25 Mayıs 2017 Perşembe

Caudalie Grape Water...

Herkese merhaba…

En son Dermaroller paylaşımımda (Dermaroller deneyimim) belirtmiş olduğum Caudalie Grape Water ürününden bahsetmek istiyorum.


Bu markanın birçok ürünü cildime çok güzel etkiler gösterdi. Grape Water’da bunların arasında. Vadettikleri; cildi nemlendirmesi, en hassas ciltleri bile yatıştırması, koruyucu ve parfüm içermemesi.

İçeriği bildiğimiz üzüm suyu J Peki bunun içeriği ne derseniz; eser miktarda elementler var ve bunlar ciltte yatıştırıcı etki gösteriyor. İçeriğindeki mineral tuzlar onarım sağlıyor. Sakkaridler ise nemlendirme etkisi gösteriyor.

Ürünü sıkıp cildinizde bırakıyorsunuz. Kendi kendine kuruması gerekiyor, herhangi bir ovalama işlemi ya da krem gibi yayma işlemi yapmıyorsunuz. Durulama gerektirmiyor. Bir de benim gibi dermaroller sonrasında uygularsanız müthiş bir etki yaratıyor ;) Cildin alt katmanına daha rahat geçmiş oluyor. Ferahlık sağlıyor evet ama kokusu bir tık kötü J Fakat çabuk emildiğinden kokuda geçiyor hemen ;) Yaz aylarında buzdolabında saklayıp kullanmanız daha fazla ferahlık hissi veriyor.

75 ml ve 200 ml olmak üzere iki farklı boyutta satılıyor. Ben 75 ml kullanıyorum çantaya da atıp çıkmak adına J

Kesinlikle tavsiye ediyorum. Şans verin derim J


Görüşmek üzere…

22 Mayıs 2017 Pazartesi

Dermaroller Deneyimim...

Herkese merhaba…

Kocaman bir mutluluk eşliğinde müthiş bir deneyimimden artık bahsetmek istiyorum sizlere. Uzun süre kullandım, emin oldum ve öyle yazıyorum şüpheniz olmasın J Dermaroller deneyimimi anlatıyorum J

Bilenler tabiki de vardır, aynı şekilde bilip de kullanmaya çekinenlerde olabilir. Bir dermatolog önerisi de sonuna kadar önemli evet ama ben dayanamadım ve bilinçli bir şekilde kullandım. İyiki de almışım diyorum çünkü sonuç mükemmel! Hemen anlatıyorum J


Dermaroller, cilt iğneleme işlemidir.  İğne boyları 0.25 mm ile 1.5 mm arasında değişiyor. Kullandığınız alana göre iğne seçmeniz gerekli. Ben yüzümde kullanacağım için ve özellikle gözenekler için kullanmak istediğimden dolayı 0.5 mm’lik 540 iğneliyi tercih ettim. Ufak bir araştırma ile de sorununuza göre iğne boyutu seçebilirsiniz. Kliniklerde 1.5 mm iğneler kullanılıyor ve tek kullanımlık oluyorlar. Dolayısıyla iğneler büyüdüğü için ciddi acısı oluyormuş. Ev tipinde bence 0.5 mm gayet yeterli. 0.5 den yüksek kullanacaksanız bence kliniğe gitmeniz daha iyi olacaktır. Tek başınıza yapmayın derim.

Mantığı, iğneler cildimizin en üst tabakası olan epidermise zarar vermeden, minik delikler açıyor. Bu sayede cilt zedelendiğini hissediyor. Çok hızlı bir şekilde kolejen üretimini arttırıyor. Kullandıktan hemen sonra üzerine uyguladığınız serum ile de etki iki katına çıkıyor. Bir de uykuya geçtiğiniz için onarım hızı daha fazla artıyor. Oh sizde sonra keyfini sürüyorsunuz J



Dikkat edilmesi gerekenler;
  • Sizden başka asla kimse kullanamaz. (hijyen amaçlı)
  • Her kullanımdan önce kendi dezenfaktanı ile hijyen sağlamalısınız. (oksijenli suda da birkaç dk bekletebilirsiniz)
  • Eğer yüzünüzde aktif olarak akne, sivilce varsa asla kullanmayın, sivilcelerin geçmesini bekleyin. yoksa sivilcelerinizi yaymış olursunuz!
  • Bence titanyum materyalli tercih edin.
  • İğnelerin kırılmış olmamasına dikkate edin.
  • Sabahları değil akşamları uyumadan önce temizlenmiş cilde uygulayın. Gece onarım oluyor ve güneşe maruz kalmamış oluyorsunuz.

İstenilen sonuç için en azından 8-10 uygulama gerekli. Tabi yaş, beslenme, uyku düzeni gibi etkenlere göre değişim gösteriyor. Günlük omega 3, probiyotik ve ara ara da çinko takviyesi aldığımdan dolayı, gıdacı olarak beslenmeme de dikkat ettiğimden dolayı (J) onarım hızım çok yüksek oldu. Şanslıydım yani J

Geceleri uyumadan önce temizlenmiş toniklenmiş (gül suyu tercihim her zaman) cilde kullanım kılavuzundaki şekilde uyguladım. Üzerine hemen C vitamini serumu kullandım. Arkasından da hemen Caudalie Grape Water sıktım (bu ürünü ayrıca anlatacağım çünkü efsane) ve bıraktım hiç ellemedim.  Ciltte emilim gerçekleşince, direk uykuya geçtim. 0.5 mm’lik iğneliyi haftada iki kez kullanmanız önerilmiş ama ben  4 kez kullandım yani birer gün ara vererek.

8 uygulamada gözeneklerimden neredeyse kurtuldum J Sivilce lekelerine elveda dedim J Işıldayan, tonları eşitlenmiş bir cilde merhaba dedim J

Son günlerde birçok kişi cildine ne yaptırdın diyor! Bu cümlenin keyfini siz düşünün artık J

Sormak istediğiniz bir şey olursa hemen dönüş yaparım J

Görüşmek üzere…


21 Mayıs 2017 Pazar

Vücudunuzda Çıkan Sivilceler Ne Anlatıyor...

Herkese yağmurlu bir İstanbul’dan selam…

Vücudunuzda sivilceleriniz var mı? Peki, bu sivilcelerin bölgesel olarak neye işaret ettiğini biliyor musunuz? Bugün birazcık bu konuya değinmek istedim J



Akademik çalışmalar ve eski Çin tıbbına göre elde edilen bilgiler var. Akneler vücudumuzda; boyun, bel, omuz, göğüs gibi bölgelere yayılabiliyorlar. Aslında hepsinin de farklı sebepleri var.  Tabiki de ilk sebep, hormonlar ve bunun sebep olduğu sebum fazlalığıdır. L Şimdi ilk olarak boyun bölgesine bakalım;

Boyunda çıkan akneler; aşırı şeker tüketimine ve hormonların aşırı salgılanmasına bağlı. Yani şeker tüketimini kesinlikle azaltmak lazım. Boyuna temas eden saçlar ve gömlek yakalarının sıkması da bu duruma zemin hazırlıyor.

