20 Nisan 2017 Perşembe

Domol Leke Çıkarıcı Kalem...

Herkese selam…

Bugün bir kurtarıcı olan Domol leke çıkarıcı kalemden bahsetmek istiyorum. Çantaya atmalık, minik şirin bir şeydir kendisi J


Özelikle dışarıda iken benim gibi birazcık sakarsanız, üzeriniz sürekli çay, kahve, yemek gibi lekeler oluyor ise bu ürün kurtarıcı oluyor. Yalnız bildiğim kadarıyla Rossman’larda satılıyor sadece.

Kullanım şekli ise; leke çıkana kadar birkaç defa direk lekenin tam üzerine uygulanmalı. Her yüzeyde uygulanabiliyor, denedim onayladım bende J Kendi ambalajında da mürekkep lekesine bile uygun olduğu yazılmış. Bir tek bunu denemedim ama çay lekesi, kahve lekesi gibi lekelerde gerçekten işe yarıyor. Tek dikkat edilmesi gereken; leke oluştuğunda anında lekenin üzerine uygulamak. Çünkü bir kez kurumuş lekede denedim ama faydası olmadı. Galiba bu sebeple yanımızda taşımalık yapmışlar J

En çok da sık seyahat ediyorsanız, gayet uygun olacaktır sizin için. Bu arada fiyatı da 7-8 lira gibi olması lazımdı.


Görüşmek üzere…

18 Nisan 2017 Salı

Kan Grubunuza Göre Beslenme...

Merhaba…




Bugün ilk kez bir kitaptan bahsedeceğim sizlere. Belki bilenleriniz vardır ama ben kendisiyle yakın zamanda tanıştım ve gerçekten ilgimi çekti. Çokta çabuk okudum. Kitabın adı Kan Grubunuza Göre Beslenme. Yazarı ise Dr. Peter J. D’Adamo ve New York Times Bestseller’den. J



Kitabın ana teması aslında isminden belli. İlk önce kan gruplarının tarihlerini anlatıyor. Çok da güzel değinmiş. Daha sonra atalarımızın beslenme şekillerinden, kan gruplarının oluşumundan, hangi kan grubunun hangi besinleri tüketmesi gerektiğinden bahsediyor ve hatta çokta güzel tablolar ile belirtiyor.

Örnek olarak B grubu kana sahip insanların süt ve süt ürünlerini kolaylıkla tüketebileceğini fakat A grubu kana sahip insanların ise buna uyumlu olmadığını, sindirim ve bağışıklık sorunları yaşayabileceğini anlatıyor. Özellikle de sinüs ve solunum yollarında mukus birikmesine yol açabildiğine değinmiş. İçeriği gayet güzel ve çok fazla tatmin edici bilgiler var. Beslenmeye bağlı hastalıkların oluştuğunu zaten biliyoruz, bir de bunun üzerine kan grubunuza bağlı beslenme şekli de eklenince, her şey daha fazla yerine oturuyor.

Ben kitabı kesinlikle öneriyorum. Birçok şey öğrendim. Umarım sizde beğenirsiniz. Sağlıkla ilgili her şey bizim için önemli değil mi zaten J


Görüşmek üzere…

16 Nisan 2017 Pazar

Gıda Etiketlerindeki Bazı Bilgiler...

Merhaba herkese…

Gıda etiketlerinin gerçek anlamlarını biliyor musunuz?  Bugün birazcık değinmek istedim. Umarım faydalı olur.



İlk olarak 'şeker ilavesiz' ne demek ona bakalım... Şeker yerine, tadı şekere benzeyen kanserojen maddeler kullandık demek.

'Az yağlı' gıdadır ise; yağ yerine çok daha zararlı bir kimyasal kokteyli ilave ettik demek.

'Vitaminler ile zenginleştirilmiş gıda'; özellikle çocuklarınıza yedirdiğimiz kötü kimyasallar ön planda olmasın diye, sağlıklı bir şekilde beslenen insanların yeterince vücuduna aldığı bazı bileşenlerin yapay olanlarını ekledik demektir.

'Yapay aroma'; adı üstünde zaten J damağınıza lezzetli bir gıda yemiş izlenimi yaratacak olan kimyasal karışımlar ekledik demek.

