkilenmesinler diye. Gerisini artık siz düşünün diyorum J


Görüşmek üzere…

15 Ağustos 2017 Salı

Meyve Suları Hakkında...

Herkese merhaba…

Yine bir sağlık bilgisi ile geldim J Yıllardır asla içmediğim, tadını unuttuğum meyve suları hakkında karşınızdayım J


Bilmiyorum ne sıklıkta tüketiyorsunuz veya benim gibi asla diyenlerden misiniz ama inanın hiç masum değiller! Sana kalsa ne tüketeceğiz biz ya diyenler vardır eminim ama vallahi benim suçum yok J İçeriği temiz bir şey kalmadı maalesef!

İlk olumsuzlukla başlayayım. Tabiki de içeriğindeki şeker… Anormal düzeyde glikozunuzu fırlatıyor ve bu zaten başlı başlına yeterli. Çünkü şeker insanı gerçekten öldürüyor. Tümör besler, iç hastalıklar başlar, cilt bozulur bu şekilde uzar da gider. Yüksek kan şekeri vücutta yağa dönüşür ve sadece karın bölgesinde değil karaciğer başta olmakla beraber organlarınızda yağ birikmesine neden olur.

He sanmayın ki içerisindeki meyvenin kendi şekeri (früktoz). Tabiki de ek var içinde. Glikoz-fruktoz şurupları. Aman diyorum başlı başlına bir zehir. Kaçın yani!
Yetti mi yetmedi J İçindeki katkılar ne oluyor? Tabiki de zehir görevi görüyor yine. Özellikle şeker ile etkileşime geçerek daha zararlı hale geliyorlar.

Ne mi öneririm? Taze meyvenin evde kendiniz tarafından sıkılmış suyunu. Üşenmeyin çocuklarınıza yapın bunu. Ama tabi meyveleri de orantılı kullanarak. Onlardan da çok fazla meyve şekeri almamak lazım. Kısaca abartmadan yani. Mesela üzüm, kavun, karpuz gibi meyvelerin glisemik indeksi (Glisemik İndeks Hakkında) çok yüksek o yüzden aşırıya kaçmadan sıkın derim.

Sağlıkla kalın…

Görüşmek üzere…


13 Ağustos 2017 Pazar

Yves Rocher Vinaigre De Rinçage... (Parlatıcı Saç Güzellik İksiri)

Herkese selam…

Bu kez ürün paylaşımı ile geldim J Yves Rocher’den yine tabiki :D Bayılarak kullanıyorum, neredeyse bütün ürünlerini hem de!


Bu üründe, saçlarının cansız ve soluk olduğunu düşünenlere gelsinn ;) Parlatıcı saç güzellik iksiri diye geçiyor kendisi ve bunu yapıyor mu? Vallahi yapıyor J

Benim için önemli olan ilk unsur tabiki de bitkisel içerikli olması. Silikon, paraben içermemesi de bonus yine J Ürünün içeriğinde frambuaz sirkesi var ve görevi saçınızı kirece karşı koruyarak parlaklık kazandırmak!

Kullanımı ise; saçlarınızı yıkadıktan sonra, son durulama suyunda kullanıyorsunuz. Ve yine bol su ile duruluyorsunuz.

Anormal derecede parlaklık, ipeksi bir saç evet yapıyor. Haftada 1 veya 2 kez kullanıyorum. 150 mL.lik bir şişede. Az gibi dursa da gayet uzun gidiyor J

Fiyatı 29,90 ama sanırsam şuan yine indirimde 23,90 olması gerekiyor J

Aşırı memnun kaldığım ürünleri paylaşmaya çalışıyorum. Umarım sizde memnun kalırsınız!


Görüşmek üzere…

Not: Ürünü kendim temin ettim..

11 Ağustos 2017 Cuma

Uyku Deyip Geçmeyin!...

Herkese selam…

Yine güzel bir konu ile geldim hepinize J Günde kaç saat uyuyorsunuz ve uyku kalitesini nasıl arttırırsınız?


Özellikle yaş faktörü göz önüne alınarak uyku
saati belirlenmiş. Yetişkinlerin uyku süresi ise en az 7, en fazla 9 olarak belirtiliyor. Metabolik faaliyetleriniz için şart olan bu süre gerçekten!