Omuzlar da çıkan akneler ise; aşırı strese bağlı olarak çıkıyorlar. Çanta askılarına dikkat! Sürtünme ile yayılmalarına sebep olabiliyorlar.

Göğüs bölgesinde çıkan sivilceler, akneler ise; dengesiz ve yetersiz beslenmeye işaret ediyor. Aşırı baharatlı gıdalar ve aşırı soğuk içeceklerde sebep olabiliyor.  Pamuklu giyinmeyi tercih etmekte fayda var.

Kolların üst bölgelerindeki sivilceler; dolaşım yetersizliğinden ve o bölgedeki ölü hücrelerin çokluğundan kaynaklıdır. Vitamin yetersizliği de buna sebep olabiliyor.

Karın bölgesindeki sivilceler, yüksek kan şekeri veya çok sıkı kıyafetlerin etkisi ile çıkabiliyor.

Üst bacaklardaki sivilceler ise; şampuanlara ve duş jellerine tepki olarak oluyor. (ben bu durumdan nasibimi aldım, duş jelim sağ olsun, bırakınca geçti neyse ki J).

Sırt bölgesindeki sivilceler; aşırı terleme ve yine kullanılan şampuanların etkisi. Bir de yetersiz uyku ve yüksek kalorili gıdalar da buna sebep olabiliyor.

Yeterli su tüketimi, dengeli beslenme, yeterli uyku, ölü derilerden arınmış bir cilt, vücudunuzun ihtiyacı olan vitamin ve minerallerin yeterliliği, cildi doğru nemlendirme gibi etkenlere dikkat ederek ve bir de yine söylüyorum düzenli kan tahlilleri ile sağlıklı bir cilt ve yaşam kendiliğinden geliyor zaten J


Görüşmek üzere…

16 Mayıs 2017 Salı

Neden Esneriz Biliyor musunuz?

Herkese merhaba…

Bugün birazcık ilginç bir konuda yazmak istedim. Gün içerisinde birkaç kez esneriz değil mi? Peki, bunun sebebi ve bilimsel açıklaması nedir?


Geçmişte yapılan araştırmalara göre, esnemenin nedeni vücudun oksijen ihtiyacı imiş. Fakat en son yapılan incelemelere göre aslında çok da doğru değil. Çok daha farklı sebepleri de var ;)

Aslında esnemenin ana sebebi; beynimizi soğutmak J Aynen öyle, garip geliyor biraz ama şimdi daha iyi anlayacaksınız. Beynimiz normalde düşük ısı ile çalışır. Esnediğimizde de kan akışımız hızlanır ve bu sayede beyin soğumuş olur.  Beyin soğuduğunda da aslında daha kıvrak düşünebilme yetisine sahip olmuş oluruz. Yani esnemek beynimiz için gayet olumlu bir hareket oluyor.

Bir de esneme neden bulaşıcı ona bakalım. Duygusal olarak bağ kurduğumuz, sevdiğimiz insanlar yanımızda esnediğinde biz de esneriz. Bu ailemiz olabilir, arkadaşlarımız olabilir. Ama eğer bize yabancı yani tanımadığımız insanlar yanımızda esnediğinde dikkat edin bulaşıcı olmuyor J Bu da aslında kanıtı…

Yazımı okuduğunuzda da esnemiş olabilirsiniz J Son olarak denk gelip tesadüfen okuduğum, denediğim bir şey de var. O da, eğer çok fazla esniyorsanız dudağınızı ısırmayı deneyin J İnanın esnemeniz komple geçiyor. Bunun bilimsel bir açıklamasını bulamadım ama denemişliğim var. Doğru J


Görüşmek üzere…

13 Mayıs 2017 Cumartesi

Elma Sirkesi Deyip Geçmeyin...

Selam herkese…

Elma sirkesi mi? Yıllardır hayatımdan hiç eksik edemediğim mucize yaşam iksiri inanın ki!



Vücudunuzu içten ve dıştan en güzel tedavi eden, doğal bir ilaç aslında. Önce faydalarından bahsedeyim sonra da kullanımından.
  • Bağışıklığı güçlendirir (kanıtlanmış).
  • İçeriğindeki yüksek potasyum ile kalp-damar hastalıkları risklerini minimuma düşürür.
  • Sindirim sistemini düzenler. Özellikle gaz, spazm, kabızlık için birebirdir.
  • Sivilcelerin en nefret ettiği şeylerden biridir J Cilt lekelerine de etkisi yüksektir.
  • İltihap önler, yaraları çabuk iyileştirir, güneş yanıklarına iyi gelir.
  • C vitamini kaynağıdır.
  • Asetik asit içerdiğinden dolayı kilo vermede yardımcıdır.
  • Saçlarınızdaki kepeği siler süpürür.

Aslında daha çok faydası var ama benimde başlıca bildiklerim denediklerim bunlar.


Ben her sabah 1 bardak suya 1 yemek kaşığı ilave edip, yavaş yavaş içiyorum. (Fazlasını içmiyorum, abartmanın anlamı yok ) J Sindirime asla bir yan etkisi olmuyor. Daha zinde hissediyorsunuz kesinlikle. Sivilcelerde aşırı azalma ve lekelerde silikleşme oluyor %100 eminim ;) Sivilce ve lekeler üzerine pamuk yarımı ile tampon hareketler ile uygulamanızda daha hızlı sonuç verecektir. Tavsiye ederim. Fakat alabilirseniz organik olanları kullanmanız daha iyi olacaktır…

Görüşmek üzere...

11 Mayıs 2017 Perşembe

Altapharma Melkfett Krem (Aynısafa Çiçeği Özlü Krem...

Selam…

Bugün sizlere kullandığım ama ilk kez memnun kalamadığım bir üründen bahsetmek istiyorum. Aslında bloglara baktığımda genelde memnun kalınmış ama nedendir bilmiyorum ben onlardan değilim J Ürün, Rosmann’larda satılan Altapharma melkfett krem yani Aynısafa çiçeği özlü krem.


Aynısafa çiçeği, aslında o kadar faydalı bir bitki ki! Çay olarak içildiğinde idrar söktürücü, tansiyon düşürücü, kan temizleyici ve daha birçok faydası var. Dıştan cilde uygulandığında ise; yaşlılıkta meydana gelen lekelerde etkili, ayak mantarında, isiliklerde, sivilce lekelerinde etkilidir. Yara iyileştirici özelliği de vardır. Saymakla bitmiyor yani.

Bende bütün bunları göz önüne alarak geçenlerde bu kremi aldım ve denemek istedim. İnanın hiçbir beklentimi karşılamadı. Bildiğiniz vazelin J İçeriğine güvendim ama olmadı yok J Lekeler üzerine sürdüm, sivilce çıkardı. Ellerime kullandım, yapış yapış bir his bıraktı ki hiç sevmem.

