31 Ocak 2017 Salı

Keten Tohumu Tüketiyor musunuz?

Merhaba herkese...

Bugün sizlere keten tohumu hakkında bilgi vermek istedim. Yine kendi tükettiğim bir gıda :)


Bir çok faydası var. Bu faydalar arasında yağ yakımını arttırıyor diye de belirtiliyor. Benim tüketim amacım vitamin fazlalığı. Zaten çokta kanıtlanmış bir makaleye rastlamadım yağ yaktığına dair ;)

İçerisinde yüksek oranda omega-3 yağ asidi barındırıyor. En çok cezbeden tarafı bu açıkcası :) Lif içeriği de yine yüksek oranda. Bu durumda bağırsaklar için harika bir durum :)

En çok bilinen ve gerçek olan yararı bu ikisi aslında. Bu durumda da lif içeriğinden dolayı kabızlık sorunu yaşamazsınız ve omega-3 içeriğinden dolayı da kötü kolestrolünüz düşer.

Kansere iyi geldiği belirtiliyor. Bunu da ben bağırsaklar ile iyi bir etkileşim kurmasına bağlıyorum. Malum bağırsaklarımız ikinci beynimiz :) Yani vücudumuzun bütün bağışıklığı oradan geliyor.

Unutmadan bir de yüksek oranda B12 vitamini içeriyor. Bu da tüketmek için yine bir sebep :)

Ben ev yoğurdu ile birlikte tüketiyorum. İçerisine istediğiniz eklemeyi yapabilirsiniz. Bal mesela harika oluyor. Önemli bir nokta da çok tüketmeyin. Bayanlarda selülit yapabiliyor fazla tüketimi bilginize..

Sağlıkla kalın...

29 Ocak 2017 Pazar

Krem ve Pomad Arasındaki Farklar...

Selam....
Biraz farklı bir konu ile buradayım yine :) Cilt problemlerinizde hangisini kullanıyorsunuz? Krem mi, pomad mı? Aslında işlevleri farklı. Peki farkları ne bakalım şimdi :)


Tıpta bütün ilaçların kullanım alanına göre farklı formları bulunuyor. Deri hastalıklarında kullanılan ilaçların üzerlerinde krem veya pomad yazılarını görüyorsunuzdur. Pomad aynı zamanda merhemdir. Bazen ikisi farklı olarak algılanır ama aslında aynı şey :)

İlacın krem formu, eğer ciltteki hastalığın deri alt tabakalarına kadar geçmemişse yani sadece derinin üst tabakasında ise kullanılır. Çünkü krem formundaki ilaç, cildin alt tabakalarına kadar emilip etki gösteremez. Sadece üst tabakasında tedaviye yardımcı olur. Su içerikleri pomadlara göre daha fazladır.

İlacın pomad formu ise cilt hastalığının derinin alt tabakalarında olması durumunda kullanılır. Yani cildin alt tabakalarına kadar emilerek tedaviyi sağlar. Kremlere göre daha koyu ve daha yağlıdır. Deride kalma süresi daha uzundur çünkü su ile sürülen bölgeden uzaklaştırılamaz. İnatçı, kronik  ve kuru lezyonlarda kullanılır. Örneğin; kronik egzama gibi.

Ayrıca, kullanacağınız pomad ya da krem kortizol içerikli ise üst üste 3 gün kullandıktan sonra mutlaka 3 gün ara verin ve sonrasında tedavinizi tamamlayın. Dermatoloji doktorları zaten bilgisini veriyor. Ama dikkat etmeyenler var maalesef. Dikkatinize :)

Sağlıkla kalın…

24 Ocak 2017 Salı

Glisemik İndeks Hakkında...

Merhaba herkese....

Bugün sizlere Glisemik İndeks'ten (Gİ) bahsetmek istedim. Aslında bu terimi diyet yapanlar daha iyi bilirler :)

Gi; bir besinin vücuda alınmasından sonra, kan şekerinizi yükseltme kapasitesine denilmektedir. Yani Gİ değeri yüksek olan besinler kan şekerinizi hızla yükseltirken, Gİ değeri düşük olanlar ise yavaş yükseltir veya dengede tutmaktadır.

