28 Şubat 2017 Salı

İlaçlara Karşılık Alternatif Bitkiler...

Selam herkese…

Haydi biraz farklı bir konuya değinelim J İlaç kullanmak yerine alternatif olarak bitkilerin nasıl sizi iyileştirdiğine bakalım ;)



Tabikii de hepimiz hasta olduğumuzda doktorların uygun gördükleri ilaçları kullanıyoruz. Fakat eğer durum çok ciddi değilse evde kendimizde hastalıklarımızı hafifletebiliriz. Hep söylüyorum, önemli olan bence bilinçli olmaktır. Siz vücudunuzu tanıdıkça neye ihtiyaç duyduğunuzu bilirsiniz ve ona yönelebilirsiniz. Sürekli ilaç kullanıp bir yandan iyileşirken öte yandan ilaçların zararlarına maruz kalmak akıl karı değil. Yine belirtiyorum ki ciddi bir problem yok ise!

Şimdi kanıtlanmış olan, akademik makalelerde yer alan bazı hastalıklara karşı sizi hafifleten bitkilerden bahsedeceğim. Unutmayın ki aslında ilaçların içerisinde de bitkiler kullanılıyor. O halde o bitkiye karşı alerjik bir sorununuz yok ise ilaç yerine bitkinin kendisini tüketmeniz yararınıza olacaktır.

Ağrı kesiciler yerine zerdeçal, zencefil ve dut
Kolestrol ilaçları yerine domates, elma ve kuruyemişler
Tansiyon ilaçları yerine muz, koyu yeşillikler ve turunçgiller
Tiroid ilaçları yerine muz, turp
Antibiyotikler yerine D vitamini, sarımsak ve zerdeçal
Diyabet ilaçları yerine ise çay, D vitamini ve koyu yeşillikler tüketebilirsiniz.

Siz kendinizi tanıdıkça; günlük vitamin, mineral, su, protein, karbonhidrat, yağ ve probiyotik ihtiyacınızı vücudunuza alıyor iseniz, hatta alamıyor iseniz de takviye olarak almanız durumda zaten yukarıda yazdığım hastalıklara sahip olmayacaksınızdır. Çok gerek kalmadıkça ilaçlara sürekli maruz kalıp, vücudunuza bir yandan hasar vermeyin lütfen.  Unutmayın hastalığınız ne ise alternatif çözümler ile yaşam kalitenizi arttırmak sizin elinizde…


Sağlıkla kalın…  J

23 Şubat 2017 Perşembe

Maden Suyu ve Soda Hakkında...

Selam herkese…

Bugün sizlere maden suyu ve soda hakkında bilgi vermek istiyorum. Sizce ikisi de aynı şey mi? Faydası gerçekten var mı? Birçok insan ikisini aynı şey sanıyor ama değil! Beraber inceleyelim şimdi.



Aslında ikisi bambaşka içeceklerdir. Maden suyu (doğal mineralli su), yer altı sularından elde edilmiş olan mineraller, karbondioksit gazı ile birlikte yine yeraltındaki çatlaklardan yeryüzüne çıkar. Yani tamamen doğaldır. Soda dediğimiz içecek ise tamamen yapaydır. Çünkü bildiğimiz içme suyuna yapay şeklide mineralleri ve karbondioksit gazını ekleyerek raflara sunarlar. Hatta bunlara birde aromalar ekleyerek tat değişiklikleri de yaparlar. Limonlu soda en çok tüketilen yapay içecek aslında. Size hiçbir faydası yok ve zararı var çünkü yapay J

Özellikle yaz aylarında ter ile birlikte bizlerde çok fazla mineral kaybı olmaktadır. Bu sebeple su dışında yaz aylarında maden suyu içmek yararınıza olacaktır. Maden suyu en fazla da kalsiyum ihtiyacını karşılamaktadır. Bu da kemikler için geleceğe yatırımdır. Dikkat edilmesi gereken nokta ise maden suyu sodyum da içerdiğinden dolayı yüksek tansiyon hastaları aman diyeyim. Çok az tüketin derim.  J


Sağlıkla kalın, görüşmek üzere…

20 Şubat 2017 Pazartesi

Ev Yapımı Probiyotikli Gece Kremi...