Fiyatı gayet uygun ve kocaman bitmek bilmez zaten. Ama sonuç benim için hüsran! Kullananlar var mı (ya da bilenler), ben mi hata yaptım kullanımında acaba J Sizlerin yorumlarını gerçekten merak ediyorum. J


Görüşmek üzere…

10 Mayıs 2017 Çarşamba

Yüzünüze Bakıp Hangi Vitamine İhtiyacınız Olduğunu Anlayın...

Selam…

Harika bir konuya değineceğim bugün. Sizce yeterli vitamin alıyor musunuz?

Yüzünüze bakarak, vücudunuzda nelerin eksik olduğunu aslında belirleyebilirsiniz. 💗


Eğer teniniz normalden daha soluk ise B12 vitamini eksikliğiniz var demektir. Bu vitamin aslında o kadar önemli ki tek başına bir konu olarak anlatsam daha iyi ama soluk cilt dışında yorgunluk hissi ve depresyona eğilim gibi sorunlara da neden oluyor. Kırmızı et ile vücudunuza B12 almanız gayet kolay J

Eğer cansız saçlara sahipseniz, biyotin eksikliğiniz mevcuttur. Ki ben buna %1000 katılıyorum. Biyotini takviye olarak alıyorum ve saçlarımda sıfır dökülme, kırık vb. ;) takviye dışında; yumurta, et, balık, sebzelerde de bulunuyor ama inanın yetmiyor. Çok az miktarda çünkü. Bence takviye şart!

Eğer aynaya baktığınızda şişmiş gözler görüyorsanız emin olun ki iyot eksikliğiniz vardır.  Tabiki iyotlu tuz ve deniz ürünlerinden tüketerek sorunu çözebilirsiniz.

Eğer dudaklarınız çok soluk ise,  demiriniz eksik olabilir. Ama bence bunu takviye olarak kullanacaksanız kafanıza göre demir takviyesi almayın. Fazlası zehir etkisi yapabiliyor. Kan tahlili ile kontrol etmek ilk seçenek olmalı bence ;) kalsiyum ağırlıklı gıdalara ara vererek de demiriniz 
arttırabilirsiniz. Malum kalsiyum demiri vücutta kendisine bağlıyor ve demirin size yararı azalıyor.

Eğer diş eti kanamalarınız çok ise; C vitamini eksikliğiniz olabilir. Zaten C vitamini eksikliği bağışıklığınızı aşırı düşürüyor, kas ağrılarına sebep oluyor. Diş problemleri de C vitaminine bağımlı oluyor. C vitamini düzeyiniz de çok önemli.

Bu arada değindiğim konu kanıtlanmış ve akademik makalelere rastladım. Bana saçma gelen bir şey olmadı. Siz ne düşünüyorsunuz?



9 Mayıs 2017 Salı

Essence Pure Skin 4'ü Bir Arada Sivilce Karşıtı Krem Temizleyici...

Selam…

Uzun süredir kullandığım ve etkisini gerçekten gördükten sonra yazmaya karar verdiğim bir üründen bahsetmek istedim. Essence pure skin 4 ü 1 arada sivilce karşıtı krem temizleyici.



Eğer cildiniz yağlıya dönükse ve en önemlisi cildinizi matlaştırmak istiyorsanız gerçekten aradığınız ürün bu. Fiyatı çok çok uygun kesinlikle şans verin derim. Sivilce karşıtı olması da cidden bonusu diyebilirim J

Kullanımdan sonra yüzünüzü matlaştırıyor ve baya pürüzsüzleştiriyor. Uzun süre günlük temizleyici olarak kullandım ve etkisini gördüm.  

İçeriğinde ise; çinko mevcut. Cilt için mükemmel bir mineraldir. Alkol ve parfüm içeriyor. Sizi rahatsız edebilen içerikler bunlar, hatta birçok kişiye alerjen etki yapabiliyor ama benim cildim o kadar hassas ki bana yapmadı J 

Ben ürüne şans verdim pişman olmadım ve bitirdim. J  Tekrar alır mıyım derseniz, şuan farklı bir temizleyiciye geçtim. Cilt için, aynı ürünü bittikten sonra arka arkaya kullanmayı pek sevmiyorum. Farklı ürünler de bazen şaşırtıyor beni. (bu ürün gibi, böyle bir etki beklemiyordum açıkçası). Ondan da memnun kalırsam paylaşacağım.  

Bu ürünü eğer  kesinlikle kuru - normal bir cildiniz yok ise öneririm J


Görüşmek üzere…

8 Mayıs 2017 Pazartesi

Şık Mutfaklar İçin Ankastre Renkli Buzdolabı

Siz de ankastre renginin mutfaklara çok yakıştığını düşünenlerden misiniz? Bu yıl ankastre renklere ilgi çok fazla: Gümüş grisi bu renk, mutfaklarda hakikaten güzel duruyor ve bulunduğu her ortama değer katıyor. En çok da buzdolabı modellerine yakıştığını düşünüyorum, ankastre renkli buzdolapları mutfakların gerçekten de havasını değiştiriyor. Bu nedenle Uğur Soğutma’nın UES 585 D2K NFI A++ isimli buzdolabı modelini görür görmez sipariş etmeye karar verdim: Ankastre renginin en şık tonunu kullanıyor.


Sevdiğim bir renge sahip olması, tek tercih nedenim değildi elbette. Uğur Soğutma’yı gayet iyi tanıyorum, 60 yıldan fazladır derin dondurucu modelleri ile soğutucu cihazlar üretiyor. Açıkçası, bu sektörde rakibi olduğunu düşünmüyorum ve buzdolabının da bir soğutma uzmanından alınması gerektiği kanaatindeyim. Hem markayı, hem de ankastre rengini görür görmez satın alma kararı vermem bundan kaynaklanıyor. Buzdolabını yaklaşık 3 aydan bu yana kullanıyorum ve izlenimlerim şöyle:
 

İç hacmi 585 litre ve fazlasıyla yeterli geliyor. Açıkçası bu büyüklükteki bir iç hacmi, çoğu marka ancak en üst düzey ve en pahalı modellerinde sunabiliyor. ’da ise standart geliyor! Buzdolabı içerisindeki şeffaf sebzelik bölümü özel, zira nem kontrolü yaparak sebzelerin daha uzun süre taze kalmasını sağlıyor. Ayrı bir “0 derece” bölümü de var, süt ve et ürünlerini bu bölüme koyarak kullanım ömürlerini uzatabilirsiniz. 

Buzdolabının no-frost özelliği var ve dondurucu bölmesinin kapasitesi tam 97 litre. Çoğu aile için fazlasıyla yeterli olacak bir kapasite bu. Isı kontrolü tamamen otomatik, bu da maksimum seviyede enerji tasarrufu yapmasını sağlıyor. Dış kapağı üzerinde bir LED gösterge var, hem çok şık duruyor ve hem de kapağı açmadan buzdolabı kontrollerine ulaşmanızı sağlıyor. Buzdolabını geceleri de kullanmayı sevenlerdenseniz hiç merak etmeyin: LED aydınlatması, toplam 5 adet temperli cam rafı mükemmel bir şekilde aydınlatıyor. Fiyatının çok üzerinde özellikler sunan UES 585 D2K NFI A++ modelini satın aldığım için çok mutluyum, mutfağım hem çok daha şık bir hale geldi ve hem de çok kaliteli yeni bir buzdolabım oldu! https://satis.ugur.com.tr/item/ues-585-d2k-nf-a/100030 adresinden siz de sipariş verebilir, ödemenizi 12 taksit halinde yapabilirsiniz. 