Örnek verelim; şekerli gıdaları tükettiğimizde çok daha çabuk acıkıyoruz ve midemizde kazınma hissi oluşuyor. İşte buna sebep olan gıdaların Gİ değeridir. Gi değeri yüksek olan gıdalar daha çabuk sindiriliyor ve haliyle hemen tekrar açlık hissi oluşuyor. Oysa Gi değeri düşük besinler tükettiğimizde baya tok kalıyoruz. ;)
Gi değerine göre gıdalar sınıflandırılmıştır. Bu sınıflandırma da baz alınan saf glikozun kan şekerine etkisi aslında. Çünkü glikoz kan şekerimizi en fazla yükselten şeker. Bu sebeple de glikozun Gİ değeri 100 kabul edilmiştir. Gıdaların Gİ değeri de 0-100 arası değişir.  Yani tekrar belirtiyorum; bir gıda tükettiniz diyelim onun Gi değeri ne kadar yüksekse, sizin kan şekeriniz de o kadar yükselecek demektir. Asıl mantık bu yani :)

Aşağıda tablo halinde bir çok gıdanın Gi değerini belirteceğim fakat önce bunu etkileyen faktörlerden de bahsedeyim. İlki pişirme yönteminiz. Gıdayı pişirdiğinizde Gi değeri artar çünkü o gıdanın sindirimi kolaylaşır. Gıdanın fiziksel şekilleri de Gİ değerini etkiler. Örnek olarak tahılların ve baklagillerin üzerlerinde fibroz bir tabaka vardır ve bu tabaka sindirimi zorlaştırır. Haliyle Gİ değeri azalır. Gıdanın içerdiği nişasta çeşidi diğer etkendir. Örneğin buğday unundaki nişasta amilopektin olduğundan Gi değeri yüksektir.



Gi değeri düşük olan her gıda size faydalıdır diye bir şey de yok aslında. Örnek olarak; patates cipsinin Gİ değeri, haşlanmış patatese göre daha düşüktür fakat malum yağ oranı çok fazladır. Bu tarz durumlara da dikkat etmek gerekiyor.

Sağlıkla kalın...

22 Ocak 2017 Pazar

Gıda İntoleransı Hakkında...

Selam herkese...

Hiç gıda intoleransı testi yaptırdınız mı? Ya da konu hakkında bilginiz var mı? Biraz bahsedeyim :)


Bazen kendinizi sürekli halsiz hissedersiniz ama ne yapsanız, ne tüketseniz, hangi takviyeleri alsanız da bu durum düzelmez. (kan değerlerinizde her şey normal olsa bile hatta metabolizmanız hızlı olsa bile). Aslında problem sürekli yediklerinizde!

Vücudumuz bazı besinleri çok kolay sindirirken, bazı besinleri ise maalesef sindiremez. Bu durumda aslında genetik etki fazla rol oynuyor. Örnek olarak, ülkemizin çok büyük bir kısmında laktoz intoleransı vardır. Süt tüketemezler çünkü tükettiklerinizde çok fazla mide-bağırsak sorunu yaşarlar. Bunun sebebi de çoğumuzun geninde, süt şekeri olan laktozu sindirecek laktaz enziminin bulunmamasıdır.  İşte aynı buna benzer şekilde bazı gıdaları da sindiremeyebiliriz. Buna da gıda intoleransı diyoruz.

Gıda intoleransı ile gıda alerjisi birbirine çok fazla karıştırılıyor. Aslında ikisi bambaşka olaylar. Eğer gıda intoleransınız var ise; sindiremediğiniz o gıda size alerji yapmaz sadece yorgunluk, migren, uyku problemleri, ödem, şişme gibi sorunlara neden olur. Yani diyelim ki, siz süt ve süt ürünleri tükettiniz. Bu sizde kaşıntı, egzama, kızarma gibi alerjik sorunlar yaratmaz. Eğer durum bu ise; gıda alerjiniz vardır.

Sürekli gündemde olan bir konu da gıda intoleransınız var ise zayıflayamazsınız muhabbeti :) O kadar akademik makalelere baktım ki, bunun bir kanıtı gerçekten yok. Zaten bir çok doktor da bu konuya gülüyor diyebilirim :)

Gıda intoleransı testi yapan birçok firma var. Yaptırarak, yorumlayanları araştırdım. Ne kadar güvenilir diye. Sonuçlar %50-%50. Yani yaptıranların yarısı sonuçtan memnun ve öneriyor ama yarısı da asla yaptırmayın boşa para diyor :)

Ben yaptırmadım ama belki yaptıranlarınız vardır. Var ise yorum bırakıp, sonuçlarını yazarsa sevinirim :) Benim düşüncem; eğer intolerans kaynaklı olduğunu düşündüğünüz bir sağlık sorununuz var ise; zaten bunu yediklerinizden anlarsınız. Gluten mesela en güzel örnek. Veya sürekli süt ürünleri tüketmek. Şüpheli gıdaları kendiniz de günlük beslenmenize bakarak anlayabilirsiniz. Eğer sonuç yine de değişmiyor ise; o zaman bu testlere başvurmak gerekli diye düşünüyorum :)

Sağlıkla kalın...