Selam herkese…

Yine kendi kullandığım, evde hazırladığım bir kremden bahsedeceğim size. Üstelik içerisine probiyotik ekledim ;) Probiyotiği hayatınızdan hiç çıkarmayın derim…



Madecassol merhemden bahsetmiştim. Müthiş bir şey zaten. Özellikle ciltte izler ve yaralar üzerine etkisi yüksek. Bepantolü de herkes biliyordur. B vitamini içeriği yüksek bir kremdir. İkisinin karışımı gerçekten harika bir etkiye sahip oluyor. Bir de bu karışıma E vitamini ampulü kırarak eklerseniz, hücre yenileyici oluyor. Üstüne yetmedi bir de probiyotik tozu ilave ederseniz bakterilerle de savaşarak sivilce oluşumunu da engellemiş olursunuz. Probiyotikler cildimizde de bulunmaktadır. Cilt üzerindeki mikroflorayı dengelerler. Tabikii takviye olarak tüketmek de her zaman savunduğum bir şey. Ama ciltle direk olarak teması da gayet yararınıza olacaktır.

Ufak miktarlarda hepsini boş bir krem kabı içerisinde hazırlayıp kullanabilirsiniz. Az miktarda hazırlamak (bir haftalık kadar) yararınıza olacaktır yine. Buzdolabında veya karanlık bir yerde muhafaza etmeniz gerekecektir. Dikkat edilmesi gereken nokta bu.  Sadece geceleri kullanmanız yeterli. Ben de bu şekilde kullanıyorum.

Faydasını gördüğüm şeyleri paylaşmaya çalışıyorum. Denemediğim hiçbir şeyi yazmıyorum size emin olabilirsiniz. Bana iyi gelen tabiki de size iyi gelmeyebilir ama evinizde olan şeylerdir diye düşünüyorum. En azından bir kez denemeniz sonucu faydasını görmeniz yüksek bir oran.

Kendi hazırladıklarım, karışım yaptıklarım kremler dışında tabiki dermokozmetik ürünler de kullanıyorum. En iyi sonuç aldıklarımı paylaşacağım…


Sağlıkla kalın, görüşmek üzere… J

18 Şubat 2017 Cumartesi

Meyvelerin Yanlış Tüketimi...

Herkese merhaba…

Bugün yine gündemde olan bir konuda bahsetmek istiyorum. Meyvelerin zararları… Aslında yararından çok bilinçsiz tüketildiğinde zararları da kaçınılmaz oluyor. Biraz bahsedelim şimdi.


Her meyvenin malum kendine özgü bir içeriği var. Buna göre tükettiğimizde antioksidan, vitamin alıyoruz. Kanserde, bağışıklık sistemi üzerinde hatta kalp hastalıklarında bile vücudumuza olumlu etkileri oluyor. En fazla da kırmızı meyveler bu görevi üstleniyorlar. Özellikle böğürtlen, siyah erik, yaban mersini.

Gelelim tüketiminde dikkat etmemiz gerekenlere. Eğer meyve çok tatlı ise içeriğinde çok fazla meyve şekeri olan fruktoz var demektir. Günlük vücudumuza 15-20 gramdan fazla früktoz almamız gerekiyor. Örnek olarak kuru kayısının 100 gramında 14-15 gram, kuru incirde ise 20-25 gram früktoz bulunmaktadır. Taze meyvelerde bu oran daha azdır. Kaloride buna doğru orantılı olarak artmaktadır.

Diyelim ki aşırı meyve tüketiyorsunuz. Size zararları; aşırı früktozdan kaynaklı kanda ürik asit seviyesi artışı, gut krizleri, tansiyon bozukluğu, kandaki trigliserid artışı, HDL (iyi kolestrol) düşüşü gibi. Yanında aldığınız kaloriden kaynaklı kilo da hediyesi 😃

Tavsiye edilen meyve tüketimi ise; yemeklerden hemen sonra, uyumadan hemen önce tüketmemeniz.  Ara öğünlerde ve yemeklerden 30-60 dk. önce tüketmek çok daha sağlıklı olacaktır. Tabii aşırıya kaçmadan ve bilinçli olarak tüketmek yararınızadır ki mümkünse gerçekten organik meyve tüketmek en iyisidir. Artık malum meyve diye aldığınız her şey genetiği ile oynanmış olduğundan dolayı 😐

Hazır meyve sularına hiç değinmek bile istemiyorum şuan. Onları ayrıca yazmak istiyorum ;)

Görüşmek üzere…

13 Şubat 2017 Pazartesi

Palm Yağı Hakkında...

Merhaba herkese...