Bir boomads advertorial içeriğidir.

6 Mayıs 2017 Cumartesi

Flormar Tırnak Bakım Yağı...

Herkese merhaba…

Birkaç hafta önce kullanmaya başladığım ve çok memnun kaldığım bir üründen bahsetmek istedim sizlere. Mutlaka bilenler vardır. Flormar Care&Go Nail and Cuticle Oil.



Ürün tamamen tırnaklara bakım yaparak, kütikülleri yok etmeyi vaat ediyor ve bence bunu başarıyor J İçeriğinde çok rahatsız edebilecek bir şeye rastlamadım. Sadece sanki bir renklendirici gördüm (D&C Yellow No.II). 😈 Sadece ilaçlarda ve kozmetikte kullanılan bir renklendirici madde imiş bu.  İçerik kısmında en sonda yer aldığından az miktarda kullanılmış. Çok da rahatsız etmedi bu sebeple J

Limon yağı ve tatlı badem yağı içeriyor. Ürünün içerisinde bir sünger var ve bu sebeple gayet pratik. Hafif bir limon kokusu bırakıyor ve rahatsız etmiyor.  Fiyatı 10 TL.

Genel olarak ürünü beğendim ama derseniz ki yok yine de kimyasal diye o zaman önerim Hindistan cevizi yağı ile tırnaklarınıza bakım yapmanız. O da aynı işlevi fazlasıyla yapıyor zaten J


Görüşmek üzere…

4 Mayıs 2017 Perşembe

Parmaklarınızı Çıtlatıyor musunuz?...

Günaydın…

Bugün uzun zamandır aklımda olan bir konudan bahsetmek istedim. J Parmaklarınızı çıtlatıyor musunuz? Peki, sizce bir zararı var mı hiç merak ettiniz mi? J



Bazı insanlar bunu gerçekten alışkanlık haline getiriyorlar. Hatta çevremizde çoğu kişi de zararlı yapma diyor. Önce parmak kütlettiğimizde (çıtlattığımızda) vücutta ne oluyor bir ona bakalım.  Sıvı ile dolu olan iki kemiğin birleştiği eklem kapsülündeki boş olan kısım, parmağınızı her çıtlattığınızda genişliyor ve oradaki sıvı kemiklerin arasındaki boşluğu doldurmak için yetersiz kalmış oluyor. Basın. Düşüyor ve oluşan gaz kabarcığı, o sesin (çıtlattığınızdaki sesin) oluşmasını sağlıyor.  En anlaşılır özeti; bu ses kabarcık tanesi J

40 denek üzerinde bir araştırma yapılmış ve 30 deneğin çıtlatma alışkanlığı olduğu belirtilmiş. Eklemler için ısınma hareketi olarak görülen bu çıtlatma, eklemlerde hareket genliğinin artmasına sebep oluyor imiş J Bu şekilde de eklem hastalıklarının önüne geçilebiliyormuş. 30 deneğin eklem iltihabı ya da şişlik gibi sorunlara rastlamadığı belirtilmiş.

Aslında yapılan deney sayıları çok az ama sadece yapılanlara yönelik bakıldığında, sorun olmadığı belirtiliyor. Karar sizin J


Görüşmek üzere…

30 Nisan 2017 Pazar

Kansızlığa İyi Gelen Gıdalar...

Herkese merhaba...

Yaz artık kendini göstermeye başladı ve ben de bu duruma çok sevinenlerden değilim. Çünkü gerçekten en sevdiğim mevsim kış J Konuyu çok saptırmadan hemen asıl konuma döneyim. Kansızlık birçok insanın sorunu ve bazıları da sürekli ilaç kullanmak durumda L Fakat eğer aşırı bir kansızlığınız yok ise (genetik olabiliyor) bazı gıdalarda bu durumun önüne geçmeyi başarabiliyor. Şimdi bir bakalım;



Bu durum en fazla hamilelerde, çocuklarda, bayanlarda görülüyor. Demir eksikliği anemisi ciddi derecede başa bela! Tedavi önemli çünkü özellikle çocuklarda bu duruma bağlı olarak enfeksiyon riski artıyor. Yetişkinlerde sürekli yorgunluk, eklem ağrıları görülüyor.

Tüketilmesi gereken gıdalarda en başı kırmızı et çekiyor. Sonrasında ise, karaciğer, tavuk eti, balıketi, üzüm, pekmez, yumurta, yeşil yapraklı sebzeler, kuru baklagiller, kuru dut, fındık geliyor. Önemli nokta; bu gıdaları C vitamini ile birlikte tüketirseniz demir emilimini arttırır. Ters etki olarak da kalsiyum içeren gıdalar da demir emilimini azaltır. Bu duruma dikkat etmek gereklidir.

Eğer kırmızı et tüketemiyor iseniz; benim kendimden onayladığım demirimi arttıran gıda pekmez oldu. (keçiboynuzu özellikle) Her gün sabahları aç karnına bir yemek kaşığı tüketerek tam 3 ay sonra kan tahlili ile demir miktarıma tekrar baktırdım ve 40  µg/dL iken 120  µg/dL’ye ulaştı ve hiç ilaç takviyesi kullanmadım.

Doktor kontrolünde kan tahlilleriniz yapmaya özen gösterin. İnanın bunun dışında anlaşılmıyor sağlık sorunlarınız. Senede 2 kez alışkanlık haline getirin derim ;) Sağlıklı bir hayat dilerim herkese...


Görüşmek üzere…

27 Nisan 2017 Perşembe

Kullandığınız İlaçlara ve Tükettiğiniz Gıdalara Dikkat Edin...

Herkese selam…

Bugün yine birazcık dikkat etmemiz gereken bir konuya değinmek istedim J Sizlerin de bildiği gibi bazı ilaçları ve gıdaları birlikte tüketmemiz gereklidir. Ama tabii buna pek dikkat etmeyiz oysa önem verilmesi gerekli bir konu. Şimdi bir bakalım;



Astım, bronşit ve diğer akciğer hastalıklarının tedavisi için kullanılan ilaçları kafein ile birlikte tüketmemeniz gereklidir. Çünkü kafein bu ilaçların içerisindeki maddelerin (teofilin) toksisitesini arttırır.

Kalp ve böbrek hastalıklarının tedavisinde kullanılan ilaçları, potasyum içeren yiyecekler ile birlikte tüketmemeniz gereklidir. Çünkü bu ilaçlar zaten kanınızdaki potasyum değerini arttırır. Fazla potasyumda, kalp ritmi bozukluğuna (Potasyum Deyip Geçmeyin), nefes darlığına neden olur.