20 Ocak 2017 Cuma

Perlodent Diş Beyazlatma Serisi...

Selam herkese...

Bugün sizlere yeni keşfettiğim, 4 gündür denediğim bir üründen bahsetmek istedim.
Rossman'larda bulunan Perlodent markasına ait diş beyazlatıcı diş macunu ve aynı seriden diş beyazlatma jeli.


Aslında bu ikiliyi daha önce duymuştum. Ama bir türlü bulamamıştım. Denk gelince denemek istedim. Diş macunun farklı renkte olanını kullanmıştım ve memnun kalmıştım. İçeriği diğer markalara göre daha az kimyasal içeriyordu. Bu ikiliye de şans verdim ve gerçekten memnun kaldım.

Önce diş macunu ile fırçalayıp, arkasından hemen jeli dişlerinize tek tek damağınıza değdirmeden sürüyorsunuz. Ucunda fırçası var. Aynı oje mantığı :)  1 dk. hiç bir şekilde dilinizle veya dudağınızla temas etmemesi gerekiyor.  15 dk kadar da hiç bir şey yememeniz gerekiyor. Sonra ağzınızı çalkalıyorsunuz. Sabah akşam uyguluyorsunuz. 14 günde baya bir beyazlatma vaat ediyor. Daha 4. gündeyim ve ton farkı başladı bile :) Ama benim öyle çok sararma problemim yoktu. Belki de o yüzden iyi gelmeye başladı.

Ülkemizde kullananların yorumlarını araştırdım ve çok az yoruma denk geldim. Onlarda memnun kalmışlar. Çok uygun fiyata, (eğer böyle bir ürün arayışında iseniz tabi) dişlerinizi beyazlatabilirsiniz. Malum kahve ve çay hafif sararmaya neden oluyor. Ürünü tavsiye ederim...

Not: Ürünleri kendim temin ettim, reklam amaçlı değil :)

16 Ocak 2017 Pazartesi

Damacana Sular Hakkında...

Merhabalar...

Bugün herkesin ilgini çeken bir konudan bahsetmek istedim yine. Damacana sular...


İçerisinde birçok bakteri barındırıyor maalesef :( Ülkemizde çok fazla hijyene önem verilmiyor özellikle de sularda. E haliyle bakterilerin etkisi ile; ishal, kusma hatta kansere kadar yol alan bir hastalık topluluğu bizi bekliyor oluyor.

Plastik ambalajlı ürünlerin alt kısmında üçgen içerisinde rakamlar vardır. Hepsinin anlamı var tabii. Eğer 3,6 ve 7 rakamları yazıyorsa o plastik gıda ve içecekler için güvensiz demektir. 1, 2, 4 ve 5 ise biraz daha güvenlidir. Dikkat ederseniz birçok damacana da 7 rakamı bulunur. Bu da polikarbonat demektir. Yani güvensizdir.  Pet plastik şişelerde ise genelde 1 numara yazar.

Biliyorsunuzdur, damacanalar temizlenirken, dolum yapılmadan önce dört ayrı iç temizlik işleminden geçer. İç yıkamada; deterjanlı, sıcak ve dezenfektanlı suyla yıkanır. Tabiki de problem son yıkamada yeteri kadar su kullanılmamasından kaynaklanır. Haliyle deterjan ve dezenfektan içerinde kalır.

Damacanaların 14 derecede muhafaza edilmesi gerekirken; yaz aylarını bir düşünün derim :)

En sağlıklısı cam diyorum. Başka da bir şey demiyorum :)

Sağlıkla kalın...

15 Ocak 2017 Pazar

Kestane Balı Tam Bir Mucize...

Merhaba herkese...

Yazılarımda genelde kendi kullandığım, tükettiğim ürünlerden ve gıdalardan bahsetmeye çalışıyorum. Bugün de yine her sabah aç karnına tüketmiş olduğum bir gıdadan bahsedeyim. Kestane balı...


Bu bal benim için gerçekten mucize oldu. Yaklaşık olarak 3 aydır her gün tüketiyorum ve inanın o kadar salgın oldu ve hastahanelerin de şuan dolu olmasına rağmen 3-4 aydır hiç hasta olmadım :)
Kestane balı, çiçek balına göre daha koyu renklidir. Arıların haziran ayının başlaması ile birlikte kestane çiçeklerinden elde ettikleri bal. Tadı biraz acımsı aslında ama antimikrobiyal olduğundan hiç sorun değil :)

Başlıca faydaları; antioksidan, antimikrobiyal, bağışıklık güçlendiricidir (bundan ben eminim :D).   Çiçek balından farkı ise; iki kat fazla demir içeriyor, 3,5 kat fazla kalsiyum ve 5 kat fazla potasyum içeriyor.