Uykusuz kalmak aşırı derecede vücudunuza zarar evet, ve aslında mantık çok basit. Kendinizi uykuda şarj ediliyor gibi düşünün. Eksik olduğunda gün içerisinde asla tam verimli olamazsınız . Enerjiniz eksik kalır ve hop enerji karşılamak için yemeğe koşarsınız J Ee noldu sonra sağlıksız beslenme ve kilo artışı!

Uykunun etkileri ise; gece boyunca vücudunuz melatonin ve büyüme hormonu salgılamaktadır. Ve bedeniniz için çok önemlidir. Çünkü fiziksel görüntünüzü etkiler. En fazla gece yarısından sonra salgılandığı için; kırışıklarla savaşmada akşam 10 ve sabah 6-7 arası uykuda olmak gereklidir 💚

Eğer yaralarınız var ise, uyku sağlığı yine önem taşıyor. Uyku esnasında yaralarınız hızla iyileşmektedir. Yani size en büyük ilaç aslında 💃

İşin özeti; uyku sağlığı için; melatoninin salgılanmasını rutinleştirmek en başta gerekli olan şeydir. Daha sonra hafif gıdalar tüketmek, alkol ve şekerli gıdaları uykudan önce almamak gereklidir.

Bir kez deneyin; akşam uyumadan hemen önce eğer tatlı tüketirseniz muhtemelen sabah aşırı bir baş ağrısı ile uyanırsınız. Hatta yüzde yüz oran bile verebilirim bunun için defalarca denemişliğim vardı J

Son söylemek istediğim ise; rüyalarınızı etkileyen ve sizi bebek uykusuna yatıracak olan şey ise; odanızı uyumadan önce havalandırıp lavanta ile kokutmak. İsterseniz yastığınıza 1-2 damla lavanta yağı damlatın veya isterseniz de lavanta esanslı oda spreylerini odanıza sıkın. Farkı gerçekten göreceksiniz, deliksiz müthiş bir uyku sizi bekliyor olacaktır 💤
Kesinlikle öneriyorum J


Görüşmek üzere…

8 Ağustos 2017 Salı

Gıda Takviyeleri Nasıl ve Ne Zaman Kullanılmalı?...

Herkese selam...

Günlük gıda takviyesi alıyor musunuz? Ya da alınmaması gerektiğini düşünenlerden misiniz? Peki, eğer alıyor iseniz nasıl ve ne zaman almalısınız bugün buna değinmek istedim J



İlk takviye Omega3; vücudumuz üretmediği için mutlaka vücuda alınması gerekiyor. Eğer balık tüketiyor iseniz (rutin olarak haftada 1-2 gibi) o halde Omega 3 takviyesi almanıza gerek yok. Fakat benim gibi asla yiyemem diyenlerdenseniz; takviye gerçekten şart! Önemli noktası; günde 1 tabletten fazla almamak, aynı anda Omega 6 da içerenleri kullanmamak (Omega 6 yı gıda ile zaten alıyorsunuz), kan sulandırıcı etkisi olduğu için kan sulandırıcı ilaçlar ile kullanmamak ;)

İkinci takviye Multivitaminler; aslında öğrendiğim ve kendimden de onayladığım kadarıyla (lisans ve yüksek lisans eğitimimde ve kendi doktorlarımın önerisi doğrultusunda) vitamin almak gerekiyor ise; bunu ayrı ayrı almamız gerektiği kanaatindeyim. Örnek olarak günlük C vitamini alıyorum ama sadece C vitamini! Multivitaminleri bana öneren hiçbir doktora rast gelemedim. Çünkü hangisine ihtiyacınız olduğunu bilemezsiniz ve kafanıza göre kendinizi kötü hissedip içerisinde bütün vitamin ve mineralleri içeren bir takviyeyi almanız zarar olacaktır size. Toksik etki kesinlikle yaratır eminim! Doktorunuza danışarak, sadece eksik olanı belirtilen dozda almanız yüksek oranda fayda sağlayacaktır ;) Yine önemli noktası; vitaminler asla akşam içilmez, uykusuzluk ve çarpıntı yapar. Her zaman tok karnına alın. Aç karnına asla içilmez aman dikkat!

Aslında daha o kadar çok takviye var ki! Sadece genel de kullanılanları yazmak istedim yoksa ciddi anlamda sayfalarca yazarım J Yine de belirteyim önemli noktaları;

Örnek olarak eğer E vitamini takviyesi kullanıyorsanız (ki doktor önerisi ile alın çünkü yağda eriyen bir vitamin), bununla beraber Omega 3 alırsanız kan akışınızı olumsuz yönde etkiler. Aman dikkat!

