23 Nisan 2017 Pazar

Mevsim Geçişleri ve Alerjik Rinit...

Merhaba tekrardan…

Malum havalar fazla değişken durumda. İstanbul’da bir günde 4 mevsimi net yaşayabiliyorsunuz şu sıralar. E tabi, mevsim geçişi demek hastalık demek, alerjik reaksiyonlar demek. Bende nasibini alanlardanım J

Bitki polenlerinin rüzgar yardımı ile ortalıkta bir sağa bir sola gezmesi ben dahil birçok kişide alerjik rinite neden olabiliyor. Tabi genetik etki de rol oynuyor bu hastalıkta ama önlem almamanın da etkisi yüksek.

Gelelim belirtilere; bildiğiniz gibi aksırık, burunda kaşınma, gözlerde kaşınma ve sulanma, burun akıntısı, burun tıkanıklığı, hafif boğaz ağrısı, yorgunluk.  Enfeksiyon hastalıklarından en önemli farkı ise ateş olmuyor alerjik rinitte J

Açıkçası ben her mevsim geçişinde bu sorunla karşılaşıyorum ama önlem alarak, tükettiğim besinlere dikkat ederek çabuk atlatıyorum.  Aldığım önlemler; sigara içilen ortamlara asla girmiyorum. Saç spreyleri (benzeri her şey), yoğun parfümler veya ağır kokulu kimyasallardan bir süre uzak kalıyorum. Hatta kimyasallara deyemiyorum bile J Eğer aşırı kötüleşir isem geceleri bir tane doktorumun önerdiği antihistamin ilacından kullanıyorum. Burun spreyleri de baya işe yarıyor bilginize.

Günlük beslenmede ise; yumurta, kuruyemiş asla tüketemiyorum. Çünkü bu gıdalar ciddi anlamda kaşıntı gibi sorunlara neden oluyor. Özellikle buna dikkat ediyorum.  Mevsim geçişlerini hafife almayın derim J


Sağlıkla kalın…

20 Nisan 2017 Perşembe

Domol Leke Çıkarıcı Kalem...

Herkese selam…

Bugün bir kurtarıcı olan Domol leke çıkarıcı kalemden bahsetmek istiyorum. Çantaya atmalık, minik şirin bir şeydir kendisi J


Özelikle dışarıda iken benim gibi birazcık sakarsanız, üzeriniz sürekli çay, kahve, yemek gibi lekeler oluyor ise bu ürün kurtarıcı oluyor. Yalnız bildiğim kadarıyla Rossman’larda satılıyor sadece.

Kullanım şekli ise; leke çıkana kadar birkaç defa direk lekenin tam üzerine uygulanmalı. Her yüzeyde uygulanabiliyor, denedim onayladım bende J Kendi ambalajında da mürekkep lekesine bile uygun olduğu yazılmış. Bir tek bunu denemedim ama çay lekesi, kahve lekesi gibi lekelerde gerçekten işe yarıyor. Tek dikkat edilmesi gereken; leke oluştuğunda anında lekenin üzerine uygulamak. Çünkü bir kez kurumuş lekede denedim ama faydası olmadı. Galiba bu sebeple yanımızda taşımalık yapmışlar J

En çok da sık seyahat ediyorsanız, gayet uygun olacaktır sizin için. Bu arada fiyatı da 7-8 lira gibi olması lazımdı.


Görüşmek üzere…

18 Nisan 2017 Salı

Kan Grubunuza Göre Beslenme...

Merhaba…




Bugün ilk kez bir kitaptan bahsedeceğim sizlere. Belki bilenleriniz vardır ama ben kendisiyle yakın zamanda tanıştım ve gerçekten ilgimi çekti. Çokta çabuk okudum. Kitabın adı Kan Grubunuza Göre Beslenme. Yazarı ise Dr. Peter J. D’Adamo ve New York Times Bestseller’den. J



Kitabın ana teması aslında isminden belli. İlk önce kan gruplarının tarihlerini anlatıyor. Çok da güzel değinmiş. Daha sonra atalarımızın beslenme şekillerinden, kan gruplarının oluşumundan, hangi kan grubunun hangi besinleri tüketmesi gerektiğinden bahsediyor ve hatta çokta güzel tablolar ile belirtiyor.