Bir blogger arkadaşıma söz verdiğimden dolayı bugün palm yağından bahsetmek istedim. Malum son zamanlarda çok fazla duymaya başladık. Hatta bir çok insan tüketmemeye özen gösteriyor şuanda. Bende çevremde şahit oluyorum :) İyi mi yapıyorlar diye soracak olursanız Kesinlikle!...


Gıda sanayinde aslında ucuz olmasından dolayı çok fazla kullanılıyor. En fazla, bisküvi, kek, çikolata, dondurma, cips, margarin gibi gıdaların içeriğinde görmüşsünüzdür. Gıda dışında, cilt losyonları, sabunlar ve mumlarda da kullanılıyor. Ama tabi benim şuan değinmek istediğim bizim için daha önemli olanı yani gıda yoluyla vücudumuza almamız. Şuan dünyada 7 milyon hektarlık palm üretim alanı dünyanın yağ ihtiyacının  %20'sini karşılıyor. Gerisini siz düşünün artık. Ne kadar fazla tüketildiği gayet ortada.

Şuanda Avrupa'da gıdaların içeriklerinde bitkisel yağ yazılması yerine hangi yağ kullanıldığının yazması zorunlu hale getirildi.  Zararı gerçekten var. Aşırı tüketimi vücudumuzda toksik etki yaratıyor ve kanserojen bir maddeye dönüşebiliyor. Konu ile alakalı çok fazla akademik yayın yapıldı ve deneylerle kanıtlandı. Kalori ve yağ oranı yüksek olduğundan obeziteye ve kolestrol problemlerine neden oluyor. Ayrıca sindirimi en zor yağ olarak da belirlendi.

Benim önerim tabikii de hazır işlenmiş gıdalardan tamamen uzak durmak. Ama illaki tüketiyorsanız; içeriğinin daha temiz olmasına özen gösterin derim. Sağlık her şeyden önemli ve vücudunuz siz nasıl yönlendirirseniz o şekilde devam ediyor...

Sağlıkla kalın...

10 Şubat 2017 Cuma

Excipial Hydro ve Excipial Lipo...

Herkese merhaba...

İlk defa bu kadar ara verdim bloğuma :( Ama sonunda buradayım :)


Madecassol'den bahsetmiştim size önceki yazılarımda. Bugünde yine kullanıp memnun kaldığım bir üründen bahsetmek istedim sizlere. Excipial Hydro ve Excipial Lipo...

Aslında ben doktor önerisi ile eczaneden temin ettim. Sonra kullandıkça gerçekten çok memnun kaldım. Özellikle kış aylarında kullanıyorum. Yüzüm karma cilt yapısında olduğundan Hydro olanı tercih ediyorum. Vücut için ise Lipo olanını kullanıyorum ve bugüne kadar herhangi bir yan etkisini görmedim. Tek dikkat ettiğim ara vererek kullanmak. Yani sürekli değil.

İçeriğinde üre bulunduruyor. Üre de aslında cildin nemlendirme faktörü. Malum kış aylarında gerçekten kuru bir cilde sahip oluyoruz. Tedavi edici ve eczane ürünü olduğundan içim rahat kullanıyorum.

Cildin elastikiyet yapısını arttırıyor. Özellikle eğer kuruluktan pullanan bir cilde sahipseniz tam size göre.

Çok kolay emiliyor ve kokusu çok hafif hiç rahatsız etmiyor. Benim gibi kronik egzamanız var ise zaten hayatınızdan çıkarmak istemezsiniz :) Güneş yanığına da iyi geliyor bilginize ;)

Fiyatı gayet uygun ve baya uzun kullanırsınız çünkü 200 ml.

Sağlıkla kalın...

3 Şubat 2017 Cuma

Ringa Balığı...

Selam herkese...

Ringa balığı tüketiyor musunuz? Aslında ben bir kaç makalede denk geldim ve müthiş faydasından dolayı sizinle de paylaşmak istedim :)


Kuzey denizde yaşayan, 30 cm boyunda bir balık türü. Somon balığından bile daha fazla omega-3 yağ asidi içeriyor ki bu zaten tüketmek için yeterli bir sebep. Sadece bir tane tükettiğinizde 30 gr protein alıyorsunuz. Aşırı miktarda da B vitamini içeriyor.

Pulları çok kolay dökülüyor. Temizlemesi zor değil yani. Tadı efsane. Tavsiye ederim :)

Biraz zor bulunuyor maalesef. Eğer taze olarak bulduysanız kaçırmayın derim.

Sağlıkla kalın...

Powered by Blogger. Blogger Template by Intikali.org. Supported by Iskael and BlogSpot Design.