Ginseng ve Gingko özleri takviyeleri uykusuzluk yapar. Bu sebeple sabah alınmalıdır. Aynı şekilde B12 takviyesini de sabah almanız yararınıza olacaktır.

Son söylemek istediğim ise; takviyeleri kür olarak almalısınız. Örneğin; Ginseng alıyorsanız 3 ay kullanıp 1 ay ara vermeniz gereklidir. Ki ben bunu bütün takviyelerde yapıyorum. Yani 365 gün asla kullanmıyorum. Tabiki de kan tahlilleri ve doktor kontrolünde ;)

Sağlıkla kalın…


Görüşmek üzere…

4 Ağustos 2017 Cuma

Green Clean Organik Likit Sabun...

Herkese tekrardan merhaba…

Son yazımda kanser sebeplerini belirttim. Ciddi ilgi çekici bir konu oldu teşekkür ederim herkese. Yorumlarda ise; kullandığım sabun soruldu sevgili Birsen tarafından ve yeni yayın yaparak ürünü sizle paylaşmak istedim hemen J

Belki çok mu abartıyorsun acaba diye düşünenler olabilir ama bence az bile dikkat ediyorumJ Kullandığım sabunun içeriğine de dikkat etmek istedim ve uzun süredir Carrefour’da satılan (başka nerede var gerçekten bilmiyorum) resimde gördüğünüz ürünü kullanıyorum. 



Green Clean organik portakal yağlı likit sabun. Ürün bitkisel ve gerçekten doğal. GDO, Fosfat, SLES, Klor, Paraben gibi zararlı kimyasal içermiyor ki ürün etiketinde belirtiliyor. Vegan ürün ayrıca. Petrol ve hayvansal kaynaklı hammaddeler içermiyor. Çevre ve cilt dostu.



Kokusu cidden aşırı güzel, portakal yağından dolayı. Mis gibi kokuyor J 500 ml’lik ürün.
Fiyatı ise 10 tl idi yanlış hatırlamıyorsam. Farklı bir çeşidi yok. Sürekli bittikçe alıyorum. Dışarıda tabiki de bu ürünü kullanamıyorum ama zararın neresinden dönsek kardır diyorum yine ;)

Boş kalan şişeyi paylaştım o yüzden resim birazcık bulanık gibi olmuş sanki, hızlı çekmiştim çünkü J Bu arada markanın farklı ürünleri de var. Eğer denk gelirseniz inceleyin derim. Onları da evde kullanıyorum ve gayet memnunum ;)

Görüşmek üzere…




3 Ağustos 2017 Perşembe

Neden Kansersiniz?...

Merhaba…

Uzun zamandır aklımda olan Dr. Taner Akman’nın bir yazısını paylaşmak istiyorum sizlerle. Vakit ayırıp bence okuyun derim. Gerçekten çok güzel yazılmış çünkü.


Neden Kansersiniz?

“Hayatında hep şeker oldu. Çayı, kahveyi şekersiz içmedin. Kahvaltıya reçelsiz ve krem çikolatasız oturmadın. Beyaz pirinç ve ekmeğin şeker olduğunu unuttun. İçinde yüksek oranda fruktoz bulunan meyveleri kiloyla yedin. İçinde glukoz ve aspartam olan ürünler tükettin. Kolanın ve gazlı içeceklerin şeker ve zehir karışımı olduğunu bile bile içtin. Önce insülin direncin başladı sonra şeker hastası oldun, 150 kilo oldun ama durmadın.

Palm yağı, ayçiçek yağı, mısır özü yağı, margarin ve trans yağ içeren ürünleri kullandın. Tereyağı ve zeytinyağı tüketmedin ki organlarından biri iflas edene kadar bunları yedin.

Paketlenmiş hazır sıvı ve katı tüm ürünlerdeki koruyucu kimyasalların seni kanser edeceğini önemsemedin. Salçanı, makarnanı, turşunu hatta, limonu sıkıp limon suyunu bile kendin yapmadın. Hazır almak kolayına geldi. Pazardan nohutunu, fasülyeni bile almadın, bunları konserve satın almak yemek basitti.