Bir de 'doğal aroma' var. Sanmayın ki bu doğal! Gıdanın içerisinde doğal bir şeylerin var olduğunu belirtmek amacıyla bir-iki damla limon suyu ekledik demek.

Son olarak ise 'doğala özdeş aroma' içeren gıdalar vardır. Bunlar da; aslında doğallıkla hiçbir ilgisi olmayan, laboratuvar ortamında hazırlanmış kimyasallardır.

Sonuç olarak; mümkün olduğu kadar işlenmiş gıda tüketmemeye özen göstermek gerekli. Bu belirttiklerim gıda ambalajlarında evet zaten yazıyor. Ama çoğu insan okumuyor bile. Fakat sağlık gerçekten çok önemli… Hiçbirini hafife almayın derim.


Görüşmek üzere…

13 Nisan 2017 Perşembe

Acı Kırmızı Biberli Merhem...

Herkese merhaba…

Bugün sizlere daha önce mentollüsünden bahsetmiş olduğum merhemin acı biberli olanından bahsedeceğim. Önceki yazımda da belirtmiştim başka bir çeşidi daha var diye J




Şanlı markasına ait ağrı kesici doğal minik (büyük boyu da bulunuyor) bir merhem. Mentollü olanı bitince ilk kez bu çeşidini aldım. Çokta memnun kaldım.

Etkin maddeleri; kapsikum oleoresin (acı kırmızı biber), mentol, kafur, metil salisilat. Yardımcı maddeleri ise; likit parafin ve vazelin. Mentollü olanına göre; bu bildiğiniz turuncu renkte ve ağrıyan bölgeye sürdüğünüzde, birkaç dakika sonra o bölge turuncu-kırmızı renk oluyor. Ama 20-25 dakika sonra yavaştan geçiyor ve o süre içerisinde de ağrıdan eser kalmıyor ;)

Kesinlikle tavsiye ediyorum. Migren ağrınız var ise; bu çeşidi de gayet güzel. Bir tık daha etkili gibi hatta. Birazcık sızlatma etkisi de mevcut.  Küçük olduğundan çantanıza sürekli bulundurabilirsiniz. J

Eczanelerde mevcut ve fiyatı da çok uygun J


Görüşmek üzere…

12 Nisan 2017 Çarşamba

Mikrodalga Fırınlar mı Uzak Durun...

Selam herkese…

Evinizde mikrodalga kullanıyor musunuz? Peki, mikrodalga fırınlar sizce ne kadar güvenilir? En önemlisi de gerçekten gerekli mi?



Öncelikle mikrodalgaların gıda üzerindeki işleyiş prensibinden bahsedeyim. Bu fırınlar içerisinde bulunan bir parça yardımıyla (magnetorn deniyor buna), enerjiyi mikrodalgaya dönüştürüyor. Bu mikro dalgaların hedefi de, ısıtmak istediğiniz gıdadaki su molekülleridir. Eğer gıda çok kuru bir gıda ise, biraz su ilavesi gereklidir. Yoksa istediğiniz sonucu alamazsınız. Yani bir tabak içerisinde ısıtmak istediğiniz gıdanın kendisinin ısınırken (dumanlar çıkar hatta), tabağın soğuk olmasının sebebi budur.

Zararlarına gelirsek, evet var hatta kanıtlanmış! Bu fırınlarda ısıtılan süt ürünleri ve sebzeleri tüketen insanların kan basıncında ve kalp atışlarında değişimler görülmüş. Sebebi ise, ısıttığınız gıdanın radyasyon içermesi. Aynı şekilde ısıtılan gıdada vitamin ve mineral kaybı söz konusu olabiliyor. Bu durumda da o gıdanın size bir faydası kalmıyor. Eğer gıdayı plastik bir kap içerisinde fırında ısıtmak isterseniz de, plastikteki BPA gıdaya geçiyor ve buda direkt kansere sebebiyet hazırlıyor.

Benim önerim, ne kadar kullanma talimatına dikkat ederek kullansanız da, bence evinize bile almayın. Yaydığı radyasyon miktarı az denilse de sağlığınız için etkisi büyük. Hem de kanıtlanmış zararları da bulunurken, gerçekten hiç gerek yok…


Sağlıkla kalın, görüşmek üzere…

6 Nisan 2017 Perşembe

Vitamin ve Mineral Takviyeleri Hakkında...