Kalp yetmezliğinde kullanılan ilaçları ise meyan kökünden uzak durarak almanız gerekir. İkisi bir arada vücuda alındığında kalp ritminde sorunlara neden olur hatta kalbiniz durabilir de. Meyan kökü ise pastalarda, şekerlemelerde ve birada bulunmaktadır.

Kötü kolesterolünüzü  (LDL) düşürmek için ilaç kullanıyorsanız turunçgillerden (özellikle de greyfurt) uzak durmalısınız. Çünkü bu meyveler aşırı doz etkisi yaratarak 1 tane tableti bile 20 tablet içmişsiniz etkisine neden olur.

Kan sulandırıcı ilaçlar kullanıyorsanız (pıhtı önlemek amaçlı), sarımsak, kızılcık, zencefil, acı biber, tarçın, zerdaçal gibi baharatları sınırlı tüketmelisiniz. Bu baharatlar ilacın içindeki madde ile (varfarin) bir araya geldiğinde daha fazla kan sulandırıcı etkisi olacaktır.

Tiroid hormonu ilacı kullanmak zorunda iseniz; soya, kestane ve lif tüketiminize dikkat etmelisiniz. Çünkü üçlü ilacın emilimini azaltır.

Antibiyotik içiyorsanız (ki zorunlu değilse uzak durun derim), kalsiyum aldığınızda ilacın etkisinde ani düşüşler olur. Süt ve süt ürünleri en güzel örneğidir.

Ağrı kesici aldığınızda (ibuprofen içerenler için), meşrubatlardan uzak kalmalısınız. Sebebi; asitli içeceklerdeki karbondioksit ve asit ilacın emilimini arttırır ve böylece ilacın dozu değişmiş olur. Hal böyle olunca toksisitesi artar bu durumda da böbrekleriniz zarar görmüş olur.

Son olarak antideprasan ilacı kullanıyorsanız; eski kaşar, kurutulmuş etler, konserve et ve balıktan mümkün olduğu kadar uzak kalmalısınız. Sebebi bu gıdalardaki tiramin maddesi antideprasanlar ile tansiyonda kritik yükselmeye sebep olabilir.

Aman diyorum kullandığınız ilaçlara her zaman dikkat edin. Yanında yemiş olduğunuz gıdalar ile vücudunuzda çok farklı etkiler yapabiliyorlar. Yine söylüyorum sağlık her şeyden önemli ;)

Görüşmek üzere…


25 Nisan 2017 Salı

Yüzdeki Kızarıklıklar ve Sivilceler Bakın Neyi Belirtiyormuş...

Herkese merhaba…

Yüzümüzdeki renk değişimlerinden ve bölgesel çıkan sivilcelerden, vücudumuzda neler olduğunu anlayabiliyoruz J Aynen öyle ilginç gelebilir, bende şaşırdım ilk duyduğumda ve hemen paylaşmak istedim. Daha çok Çinli doktorlarının belirttikleri bir durummuş bu. Şimdi bir bakalım;



Alın ve kaşların tam üzerinde oluşan kızarıklıklar, çok yüksek bir ihtimalle sindirim sistemi ile ilgili bir sorun olduğunu gösteriyor. Yağlı ve kızartılmış gıdaları tüketmeyerek değişimi fark edebilirsiniz.  Bir de alkol alımını azaltmak gerekiyormuş.

Burun üzerinde çıkan sivilceler; kalp ve dolaşım sistemi ile ilgili bir soruna işaret ediyor. En büyük nedeni de stresmiş. Düzenli uyku ve ayrıca spor ile de bu durum çözülebiliyormuş.

Kulak üzerinde çıkan sivilceler ise; Çinli doktorlara göre böbrek ve boşaltım sistemi ile doğrudan alakalı. Daha fazla su içerek ve kahve ile tuz tüketimini azaltarak dikkat etmeniz gerekiyormuş.

Yanaklar ile elmacık kemiklerde oluşan kızarıklar için; yanakların üst bölgesi akciğer ve bronşlar ile bağlantılıdır. Burada çıkan sivilceler solunum sistemi ile ilgili bir problemi belirtiyor. Bunun yanında alerjiler de aynı bölgede aktif sivilce oluşumuna neden oluyor. Yanakların alt bölgesinde kızarıklık var ise; dişlerle alakalı bir soruna işaret ediyormuş.  Yanak bölgelerindeki kızarıklıkları önlemek için; temiz hava, bol yürüyüş, sigaradan vazgeçme ve az şekerli gıda tüketimi öneriliyor.

Dudak çevresinde oluşan kızarıklık ve yaralar; sindirimle alakalı bir sorunu belirtiyor. Hazımsızlık ve bağırsak spazmı da yanında bonusu imiş J Fast-food’lardan uzak durarak ve lifli gıdalar tüketerek önleyebilirsiniz.

Son olarak çenede oluşan kızarıklıklar için; üreme sistemindeki bir soruna işaret ediliyor. Hormonal dengesizlik en baş faktör olmuş oluyor.

Açıkçası benim ilgimi çekti ama akademik bir makaleye pek rastlamadım. Tesadüf müdür bilemiyorum ama yanaklarımın üst bölgesinde minicik sivilce çıktığında genelde alerjen bir durumla karşılaşmış oluyorum ki en son yazımda da mevsim geçişlerinden dolayı sorun yaşadığımı belirtmiştim.

Doğru mu değil mi kararı siz verin artık, ben karar veremedim J

Görüşmek üzere…


23 Nisan 2017 Pazar

Mevsim Geçişleri ve Alerjik Rinit...

Merhaba tekrardan…

Malum havalar fazla değişken durumda. İstanbul’da bir günde 4 mevsimi net yaşayabiliyorsunuz şu sıralar. E tabi, mevsim geçişi demek hastalık demek, alerjik reaksiyonlar demek. Bende nasibini alanlardanım J

Bitki polenlerinin rüzgar yardımı ile ortalıkta bir sağa bir sola gezmesi ben dahil birçok kişide alerjik rinite neden olabiliyor. Tabi genetik etki de rol oynuyor bu hastalıkta ama önlem almamanın da etkisi yüksek.

Gelelim belirtilere; bildiğiniz gibi aksırık, burunda kaşınma, gözlerde kaşınma ve sulanma, burun akıntısı, burun tıkanıklığı, hafif boğaz ağrısı, yorgunluk.  Enfeksiyon hastalıklarından en önemli farkı ise ateş olmuyor alerjik rinitte J

Açıkçası ben her mevsim geçişinde bu sorunla karşılaşıyorum ama önlem alarak, tükettiğim besinlere dikkat ederek çabuk atlatıyorum.  Aldığım önlemler; sigara içilen ortamlara asla girmiyorum. Saç spreyleri (benzeri her şey), yoğun parfümler veya ağır kokulu kimyasallardan bir süre uzak kalıyorum. Hatta kimyasallara deyemiyorum bile J Eğer aşırı kötüleşir isem geceleri bir tane doktorumun önerdiği antihistamin ilacından kullanıyorum. Burun spreyleri de baya işe yarıyor bilginize.