Örnek olarak B grubu kana sahip insanların süt ve süt ürünlerini kolaylıkla tüketebileceğini fakat A grubu kana sahip insanların ise buna uyumlu olmadığını, sindirim ve bağışıklık sorunları yaşayabileceğini anlatıyor. Özellikle de sinüs ve solunum yollarında mukus birikmesine yol açabildiğine değinmiş. İçeriği gayet güzel ve çok fazla tatmin edici bilgiler var. Beslenmeye bağlı hastalıkların oluştuğunu zaten biliyoruz, bir de bunun üzerine kan grubunuza bağlı beslenme şekli de eklenince, her şey daha fazla yerine oturuyor.

Ben kitabı kesinlikle öneriyorum. Birçok şey öğrendim. Umarım sizde beğenirsiniz. Sağlıkla ilgili her şey bizim için önemli değil mi zaten J


Görüşmek üzere…

16 Nisan 2017 Pazar

Gıda Etiketlerindeki Bazı Bilgiler...

Merhaba herkese…

Gıda etiketlerinin gerçek anlamlarını biliyor musunuz?  Bugün birazcık değinmek istedim. Umarım faydalı olur.



İlk olarak 'şeker ilavesiz' ne demek ona bakalım... Şeker yerine, tadı şekere benzeyen kanserojen maddeler kullandık demek.

'Az yağlı' gıdadır ise; yağ yerine çok daha zararlı bir kimyasal kokteyli ilave ettik demek.

'Vitaminler ile zenginleştirilmiş gıda'; özellikle çocuklarınıza yedirdiğimiz kötü kimyasallar ön planda olmasın diye, sağlıklı bir şekilde beslenen insanların yeterince vücuduna aldığı bazı bileşenlerin yapay olanlarını ekledik demektir.

'Yapay aroma'; adı üstünde zaten J damağınıza lezzetli bir gıda yemiş izlenimi yaratacak olan kimyasal karışımlar ekledik demek.

Bir de 'doğal aroma' var. Sanmayın ki bu doğal! Gıdanın içerisinde doğal bir şeylerin var olduğunu belirtmek amacıyla bir-iki damla limon suyu ekledik demek.

Son olarak ise 'doğala özdeş aroma' içeren gıdalar vardır. Bunlar da; aslında doğallıkla hiçbir ilgisi olmayan, laboratuvar ortamında hazırlanmış kimyasallardır.

Sonuç olarak; mümkün olduğu kadar işlenmiş gıda tüketmemeye özen göstermek gerekli. Bu belirttiklerim gıda ambalajlarında evet zaten yazıyor. Ama çoğu insan okumuyor bile. Fakat sağlık gerçekten çok önemli… Hiçbirini hafife almayın derim.


Görüşmek üzere…

13 Nisan 2017 Perşembe

Acı Kırmızı Biberli Merhem...

Herkese merhaba…

Bugün sizlere daha önce mentollüsünden bahsetmiş olduğum merhemin acı biberli olanından bahsedeceğim. Önceki yazımda da belirtmiştim başka bir çeşidi daha var diye J




Şanlı markasına ait ağrı kesici doğal minik (büyük boyu da bulunuyor) bir merhem. Mentollü olanı bitince ilk kez bu çeşidini aldım. Çokta memnun kaldım.