İnsanlar 4000 yıldır misvak vb. doğal malzemelerle diş fırçalarken sen gittin 35 açılı sentetik diş fırçasını ağzına soktun. O da yetmedi; bildiğimiz çamaşır deterjanının şeker ve naneyle karıştırılmış şekli olan diş macunu ile hayat boyu diş fırçaladın ve bunun bir kısmını yuttuğunu göz ardı ettin. Bal ve karbonatın dişlerini tartarlardan bile temizlediğini bilmedin ve dişleri de o macunlarla çürüttün.

Çamaşır deterjanının ve yumuşatıcının vücut ısısı ile deri tarafından emildiğini ve deri kanserinin en büyük nedeni olduğunu umursamadın. Çamaşırlarını boraks ve karbonat karışımı ile yıkayıp yumuşatıcı gözüne elma sirkesi koyarak muhteşem bir temizlik elde edeceğini umursamadın.

Bulaşık makinesine deterjan ve parlatıcı koyduğunda, o deterjanı ve parlatıcıyı yediğini fark etmedin. Deterjan yerine karbonat, parlatıcı yerine sirke koyarak hem sağlıklı hem de tertemiz bulaşıkların olacağını önemsemedin.

Evde basitçe kostik ve zeytin yağını karıştırıp kalıplara dökmek ve kendi doğal sabununu yapmak dururken, gidip içerisinde bin tane kimyasal zehir olan o sabunlarla her sabah yüzünü bedenini yıkadın. Her gün bu daha da iyi diye pazarlanan o şampuan zehirleriyle saçını yıkadın.

Evini arap sabunu gibi doğal yağlarla üretilmiş bir sabun yerine, temiz olsun diye çamaşır suyuyla sildin. O su buharlaştıkça soludun ve akciğer kanseri oldun. 

Karıncaları, böcekleri, sinekleri; limon karbonat fesleğen acı biber vb doğal yollarla evinden uzak tutmadın. Bastın böcek zehrini, o ağır kimyasalları temizlesen bile gitmez bunu unuttun. Soludun ve eşyaların üzerinden ellerinle ağzına soktun. (O kadar kandırıldın ki, böcek zehrine neden böcek ilacı dendiğini bile sormadın.)

Yaşamını mahveden büyük şehirde egzoz gazı solumaya ve araba kullanmaya devam ettin.
Resmen radyoaktif olan cep telefonunu kulağına 2 saat yapıştırdın. Radyoaktif olan wi-fi (kablosuz ağ) vericisini evin içine soktun, radyoaktif olan alıcı bilgisayarı da kucağından indirmedin. Yatarken cep telefonunu hep başucunda tuttun ama uçak moduna almayı aķıl etmedin.

Hem çocuğunun odasına hem de kendi yatak odana gece lambası koydun ve geceleri açık tuttun. Bağışıklık sisteminin gelişmesini ve kanserden korunmayı sağlayan melatonin hormonunun gece uyurken zifiri karanlıkta üretildiğini hiç duymadın ya da duydun ama boşverdin.

Doğal beslenmeyen hayvanları, sebzeleri, meyveleri ve tahılları yedin ve adına da “doğal beslenme” dedin.

Üzerinde “organik” yazan her gıdayı gerçekten organik sandın bunlara normalden fazla para bile ödedin ama bir gıdanın gerçekten organik sayılabilmesi için gerekli standartlar nelerdir ve aldığın organik(!) ürün gerçekten de organik midir hiç merak edip araştırmadın incelemedin.

Yiyeceklerini cam ve toprak kaplarda saklamak ve pişirmek yerine çelik ve bilmediğin kaplamalarla kaplı kaplarda pişirdin yedin. En önemlisi de mutfağının her yerine plastik, teflon ve alüminyum soktun ve çizildikçe onları da yediğini unuttun.

Denize lağım ve fabrika atıkları boşaltırken o denizden çıkan balığı yedin, midyeleri yedin.
Fast food’un her aşamasının zehir ve ölümcül olduğu bas bas bağırılırken sen tepsi kadar pizzaları götürüyordun, üç katlı hamburgerleri yuvarlıyordun.

Evine naylon torba, naylon kıyafet, sentetik ayakkabılar terlikler soktun. Kıyafetlerinde sadece pamuk, bambu lifi, keten tercih etmedin.

Sobayı attın ve evine klimayı ve elektrikli ısıtıcıyı soktun.