Selam…

Bugün vitamin ve mineral takviyeleri hakkında yayın yapmak istedim. J Günümüzde biraz gelişigüzel alındığı için değinmek gerekli diye düşünüyorum.



Aslında takviye almamak gerektiği taraftarı değilim ama yanlış kullanımı o kadar fazla ki! Herkesin vitamin, mineral ve bazı besin takviyesi ihtiyacı; yaşına, cinsiyetine, egzersiz yapma miktarına, kullandığı ilaçlara, uykusuna, stres düzeyine ve beslenmesine göre değişir. Önemli olan kan tahlili ile belirlenmiş olarak, vücudun neye ihtiyaç duyduğunu görmektir. Bu sayede inanın birçok hastalık riskini de önlemiş olursunuz.

Örnek olarak; benim B12 vitamini eksikliğim var idi ve gerçekten çok üşürdüm. Unutkanlık ve sinirlilik de yanında bonusuydu. Son yıllarda biraz daha işin içine girince, vücudumu tanıdıkça, düzenli check-up lar yaptırdıkça hiçbir sorunum kalmadı. Bazen B vitamini, D vitamini takviyesi, bazen de demir takviyesi aldım. Eksikliğini görerek çinko, selenyum takviyeleri aldım. Saç dökülmesi sorunumda yine doktorumun belirlediği dozda biotin, demir, çinko kullandım.
Tabii bunları hep kan tahlili sonuçlarım ile doktor kontrolünde aldım. Yani kafama göre gelişigüzel kullanmadım asla. 

Yaklaşık 2-3 senedir hiçbir sağlık sorunum yok ve hastalık kapımı hiç çalmıyor J Beslenmeme dikkat ederek, işlenmiş gıdaları asla tüketmeyerek, vücudumun ihtiyaç duyduğu protein, yağ ve karbonhidratları orantılı olarak sadece gıda yolu ile alarak bir de bol su ile sorunsuz bir hayata geçtim.

Önemli nokta, takviyeleri asla bir arada kullanmadım. Yani multivitamin olarak almadım. C vitaminine ihtiyacım var ise, sadece C vitamini aldım. Geri kalan bütün vitamin-mineral ihtiyaçlarımı da aynı şekilde kullandım. Çünkü multivitaminlerde her şey var. Örnek olarak, halsiz hissediyorsunuz ve tek başına C vitamini kullanmak yerine (tabi yanında en az 2 litre su şart) multivitamin alıyorsunuz. E noldu, aynı anda demir, magnezyum, selenyum, bakır, çinko gibi mineralleri de aldınız. Hepsinin kombinasyonu çoğu zaman zehirlenmeye de yol açabiliyor. Çünkü onlara ihtiyacınız o dönem de aslında yok olabilir.

Sadece günlük sürekli devam ettiğim bir şey var. O da probiyotik-prebiyotik takviyesi. Aynı şekilde yine günlük aldığım diğer takviye ise omega-3. Fakat omega-3 takviyesini doktor önerisi ile sadece kış aylarında alıyorum.

Bilinçli olduktan ve kendinizi tanıdıktan sonra, düzenli kontrollerinizi de yaptırıyor iseniz, bir de beslenmenize önem verirseniz inanın hayat daha güzel! Hep söylüyorum bilinçlilik çok önemli!

Sağlıkla kalın…


Görüşmek üzere…

4 Nisan 2017 Salı

Potasyum Deyip Geçmeyin...

Herkese merhaba…

Yine uzun bir ara verdim maalesef… Ama döndüm artık J



Çok önemli bir konudan bahsetmek istedim bugün sizlere. Potasyum…

Hiç kan tahlili ile potasyum miktarınıza baktırdınız mı? İnanın vücudumuzda bulunan çok önemli bir mineraldir. Fazlalığı çok büyük sağlık sorunlarına sebep oluyor. Özellikle yaşınız 45 üzeri ise aman dikkat edin! Öncelikle öneminden bahsedelim.