Etkin maddeleri; kapsikum oleoresin (acı kırmızı biber), mentol, kafur, metil salisilat. Yardımcı maddeleri ise; likit parafin ve vazelin. Mentollü olanına göre; bu bildiğiniz turuncu renkte ve ağrıyan bölgeye sürdüğünüzde, birkaç dakika sonra o bölge turuncu-kırmızı renk oluyor. Ama 20-25 dakika sonra yavaştan geçiyor ve o süre içerisinde de ağrıdan eser kalmıyor ;)

Kesinlikle tavsiye ediyorum. Migren ağrınız var ise; bu çeşidi de gayet güzel. Bir tık daha etkili gibi hatta. Birazcık sızlatma etkisi de mevcut.  Küçük olduğundan çantanıza sürekli bulundurabilirsiniz. J

Eczanelerde mevcut ve fiyatı da çok uygun J


Görüşmek üzere…

12 Nisan 2017 Çarşamba

Mikrodalga Fırınlar mı Uzak Durun...

Selam herkese…

Evinizde mikrodalga kullanıyor musunuz? Peki, mikrodalga fırınlar sizce ne kadar güvenilir? En önemlisi de gerçekten gerekli mi?



Öncelikle mikrodalgaların gıda üzerindeki işleyiş prensibinden bahsedeyim. Bu fırınlar içerisinde bulunan bir parça yardımıyla (magnetorn deniyor buna), enerjiyi mikrodalgaya dönüştürüyor. Bu mikro dalgaların hedefi de, ısıtmak istediğiniz gıdadaki su molekülleridir. Eğer gıda çok kuru bir gıda ise, biraz su ilavesi gereklidir. Yoksa istediğiniz sonucu alamazsınız. Yani bir tabak içerisinde ısıtmak istediğiniz gıdanın kendisinin ısınırken (dumanlar çıkar hatta), tabağın soğuk olmasının sebebi budur.

Zararlarına gelirsek, evet var hatta kanıtlanmış! Bu fırınlarda ısıtılan süt ürünleri ve sebzeleri tüketen insanların kan basıncında ve kalp atışlarında değişimler görülmüş. Sebebi ise, ısıttığınız gıdanın radyasyon içermesi. Aynı şekilde ısıtılan gıdada vitamin ve mineral kaybı söz konusu olabiliyor. Bu durumda da o gıdanın size bir faydası kalmıyor. Eğer gıdayı plastik bir kap içerisinde fırında ısıtmak isterseniz de, plastikteki BPA gıdaya geçiyor ve buda direkt kansere sebebiyet hazırlıyor.

Benim önerim, ne kadar kullanma talimatına dikkat ederek kullansanız da, bence evinize bile almayın. Yaydığı radyasyon miktarı az denilse de sağlığınız için etkisi büyük. Hem de kanıtlanmış zararları da bulunurken, gerçekten hiç gerek yok…


Sağlıkla kalın, görüşmek üzere…

6 Nisan 2017 Perşembe

Vitamin ve Mineral Takviyeleri Hakkında...

Selam…

Bugün vitamin ve mineral takviyeleri hakkında yayın yapmak istedim. J Günümüzde biraz gelişigüzel alındığı için değinmek gerekli diye düşünüyorum.



Aslında takviye almamak gerektiği taraftarı değilim ama yanlış kullanımı o kadar fazla ki! Herkesin vitamin, mineral ve bazı besin takviyesi ihtiyacı; yaşına, cinsiyetine, egzersiz yapma miktarına, kullandığı ilaçlara, uykusuna, stres düzeyine ve beslenmesine göre değişir. Önemli olan kan tahlili ile belirlenmiş olarak, vücudun neye ihtiyaç duyduğunu görmektir. Bu sayede inanın birçok hastalık riskini de önlemiş olursunuz.

Örnek olarak; benim B12 vitamini eksikliğim var idi ve gerçekten çok üşürdüm. Unutkanlık ve sinirlilik de yanında bonusuydu. Son yıllarda biraz daha işin içine girince, vücudumu tanıdıkça, düzenli check-up lar yaptırdıkça hiçbir sorunum kalmadı. Bazen B vitamini, D vitamini takviyesi, bazen de demir takviyesi aldım. Eksikliğini görerek çinko, selenyum takviyeleri aldım. Saç dökülmesi sorunumda yine doktorumun belirlediği dozda biotin, demir, çinko kullandım.
Tabii bunları hep kan tahlili sonuçlarım ile doktor kontrolünde aldım. Yani kafama göre gelişigüzel kullanmadım asla. 