Toprağa dokunmuyor ve stresten gülümsemeyi unutuyorsun. Sonuç; sokaktaki her on kişiden üçü kanser. Sen de ya bu üç kişiden birisin ya da tüm bu saydıklarımı ısrarla yapmaya devam edersen, bir süre sonra dördüncüsü de sen olacaksın… 

Hadi seni geçtik de kardeşim, peki ya çocuğunun suçu ne?” 



.............Evet maalesef bunların çoğunu hepimiz yapıyor ve yaşıyoruz ama o kadar doğru ve yerinde yazılmış ki! Gerçekten çok beğendim ve paylaşmak istedim. Sağlık her şeyden önemli değil mi!

Görüşmek üzere…


1 Ağustos 2017 Salı

İdrardaki pH Seviyesine Dikkat!!!

Herkese selam…

Bugün ürün değil önemli bir konuyu paylaşmak istedim. İdrardaki pH seviyesi!

Hep söylüyorum, rutin check-up yaptırın ne olur diye. Check-up larda yaptırdığınız idrarınızdaki pH seviyesini kontrol edin. Bu o kadar önemli ki! Değerin kaç olduğuna göre sağlıklı ya da alkali bir vücuda sahip olduğunuz ortaya çıkıyor. Nasıl mı hemen anlatıyorum…


pH değeri 0 ile 14 arasında değişkenlik gösterir. 0 ile 7 aralığı asidik iken 7 ile 14 aralığı bazik (alkali) olarak belirtilir. 7 ise nötr dür. Yani ne asidik ne baziktir.

İdeal olan; 7.2 üzeri olmaktır.  Eğer 7 nin altında iseniz; oksijen miktarınız düşük demektir. Bu da beraberinde sorunları getirir. Eğer 5.5 ‘in altında iseniz; vücudunuzda asidoz kanser başlamış demektir.

Bütün incelemeler gösteriyor ki; kanserli olan insanların idrar pH değeri 4.5 çıkıyor. Hatta 2-2.5 olanlar bile var. Asitleşmeden dolayı vücutta çürüme başlıyor. Çünkü kanser hücreleri hem oksijeni sevmezler hem de baz ortamda (alkali) yaşamayı sevmezler.

Siz vücudunuzu sürekli check-up larda görerek, ideal değerlerinizi belirleyebilirsiniz. Kendinizi alkali yaparak (ideal pH seviyesi 7.3-8 arasıdır) sadece kanserden değil, bir çok hastalıktan da kurtulursunuz. En basitinden; kış aylarında asla hasta olmazsınız. Çünkü birçok bakteri, virüs de aynı kanser gibi asidik ortam severler.

%100 kendimden söylüyorum asla hasta olmuyorum! pH seviyemi her check-up’ta (yılda 2 kez) sabitledim resmen. 7.2 ve 7.8 arası değişiyor. Tabiki, beslenme şeklim ile oluyor. İşlenmiş gıdalardan uzak durup, limonlu su ve karbonatlı su, yeşil yapraklı çiğ sebzeleri ağırlıklı tüketerek bunu başarıyorum.  Eczanelerden pH ölçer kağıtları alarak da ölçüm yapabilirsiniz.

Siz de dikkat edin kendinize lütfen! Yaşam kaliteniz değişecek emin olun…

Görüşmek üzere…





30 Temmuz 2017 Pazar

İnecto Naturals Şampuan ve Saç Kremi...

Herkese merhaba…

Bugün yine çok severek kullandığım ürünlerden bahsetmek istiyorum. Açıkçası bu ürünleri kullanalı baya oldu ama bilerek yorumlamak için bekledim. Yanlış yorumlamak istemedim çünkü.
Ürünler resimde gördüğünüz gibi Gratis’lerde satılan şampuan ve saç kremi. Hindistan cevizli olması beni direk satın almaya zorladı J



Aşırı memnun kaldım ve muhtemelen sürekli kullanacağım. Memnun kalmayanlara da rastladım tabikii! Fakat, ürün gerçekten çok güzel. İnce telli ve çabuk kabaran saçlarım var. Bu ürünleri kullandığımdan beri saçımı yıkadıktan sonra kabarma asla olmuyor. Müthiş kokuyorlar. Efsane gerçekten J

En çok cezbettiren ikinci özelliği ise; %90 oranında doğal içerikli olması. Organix markasını da kullandım ve ona cidden rakip diyebilirim. Etkileri bana göre tamamen aynı ve bu ürün çok daha uygun fiyatlı!