Günlük beslenmede ise; yumurta, kuruyemiş asla tüketemiyorum. Çünkü bu gıdalar ciddi anlamda kaşıntı gibi sorunlara neden oluyor. Özellikle buna dikkat ediyorum.  Mevsim geçişlerini hafife almayın derim J


Sağlıkla kalın…

20 Nisan 2017 Perşembe

Domol Leke Çıkarıcı Kalem...

Herkese selam…

Bugün bir kurtarıcı olan Domol leke çıkarıcı kalemden bahsetmek istiyorum. Çantaya atmalık, minik şirin bir şeydir kendisi J


Özelikle dışarıda iken benim gibi birazcık sakarsanız, üzeriniz sürekli çay, kahve, yemek gibi lekeler oluyor ise bu ürün kurtarıcı oluyor. Yalnız bildiğim kadarıyla Rossman’larda satılıyor sadece.

Kullanım şekli ise; leke çıkana kadar birkaç defa direk lekenin tam üzerine uygulanmalı. Her yüzeyde uygulanabiliyor, denedim onayladım bende J Kendi ambalajında da mürekkep lekesine bile uygun olduğu yazılmış. Bir tek bunu denemedim ama çay lekesi, kahve lekesi gibi lekelerde gerçekten işe yarıyor. Tek dikkat edilmesi gereken; leke oluştuğunda anında lekenin üzerine uygulamak. Çünkü bir kez kurumuş lekede denedim ama faydası olmadı. Galiba bu sebeple yanımızda taşımalık yapmışlar J

En çok da sık seyahat ediyorsanız, gayet uygun olacaktır sizin için. Bu arada fiyatı da 7-8 lira gibi olması lazımdı.


Görüşmek üzere…

18 Nisan 2017 Salı

Kan Grubunuza Göre Beslenme...

Merhaba…




Bugün ilk kez bir kitaptan bahsedeceğim sizlere. Belki bilenleriniz vardır ama ben kendisiyle yakın zamanda tanıştım ve gerçekten ilgimi çekti. Çokta çabuk okudum. Kitabın adı Kan Grubunuza Göre Beslenme. Yazarı ise Dr. Peter J. D’Adamo ve New York Times Bestseller’den. J



Kitabın ana teması aslında isminden belli. İlk önce kan gruplarının tarihlerini anlatıyor. Çok da güzel değinmiş. Daha sonra atalarımızın beslenme şekillerinden, kan gruplarının oluşumundan, hangi kan grubunun hangi besinleri tüketmesi gerektiğinden bahsediyor ve hatta çokta güzel tablolar ile belirtiyor.

Örnek olarak B grubu kana sahip insanların süt ve süt ürünlerini kolaylıkla tüketebileceğini fakat A grubu kana sahip insanların ise buna uyumlu olmadığını, sindirim ve bağışıklık sorunları yaşayabileceğini anlatıyor. Özellikle de sinüs ve solunum yollarında mukus birikmesine yol açabildiğine değinmiş. İçeriği gayet güzel ve çok fazla tatmin edici bilgiler var. Beslenmeye bağlı hastalıkların oluştuğunu zaten biliyoruz, bir de bunun üzerine kan grubunuza bağlı beslenme şekli de eklenince, her şey daha fazla yerine oturuyor.

Ben kitabı kesinlikle öneriyorum. Birçok şey öğrendim. Umarım sizde beğenirsiniz. Sağlıkla ilgili her şey bizim için önemli değil mi zaten J


Görüşmek üzere…

16 Nisan 2017 Pazar

Gıda Etiketlerindeki Bazı Bilgiler...

Merhaba herkese…

Gıda etiketlerinin gerçek anlamlarını biliyor musunuz?  Bugün birazcık değinmek istedim. Umarım faydalı olur.



İlk olarak 'şeker ilavesiz' ne demek ona bakalım... Şeker yerine, tadı şekere benzeyen kanserojen maddeler kullandık demek.

'Az yağlı' gıdadır ise; yağ yerine çok daha zararlı bir kimyasal kokteyli ilave ettik demek.

'Vitaminler ile zenginleştirilmiş gıda'; özellikle çocuklarınıza yedirdiğimiz kötü kimyasallar ön planda olmasın diye, sağlıklı bir şekilde beslenen insanların yeterince vücuduna aldığı bazı bileşenlerin yapay olanlarını ekledik demektir.

'Yapay aroma'; adı üstünde zaten J damağınıza lezzetli bir gıda yemiş izlenimi yaratacak olan kimyasal karışımlar ekledik demek.

Bir de 'doğal aroma' var. Sanmayın ki bu doğal! Gıdanın içerisinde doğal bir şeylerin var olduğunu belirtmek amacıyla bir-iki damla limon suyu ekledik demek.

Son olarak ise 'doğala özdeş aroma' içeren gıdalar vardır. Bunlar da; aslında doğallıkla hiçbir ilgisi olmayan, laboratuvar ortamında hazırlanmış kimyasallardır.

Sonuç olarak; mümkün olduğu kadar işlenmiş gıda tüketmemeye özen göstermek gerekli. Bu belirttiklerim gıda ambalajlarında evet zaten yazıyor. Ama çoğu insan okumuyor bile. Fakat sağlık gerçekten çok önemli… Hiçbirini hafife almayın derim.


Görüşmek üzere…

13 Nisan 2017 Perşembe

Acı Kırmızı Biberli Merhem...

Herkese merhaba…

Bugün sizlere daha önce mentollüsünden bahsetmiş olduğum merhemin acı biberli olanından bahsedeceğim. Önceki yazımda da belirtmiştim başka bir çeşidi daha var diye J




Şanlı markasına ait ağrı kesici doğal minik (büyük boyu da bulunuyor) bir merhem. Mentollü olanı bitince ilk kez bu çeşidini aldım. Çokta memnun kaldım.

Etkin maddeleri; kapsikum oleoresin (acı kırmızı biber), mentol, kafur, metil salisilat. Yardımcı maddeleri ise; likit parafin ve vazelin. Mentollü olanına göre; bu bildiğiniz turuncu renkte ve ağrıyan bölgeye sürdüğünüzde, birkaç dakika sonra o bölge turuncu-kırmızı renk oluyor. Ama 20-25 dakika sonra yavaştan geçiyor ve o süre içerisinde de ağrıdan eser kalmıyor ;)

Kesinlikle tavsiye ediyorum. Migren ağrınız var ise; bu çeşidi de gayet güzel. Bir tık daha etkili gibi hatta. Birazcık sızlatma etkisi de mevcut.  Küçük olduğundan çantanıza sürekli bulundurabilirsiniz. J

Eczanelerde mevcut ve fiyatı da çok uygun J


Görüşmek üzere…

12 Nisan 2017 Çarşamba

Mikrodalga Fırınlar mı Uzak Durun...