Kullanımda dikkat edilmesi gereken en önemli nokta; eğer şeker hastası iseniz doktor kontrolünde kullanmanız gerekiyor. Günde 1 kaşıktan fazla da tüketmemekte fayda var. Çünkü birazcık ağır gelebilir :) Bir de %100 gerçek organik olmasına özen gösterin derim. Malum piyasada sahte ballar çok fazla..

Sağlıkla kalın...

14 Ocak 2017 Cumartesi

Madecassol Merhem Mucizesi...

Merhaba...

3 gündür yayın yapamadım diye öyle huzursuz oldum ki :) Ama sonunda bilgisayarıma kavuştum :)
İlk işim size haftada bir kez kullandığım bir merhemden bahsedeceğim. Tabiki de Madecassol :)


Benim için bu merhem gerçekten bir mucize. Yara izlerime, sivilce izlerime o kadar iyi etki ediyor ki. Mutlaka bilenler, kullananlar vardır. Peki bu etkiyi nasıl yapıyor derseniz; hemen anlatayım.

İçeriği tamamen bitkisel. Sizi rahatsız edebilecek bir madde yok.  Centella asiatica bitkisinin ekstresini içeriyor. Bu bitki ise;  Hint tıp alanında çokça kullanıyor. Aslında çok eskiye dayanıyormuş bu bitki. Malum eskiden ilaç vb. ürünler olmadığından insanlar bitkileri ilaç niyetine saf olarak kullanıyorlarmış. Özellikle de yara, kesik, yanık gibi durumlarda.

Bağ dokusuna etki ediyor. Bunun dışında çatlak, yara, yanık gibi cilt sorunlarında bence rahatlıkla kullanabilirsiniz. Ben yüzüme haftada bir kez gece uyguluyorum. Hücre yenileyici özelliği ve lekelerle savaşmasından dolayı gayet memnunum. Kokusuna da bayılıyorum :)

Sizlerde kullanıyor musunuz? Bence eksik etmeyin :)

Not: ürünü kendim temin ettim, reklam amaçlı değil ;)

Sağlıkla kalın...

10 Ocak 2017 Salı

Roobios Çayı...

Merhaba herkese...

Her taraf bembeyaz kar ile kaplıyken, eve hapsolmuş olarak blog yazısına yönelmekte ayrı bir keyifmiş 😊☃️ Bugün şuanda da elimde tükettiğim rooibos çayından bahsedeceğim. Tabii bilenler tüketenler vardır ama ben yinede değinmek istedim 🤗 son birkaç yazıma resim ekleyemedim malum bilgisayarım bozuldu da 🤦🏼‍♀️ hemen konumuza döneyim 😬



Rooibos çayı, Güney Afrika'ya özgü bir çay. Kızıl çay olarakta biliniyor ve demlendiğinde haliyle kırmızı rengini veriyor. Eğer okside edilmeden üretildiyse, yeşil renge yakın bir renk veriyor. Tadı biraz daha az oluyor ama içeriği de daha zengin oluyor. Bu çayın en sevdiğim yanı kafein içermemesi 😊 ve müthiş bir antioksidan. Sinirlere ve astım hastalığına da iyi geliyor. Benim diyetisyen arkadaşlarımda bu çayı öneriyorlar çünkü metabolizmayı hızlandırıcı etkisi de bulunuyor.

Kaynamış suya kişi başı 1 çay kaşığı kurutulmuş roobios ekleyebilirsiniz. 5 dk demlendikten sonra süzüp tüketebilirsiniz 😊

Bildiğim tek yan etkisi var o da demir eksikliği olan kişilerin çok tüketmemesi. 🙏🏻

Sağlıkla kalın...

8 Ocak 2017 Pazar

Sarımsak Tüketiyor musunuz?...


Merhaba herkeseee 💁🏻
Son yazımdaki yorumlar için çook teşekkür ederim hepinize ❤
Sarımsak tüketiyor musunuz? Hayatınızdan hiç çıkarmayın derim 😊 haydi faydalarına bakalım şimdi...


Öncelikle biliyorsunuz ki doğal bir antibiyotik. Bakterileri yok ediyor. Antifungal etkisi de mevcuttur yani mantarlar ile de savaşır. Bağışıklığı kuvvetlendiriyor. Kan sulandırıyor. Kabızlığa karşı iyi geliyor. Bağışıklığı güçlendirdiği için kansere karşı koruyucu. İçerisinde birçok vitamin ve mineral barındırıyor. Saç dökülmesine iyi geliyor ki hatta bilenler vardır sarımsaklı şampuanlar mevcut. Bende kullanıyorum, sonraki yazılarımda paylaşacağım 🙈 cilt sağlığı için de birçok olumlu etkisi var. Sivilce, akne, egzama gibi hastalıkları yok ediyor.