Yaklaşık 2-3 senedir hiçbir sağlık sorunum yok ve hastalık kapımı hiç çalmıyor J Beslenmeme dikkat ederek, işlenmiş gıdaları asla tüketmeyerek, vücudumun ihtiyaç duyduğu protein, yağ ve karbonhidratları orantılı olarak sadece gıda yolu ile alarak bir de bol su ile sorunsuz bir hayata geçtim.

Önemli nokta, takviyeleri asla bir arada kullanmadım. Yani multivitamin olarak almadım. C vitaminine ihtiyacım var ise, sadece C vitamini aldım. Geri kalan bütün vitamin-mineral ihtiyaçlarımı da aynı şekilde kullandım. Çünkü multivitaminlerde her şey var. Örnek olarak, halsiz hissediyorsunuz ve tek başına C vitamini kullanmak yerine (tabi yanında en az 2 litre su şart) multivitamin alıyorsunuz. E noldu, aynı anda demir, magnezyum, selenyum, bakır, çinko gibi mineralleri de aldınız. Hepsinin kombinasyonu çoğu zaman zehirlenmeye de yol açabiliyor. Çünkü onlara ihtiyacınız o dönem de aslında yok olabilir.

Sadece günlük sürekli devam ettiğim bir şey var. O da probiyotik-prebiyotik takviyesi. Aynı şekilde yine günlük aldığım diğer takviye ise omega-3. Fakat omega-3 takviyesini doktor önerisi ile sadece kış aylarında alıyorum.

Bilinçli olduktan ve kendinizi tanıdıktan sonra, düzenli kontrollerinizi de yaptırıyor iseniz, bir de beslenmenize önem verirseniz inanın hayat daha güzel! Hep söylüyorum bilinçlilik çok önemli!

Sağlıkla kalın…


Görüşmek üzere…

4 Nisan 2017 Salı

Potasyum Deyip Geçmeyin...

Herkese merhaba…

Yine uzun bir ara verdim maalesef… Ama döndüm artık J



Çok önemli bir konudan bahsetmek istedim bugün sizlere. Potasyum…

Hiç kan tahlili ile potasyum miktarınıza baktırdınız mı? İnanın vücudumuzda bulunan çok önemli bir mineraldir. Fazlalığı çok büyük sağlık sorunlarına sebep oluyor. Özellikle yaşınız 45 üzeri ise aman dikkat edin! Öncelikle öneminden bahsedelim.

Potasyum, hücre ve organ fonksiyonlarınız için gereklidir. Vücuda alınması gereken en önemli 3 mineralden bir tanesidir. Vücudun pH değerini dengede tutarak, sinir sistemine ve kaslara yardımcı olur. Eğer olması gerekli referans aralığında ise, kalp-damar hastalık riskinizi minimuma indirir.

Gelelim yüksekliğinin zararlarına. Vücudunuza aşırı miktarda aldığınızda, nefesiniz sürekli kesiliyor gibi hissedersiniz ve kalp hastalıklarına zemin hazırlarsınız. Böbrek ve kas zayıflığı da beraberinde gelir. Bizzat örneğini çok yakınımdaki insanlarda gördüm.  Böyle bir rahatsızlığının var ise; yeşil mercimek, brokoli, mantar, ıspanak, kuru kayısı tüketmemeniz gereklidir. Çünkü yüksek oranda potasyum içerirler.

Eksikliğinde ise; sürekli yorgunluk, güçsüzlük görülür. Vücudun su kaybetmesi sonucunda da potasyum eksikliği oluşur. Hipokalemi denir bu rahatsızlığa.

Aman dikkat diyorum. Aldığınız gıdalara dikkat edin. Fazlası nokta atışı yaparak, vücudunuza zarar demektir.

Görüşmek üzere…


Sağlıkla kalın…
Powered by Blogger. Blogger Template by Intikali.org. Supported by Iskael and BlogSpot Design.