Şampuan saçı çok iyi bir şeklide temizliyor. Fakat birazcık doğal içerikli olduğundan dolayı sertleştiriyor. O yüzden kesinlikle kremini de kullanmanız gerekli. Krem ise; baya bildiğiniz Hindistan cevizi yağı etkisi gösteriyor. Kaygan, yumuşak bir etki bırakıyor ve saçlarınız söylediğim gibi asla kabarmıyor ;)

Markanın saç serumu ve bakım yağı da var. İlk etapta sadece şampuanı ve kremini alarak deneyimlemek istedim ve bitirmek üzereyim. Eminim geri kalan ürünlerini de satın alırım J Hayvanlar üzerinde deney yapılmadığı belirtiliyor ve üretim yeri de İngiltere imiş.

Fiyat ise; şampuanı 11 kremi 14 gibi bir rakamdı sanırım. Toplamda 25 tl ye iki ürünü de almıştım. İndirimsiz olarak hem de J Öneriyorum şampuan arayışında iseniz kesinlikle deneyin derim ;)


Görüşmek üzere…

25 Temmuz 2017 Salı

R.O.C.S. Diş Macunu ve Sodyum Florid...!!!

Herkese merhaba…

Bugün kullandığım diş macunundan ve bu diş macununu neden tercih ettiğimden bahsedeceğim.
Aslında son 2 seneye kadar bazı şeyleri çok önemsemezdim. Azcık bile olsa işlenmiş gıda tüketmek veya kullandığım ürünlerin içeriklerinde birazcık kimyasal olmasında sorun olmaz derdim. Ama gelin bugünüme, mümkün değil! Zararın neresinden dönsek kardır diyorum ve ürünü anlatıyorum J



Gratisler’de, Watsons’larda, Rosmannlar’da, süpermarketlerde bütün diş macunlarını üşenmedim tek tek inceledim dün. İçeriklerinde tek bir şey aradım (olmamasını ümit ettim) sodyum florid! Ve sadece bu markada rast gelmedim ki zaten kutusunun üzerinde de yazıyor. Üşenmeyin şuan evinizde kullandığınız diş macununu inceleyin. Kesin sodyum florid göreceksiniz. Bende Perlodent kullanıyordum ve onda da var.

Bu madde yüksek derecede zararlı bir kimyasaldır. Sadece Google’da sodyum florid’i aratın inanılmaz şeyler okuyacaksınız. 19.yy’da fare zehri olarak kullanılıyormuş. Ve şeytan zehri olarak biliniyormuş. Arsenikten 15 kat daha kuvvetlidir. Damar, sinir sistemi, kemik yapıları, beyinde (epifiz bezinde) hasarlara sebep oluyor. İnanılmaz zararları var yazmakla bitmez.

Malum günde 2 kez kullanmak zorunda olduğunuz bir ürünün bu kadar kötü kimyasal içermesine söyleyecek çok şey var aslında ama üreticilere ciddi ayıp olacak diye bir şey diyemiyorum. (atık olarak bu kimyasalı depolamak zor olduğundan dolayı, diş macunlarına katılmış)

R.O.C.S. markasının da sadece resimde gördüğünüz ürününde bu madde yok. Üründen ciddi memnunda kaldım. 20-25 tl gibi fiyatı var. Gratis’te şuan indirimde ama. Tavsiye ederim kesinlikle!
Online olarak da araştırdım sanırsam Farmasi markasında da yok. Ürünü elime alıp inceleme yapamadım ama online baktığımda yok gözüküyor.

Bilinçli olmak sağlığı beraberinde getiriyor.

Sağlıkla kalın…

Görüşmek üzere…

Not: Ürünü kendim temin ettim.


20 Temmuz 2017 Perşembe

Bulyonlar Hakkında...

Herkese yeniden merhaba…

Bu yazımda kullandığım bir üründen değil de asla kullanmadığım bir üründen bahsetmek istedim. Tabi ki bulyonlar…


Çevremde sorduğumda ilginçtir ki kullanan insanların yoğunlukta olduğunu gördüm ve inanın ki çok şaşırdım. İşlenmiş bir gıdadan beklenti ne olabilir ki en fazla? Sadece aroma versin diye kullananlar baya var. Peki, içerisindeki zararlar ne olacak? Özellikle de MSG (monosodyumglutamat)!