Selam herkese…

Evinizde mikrodalga kullanıyor musunuz? Peki, mikrodalga fırınlar sizce ne kadar güvenilir? En önemlisi de gerçekten gerekli mi?



Öncelikle mikrodalgaların gıda üzerindeki işleyiş prensibinden bahsedeyim. Bu fırınlar içerisinde bulunan bir parça yardımıyla (magnetorn deniyor buna), enerjiyi mikrodalgaya dönüştürüyor. Bu mikro dalgaların hedefi de, ısıtmak istediğiniz gıdadaki su molekülleridir. Eğer gıda çok kuru bir gıda ise, biraz su ilavesi gereklidir. Yoksa istediğiniz sonucu alamazsınız. Yani bir tabak içerisinde ısıtmak istediğiniz gıdanın kendisinin ısınırken (dumanlar çıkar hatta), tabağın soğuk olmasının sebebi budur.

Zararlarına gelirsek, evet var hatta kanıtlanmış! Bu fırınlarda ısıtılan süt ürünleri ve sebzeleri tüketen insanların kan basıncında ve kalp atışlarında değişimler görülmüş. Sebebi ise, ısıttığınız gıdanın radyasyon içermesi. Aynı şekilde ısıtılan gıdada vitamin ve mineral kaybı söz konusu olabiliyor. Bu durumda da o gıdanın size bir faydası kalmıyor. Eğer gıdayı plastik bir kap içerisinde fırında ısıtmak isterseniz de, plastikteki BPA gıdaya geçiyor ve buda direkt kansere sebebiyet hazırlıyor.

Benim önerim, ne kadar kullanma talimatına dikkat ederek kullansanız da, bence evinize bile almayın. Yaydığı radyasyon miktarı az denilse de sağlığınız için etkisi büyük. Hem de kanıtlanmış zararları da bulunurken, gerçekten hiç gerek yok…


Sağlıkla kalın, görüşmek üzere…

6 Nisan 2017 Perşembe

Vitamin ve Mineral Takviyeleri Hakkında...

Selam…

Bugün vitamin ve mineral takviyeleri hakkında yayın yapmak istedim. J Günümüzde biraz gelişigüzel alındığı için değinmek gerekli diye düşünüyorum.



Aslında takviye almamak gerektiği taraftarı değilim ama yanlış kullanımı o kadar fazla ki! Herkesin vitamin, mineral ve bazı besin takviyesi ihtiyacı; yaşına, cinsiyetine, egzersiz yapma miktarına, kullandığı ilaçlara, uykusuna, stres düzeyine ve beslenmesine göre değişir. Önemli olan kan tahlili ile belirlenmiş olarak, vücudun neye ihtiyaç duyduğunu görmektir. Bu sayede inanın birçok hastalık riskini de önlemiş olursunuz.

Örnek olarak; benim B12 vitamini eksikliğim var idi ve gerçekten çok üşürdüm. Unutkanlık ve sinirlilik de yanında bonusuydu. Son yıllarda biraz daha işin içine girince, vücudumu tanıdıkça, düzenli check-up lar yaptırdıkça hiçbir sorunum kalmadı. Bazen B vitamini, D vitamini takviyesi, bazen de demir takviyesi aldım. Eksikliğini görerek çinko, selenyum takviyeleri aldım. Saç dökülmesi sorunumda yine doktorumun belirlediği dozda biotin, demir, çinko kullandım.
Tabii bunları hep kan tahlili sonuçlarım ile doktor kontrolünde aldım. Yani kafama göre gelişigüzel kullanmadım asla. 

Yaklaşık 2-3 senedir hiçbir sağlık sorunum yok ve hastalık kapımı hiç çalmıyor J Beslenmeme dikkat ederek, işlenmiş gıdaları asla tüketmeyerek, vücudumun ihtiyaç duyduğu protein, yağ ve karbonhidratları orantılı olarak sadece gıda yolu ile alarak bir de bol su ile sorunsuz bir hayata geçtim.

Önemli nokta, takviyeleri asla bir arada kullanmadım. Yani multivitamin olarak almadım. C vitaminine ihtiyacım var ise, sadece C vitamini aldım. Geri kalan bütün vitamin-mineral ihtiyaçlarımı da aynı şekilde kullandım. Çünkü multivitaminlerde her şey var. Örnek olarak, halsiz hissediyorsunuz ve tek başına C vitamini kullanmak yerine (tabi yanında en az 2 litre su şart) multivitamin alıyorsunuz. E noldu, aynı anda demir, magnezyum, selenyum, bakır, çinko gibi mineralleri de aldınız. Hepsinin kombinasyonu çoğu zaman zehirlenmeye de yol açabiliyor. Çünkü onlara ihtiyacınız o dönem de aslında yok olabilir.

Sadece günlük sürekli devam ettiğim bir şey var. O da probiyotik-prebiyotik takviyesi. Aynı şekilde yine günlük aldığım diğer takviye ise omega-3. Fakat omega-3 takviyesini doktor önerisi ile sadece kış aylarında alıyorum.

Bilinçli olduktan ve kendinizi tanıdıktan sonra, düzenli kontrollerinizi de yaptırıyor iseniz, bir de beslenmenize önem verirseniz inanın hayat daha güzel! Hep söylüyorum bilinçlilik çok önemli!

Sağlıkla kalın…


Görüşmek üzere…

4 Nisan 2017 Salı

Potasyum Deyip Geçmeyin...

Herkese merhaba…

Yine uzun bir ara verdim maalesef… Ama döndüm artık J



Çok önemli bir konudan bahsetmek istedim bugün sizlere. Potasyum…

Hiç kan tahlili ile potasyum miktarınıza baktırdınız mı? İnanın vücudumuzda bulunan çok önemli bir mineraldir. Fazlalığı çok büyük sağlık sorunlarına sebep oluyor. Özellikle yaşınız 45 üzeri ise aman dikkat edin! Öncelikle öneminden bahsedelim.

Potasyum, hücre ve organ fonksiyonlarınız için gereklidir. Vücuda alınması gereken en önemli 3 mineralden bir tanesidir. Vücudun pH değerini dengede tutarak, sinir sistemine ve kaslara yardımcı olur. Eğer olması gerekli referans aralığında ise, kalp-damar hastalık riskinizi minimuma indirir.

Gelelim yüksekliğinin zararlarına. Vücudunuza aşırı miktarda aldığınızda, nefesiniz sürekli kesiliyor gibi hissedersiniz ve kalp hastalıklarına zemin hazırlarsınız. Böbrek ve kas zayıflığı da beraberinde gelir. Bizzat örneğini çok yakınımdaki insanlarda gördüm.  Böyle bir rahatsızlığının var ise; yeşil mercimek, brokoli, mantar, ıspanak, kuru kayısı tüketmemeniz gereklidir. Çünkü yüksek oranda potasyum içerirler.

Eksikliğinde ise; sürekli yorgunluk, güçsüzlük görülür. Vücudun su kaybetmesi sonucunda da potasyum eksikliği oluşur. Hipokalemi denir bu rahatsızlığa.