Peki sarımsak yutmak faydalı mı? Ben maalesef bütün olarak tüketemiyorum. İçeriğindeki maddeler midemde sorun yaratıyor. Belki benim gibi kişiler vardır. Çözüm olarak halsizlik vb. gibi sorunum olduğunda sarımsağı ezip, zeytinyağı ile karıştırıp, biraz yoğurda ekliyorum. Asla mide sorunu yaratmıyor ve zeytinyağı da tüketmiş oluyorum 😊😊 Bu şekilde tavsiye ederim...

Sağlıkla kalın...

6 Ocak 2017 Cuma

Teşekkür Ediyorum Hepinize... 😊


Selamm..

Bugün bilgi paylaşımı değil de sadece teşekkür yayını yapmak istiyorum 🤗 Benim blogum aslında daha çok yeni ama öyle güzel insanlar tanıdımki❤ inanın hiç böyle bir ortam olabileceğini düşünmemiştim...



Blog yazmak aklıma ilk düştüğünde acaba yapmasam mı demedim değil yani 🙈 ama şuan iyiki diyorum, iyiki böyle güzel ortama girmişim ☺️

Beni takip eden, yazılarımı okuyan, yorum bırakan herkese çok çok teşekkür ediyorum 😊🤗

Hepiniz iyiki varsınız güzel yürekli insanlar....

4 Ocak 2017 Çarşamba

Umca Solüsyon Kullanıyor musunuz?..

Selamm...
Umca solüsyon kullanıyor musunuz? Haydi bugünde bu solüsyondan bahsedelim biraz 😊 
Etken maddesi, pelargonium sidoides bitkisinin kök ekstresi yani sardunya kökünden elde ediliyor. 
Akut ve kronik solunum sistemi enfeksiyonlarında kullanılıyor. Bronşit, sinüzit, rinofarenjit hastalıklarında olumlu etkisi var. Antibakteriyel etkisinin yanısıra, virüslere karşı antiviral etki gösteriyor. Bağışıklığı güçlendiriyor. Balgam sökücü etkisi de kanıtlamıştır.



Eğer hasta olacağınızı hissediyorsanız bir bardak suya 20-25 damla kadar damlatıp içiyorsunuz.  Ben ciddi faydasını görüyorum. Bir kez içmede bile gerçekten etkisini gösteriyor. Çocuklarda da kullanılabiliyor bu arada. Tadı ise bence kötü değil ama tabii beğenmeyenler de var ☺️
Not: reklam amaçlı değildir, kendim temin ediyorum 🙋🏼
Sağlıkla kalın...

3 Ocak 2017 Salı

K2 Vitaminine Dikkat!...

Herkese merhaba...


İki gündür bilgisayarımda sorun olduğu için yayın yapamadım maalesef 😔 neyseki şuan yazıyorum 🙋🏼
Bugün sizlere K vitamininden bahsetmek istedim. K vitamininin kan pıhtılaşmasındaki rolü öyle yüksek ki! Önemsenmeyecek gibi değil. Kemikleri kırılmaya karşı koruyan bir vitamin aynı zamanda. Fakat dikkat çekmek istediğim bir şey var ki o da, eğer kemik erimesi veya kemik hastalığı sorununuz var ise D vitamini takviyesi alırsınız. Bu doğru evet ama arkasından K2 vitamini almalısınız ki kalsiyumu kemiklere yönlendirmiş olasınız.



K vitamini, bağ dokusunda ve karaciğerde depolanıyor ve ikiye ayrılıyor. K1 ve K2 vitamini olarak. K1 daha çok bitkilerde yani yeşil yapraklı sebzelerde bulunmakta ve zaten tükettiğimiz için sorun yok. K2 ise et ve hayvan ürünlerinde var fakat çok çok az bir miktarda. Bu da bizim günlük ihtiyacımız olan K2 vitaminini karşılamıyor maalesef. Deminde yazdığım gibi kemik hastalığı sorununuz var ise takviye şart! 

Fazlalığında kanıtlanmış herhangi bir zarar yok. Bende akademik makalelerde araştırdım ciddi bir soruna rastlamadım bilginize ☺️

Sağlıkla kalın...
Powered by Blogger. Blogger Template by Intikali.org. Supported by Iskael and BlogSpot Design.