Bu katkı maddesinin kullanım nedeni lezzeti arttırmaktır. Hormonlarınızdan tutunda karaciğerinize kadar hasar veriyor. Aşırı zararlı vücudumuz için. Hücrelerinizi büyük ölçüde tahrip ediyor. Evet, birçok gıdada kullanılıyor MSG ama işlenmiş gıdadan uzak durmaya çalışanlar bilir zaten. Genelde de uzak dururlar, eminim.

Şaşırdığım bir nokta da, bazı insanlar yemeklerine bunu ekleyerek çocuklarına et veya tavuk yedirdiğini düşünüyor! Allah aşkına bu mümkün mü ya?  İnanın ki bunları üretenler asla tüketmiyorlar. Çok yakından da biliyorum gıdacı olduğum için. Birçok yazımda belirttim ve yine belirtiyorum işlenmiş gıdadan uzak durun lütfen!

Ben mi çok abartıyorum beslenmeyi bazen düşünmüyor değilim ama yok olmuyor. Göz göre göre zehir veremiyorum kendime.

Sağlıkla ve bilinçle kalın…

Görüşmek üzere… J


14 Temmuz 2017 Cuma

Babe Soothing Repairing Sprey...

Selam…

Son yayınımda bahsettiğim gibi birçok ürün paylaşacağım J Veee ürün paylaşımı serisine devam ediyorum J


Babe ürünlerini her zaman beğenmişimdir. Asla vücudumda, yüzümde sorun oluşmadan, gerçekten memnun şekilde kullanıyorum.

Babe Rahatlacı-onarıcı sprey ise; günlük kullanıma uygun ve cildinizi aşırı derecede yumuşatıyor. Sprey formda olması (ki bu aralar buna benzer sprey ürünlere taktım J cidden çok rahat oluyor ;D) Süper benim için.

Cildi rahatlatmayı, yapılandırmayı, nemlendirmeyi, ferahlatmayı vaat ediyor ve yapıyor eminim ;) Bir avantajı daha, doğal bronzluğun uzun süre kalıcı olmasını sağlıyor. Yazdan kış aylarına geçişte çok işe yarayacak eminim J

Yüze ve vücuda kullanılması yine bonusu ürünün. Avuç içine alarak yüzünüze nemlendirici olarak uygulayabilirsiniz. Asla sivilce yapmıyor ve çok hızlı emilim sağlıyor. (benim cildim karmaya dönük ve atopik bir cilt, hiç sorun yaşamadım).

200 mL olması da yine avantaj. Bitmek bilmiyor J Kokusu ise, tam bir bebek kokusu süper yani…

Fiyatı; 49-60 arası değişiyor alacağınız yere göre. ;) Tavsiye ederim sonuna kadar :D


Görüşmek üzere…

10 Temmuz 2017 Pazartesi

Yves Rocher Coconut Parfüm...

Herkese merhaba…

Bu aralar herkes gibi ben de fırsat bulamıyorum blog yayınlarıma L Her fırsatta bakmaya çalışıyorum ama öyle çooook birikimim var ki listemde okumam gereken J   
Bir de o kadar çok ürün var ki paylaşmak istediğim J Şaşırdım kaldım valla hangisini anlatsam diye artık J Uzatmadan üründen bahsedeyim hemen. Tabi ki bayıla bayıla kullandığım bir parfüm. İndirimde şuan kaçırmayın derim ;)


Yves Rocher’ den birçok ürün aldım cilt için de. Kullanarak yorumlamak istiyorum hepsini ;) Ama bu parfüm (belki kullanan vardır aranızda), böyle cidden yiyesim geliyor J

Hindistan cevizi’ne zaten bayılıyorum. Hem gıda olarak, hem cilt ürünlerinde, hem de direk saf organik yağını birçok alanda kullanıyorum. Cidden müthiş bir şey J

Ürün Edt (bir tık az kalıcı yani Edp’ye göre). 100 mL. Bildiğiniz saf Coconut kokusu. The Body Shop’ta da var fakat onun kokusu bu kadar saf gelmedi bana. J Yves Rocher’i tek geçerim bu parfümde J

%93 doğal içerik olması zaten bonus bizim için J

Dediğim gibi şuan indirimde ve fiyatı 64,90 tl yerine 45,40 tl ;)

Coconut severler, ilk fırsatta bir deneyin derim J


Görüşmek üzere…