Aman dikkat diyorum. Aldığınız gıdalara dikkat edin. Fazlası nokta atışı yaparak, vücudunuza zarar demektir.

Görüşmek üzere…


Sağlıkla kalın…

28 Mart 2017 Salı

Hunca Care Sarımsaklı Şampuan...

Merhaba herkese…

Kozmetiklerin içeriklerine artık herkesin daha fazla önem verdiğini düşünüyorum. Hal böyle olunca da düzenli kullandığımız bir ürün olan şampuanlar da önemli oluyor. En önemlisi tabikii paraben içermemesi ve diğer ürünlere göre daha temiz içeriğe sahip olması. Aynı zamanda da saçlarınızı dökmeden, güçlendirip beslemesi gerekiyor. Bende bu özelliklere sahip şampuanı paylaşmak istedim. Üstelik çok uygun fiyatlı J

Hunca Care Defne ve Sarımsaklı Şampuan… Ciddi anlamda saçlarınızı güçlendiriyor. Benim saçlarım ince telli ve yağlıya dönük. Haliyle her gün düzenli yıkamam gerekiyor. İlk kullandığımda biraz kuruttu gibi hissettim ama kullandıkça saçlar alışıyor ve güçleniyor. İçeriği diğer şampuanlara göre çok daha temiz. Aşırı köpürme yapmıyor ve iyi temizliyor. Kokusu da gayet güzel.

Farklı çeşitleri de bulunuyor. 8-14 tl arası fiyatı aldığınız yere göre değişiyor. Paraben içermiyor ve bitkisel ;)

Kesinlikle öneriyorum. Zaten temiz içerikli ve memnun kaldığım ürünleri tavsiye etmeye özen gösteriyorum. J


Görüşmek üzere…  

22 Mart 2017 Çarşamba

The Body Shop Sabunları...

Uzun bir aradan sonra herkese merhaba…

The Body Shop’ın katı sabunlarını kullanıyor musunuz? Bir sürü çeşidi ve mis gibi kokuları var.

Öncelikle içerikleri gayet temiz. Cilt ile gerçekten çok uyumlu. Hiçbir şekilde bir sorun yaşamadım.




İlk önce çilekli olanını kullandım ve kokusuna bayıldım J Çokta memnun kaldım. Karmaya dönük bir cildim var ve sabah akşam yüzümü bu sabun ile yıkadım sonra nemlendirici uyguladım.

Şimdi de resimde gördüğünüz Hindistan cevizli olanını kullanmaya başlayacağım. Eminim o da gayet güzeldir. Normal cilt temizleyicilerine göre içeriği daha az ve bir tık daha güvenilir.

Tavsiye ediyorum, umarım memnun kalırsınız sizde…


Görüşmek üzere…

12 Mart 2017 Pazar

Soya Sütü Yanılgısı...

Selam…

Soya sütü tüketiyor musunuz? İnek sütü içemeyenlere, spor yapanlara, protein ağırlıklı beslenmeye önem verenlere genelde soya sütü içmeleri önerilir. Peki, bu soya sütü nedir ve gerçekten faydalı mıdır hatta en önemlisi GDO lu mudur?



Yaklaşık 3-4 sene önceye kadar çok fazla bilgiye sahip olmadığımdan bende bilinçsizce soya sütüne takmıştım desem yeridir. Günde 1 bardak kesin tüketiyordum. Ah diyorum kendime ki GDO bombasına düşmüşüm. İşte bilinçsizlik…

Önce soya sütü nedir bir bakalım. Aslında bu bir süt değil. Soya fasulyesinin suda bekletilip, yumuşatılıp, üzerine tekrardan su ilave edilip, ezilip tekrardan kaynatılıp, süzülmesi ile elde ediliyor. Yani soyanın herhangi kendi özü veya sütü falan değil. Günümüzde bu kadar popüler olmasının en büyük sebebi, soya yağının çok ucuz olması ve endüstriyel gıda üretiminde fazlaca kullanılması. (Neredeyse bütün çikolata içeren gıdalarda) Amaç soya yağını çok fazla kullanmak olunca e malum, kalan soyaları da bir şekilde pazarlamak gerekli. Bu yüzden soya sütü diye bir içecek marketlerde mevcut.

Sağlıksız bir gıda mı? HAYIR. Aslında genetiği ile oynanmamış ise (GDO’suz ise) protein, vitamin, mineral içeriği bakımından gayet sağlıklı. En fazla bitkisel proteine sahip gıdadır. Ama genetik biliminin de en fazla oynadığı 3 gıdadan da birisidir. (pirinç, mısır, soya).

İşin özü, illa tüketeceğim diyorsanız GDO’suz olmasına özen gösterin. Bu yüzden organik soya sütü kullanın. (Keşke bende zamanında öyle yapsaydım). Her gün de tüketmeyin derim. Alerjik içeriği de yüksek çünkü.

 Not:Yine de bana sorarsanız hiç gerekli değil J Olmasa da olur…


Görüşmek üzere…

8 Mart 2017 Çarşamba

Propolis Mucizesi...

Merhaba herkese…

Propolisten bahsetmek istedim bugün. Önce ne olduğundan bahsedelim. Bal arıları, çiçeklerden topladıkları özleri kovanlarına getirdiklerinde, kovanın dışını dış etkenlere karşı (mikroorganizma gibi) korumak amacıyla propolis ile kaplarlar. Propolis reçinemsi bir madde ve bal arıları genelde kayın, karaağaç veya kozalaklardan topluyorlar.


Propolis kovandaki birçok zararlıya karşı, en çokta mantar, larva ve bakterilere karşı antibiyotik etkisi gösteriyor. Malum hal böyle olunca, bizlerinde propolis tüketmesi yararımıza oluyor. İçeriğinde fenolik asitler, bazı vitaminler, mineraller ve aminoasitler yer alıyor. Gelelim şimdi tükettiğimizde bize faydalarına;

En önemlisi bağışıklığınızı baya arttırıyor. Denedim onayladım J Grip, soğuk algınlığı gibi hastalıklar kapınızı çalamıyor. Bademcik sorunları, farenjit, larenjit içinde müthiş etkiye sahip. İltihaplı hastalıklarda tüketilmesi ile sorunların ortadan kalktığı ise birçok kişi üzerinde denenmiş ve akademik makaleler mevcut. Hücre yenileyici bu da önemli bir özelliğidir. Bağışıklığı desteklediğinden kanser üzerine de olumlu etkisi olmuş oluyor.

Piyasada birçok markanın propolisi bulunmakta. Ama önemli olan ne kadar saf tüketirseniz o kadar iyi. Bir diğer önemli husus ise; eğer saf halini tüketiyorsanız çok çok az miktar tüketmeniz gerekiyor. Çünkü gerçekten çok güçlü bir yapısı var ;)

Kanıtlanmış bir yan etkisine rastlamadım. Doğal olan her şey en güzelidir zaten…

Sağlıkla kalın…