Potasyum, hücre ve organ fonksiyonlarınız için gereklidir. Vücuda alınması gereken en önemli 3 mineralden bir tanesidir. Vücudun pH değerini dengede tutarak, sinir sistemine ve kaslara yardımcı olur. Eğer olması gerekli referans aralığında ise, kalp-damar hastalık riskinizi minimuma indirir.

Gelelim yüksekliğinin zararlarına. Vücudunuza aşırı miktarda aldığınızda, nefesiniz sürekli kesiliyor gibi hissedersiniz ve kalp hastalıklarına zemin hazırlarsınız. Böbrek ve kas zayıflığı da beraberinde gelir. Bizzat örneğini çok yakınımdaki insanlarda gördüm.  Böyle bir rahatsızlığının var ise; yeşil mercimek, brokoli, mantar, ıspanak, kuru kayısı tüketmemeniz gereklidir. Çünkü yüksek oranda potasyum içerirler.

Eksikliğinde ise; sürekli yorgunluk, güçsüzlük görülür. Vücudun su kaybetmesi sonucunda da potasyum eksikliği oluşur. Hipokalemi denir bu rahatsızlığa.

Aman dikkat diyorum. Aldığınız gıdalara dikkat edin. Fazlası nokta atışı yaparak, vücudunuza zarar demektir.

Görüşmek üzere…


Sağlıkla kalın…

28 Mart 2017 Salı

Hunca Care Sarımsaklı Şampuan...

Merhaba herkese…

Kozmetiklerin içeriklerine artık herkesin daha fazla önem verdiğini düşünüyorum. Hal böyle olunca da düzenli kullandığımız bir ürün olan şampuanlar da önemli oluyor. En önemlisi tabikii paraben içermemesi ve diğer ürünlere göre daha temiz içeriğe sahip olması. Aynı zamanda da saçlarınızı dökmeden, güçlendirip beslemesi gerekiyor. Bende bu özelliklere sahip şampuanı paylaşmak istedim. Üstelik çok uygun fiyatlı J

Hunca Care Defne ve Sarımsaklı Şampuan… Ciddi anlamda saçlarınızı güçlendiriyor. Benim saçlarım ince telli ve yağlıya dönük. Haliyle her gün düzenli yıkamam gerekiyor. İlk kullandığımda biraz kuruttu gibi hissettim ama kullandıkça saçlar alışıyor ve güçleniyor. İçeriği diğer şampuanlara göre çok daha temiz. Aşırı köpürme yapmıyor ve iyi temizliyor. Kokusu da gayet güzel.

Farklı çeşitleri de bulunuyor. 8-14 tl arası fiyatı aldığınız yere göre değişiyor. Paraben içermiyor ve bitkisel ;)

Kesinlikle öneriyorum. Zaten temiz içerikli ve memnun kaldığım ürünleri tavsiye etmeye özen gösteriyorum. J


Görüşmek üzere…  

22 Mart 2017 Çarşamba

The Body Shop Sabunları...

Uzun bir aradan sonra herkese merhaba…

The Body Shop’ın katı sabunlarını kullanıyor musunuz? Bir sürü çeşidi ve mis gibi kokuları var.

Öncelikle içerikleri gayet temiz. Cilt ile gerçekten çok uyumlu. Hiçbir şekilde bir sorun yaşamadım.




İlk önce çilekli olanını kullandım ve kokusuna bayıldım J Çokta memnun kaldım. Karmaya dönük bir cildim var ve sabah akşam yüzümü bu sabun ile yıkadım sonra nemlendirici uyguladım.

Şimdi de resimde gördüğünüz Hindistan cevizli olanını kullanmaya başlayacağım. Eminim o da gayet güzeldir. Normal cilt temizleyicilerine göre içeriği daha az ve bir tık daha güvenilir.

Tavsiye ediyorum, umarım memnun kalırsınız sizde…


Görüşmek üzere…

12 Mart 2017 Pazar

Soya Sütü Yanılgısı...

Selam…

Soya sütü tüketiyor musunuz? İnek sütü içemeyenlere, spor yapanlara, protein ağırlıklı beslenmeye önem verenlere genelde soya sütü içmeleri önerilir. Peki, bu soya sütü nedir ve gerçekten faydalı mıdır hatta en önemlisi GDO lu mudur?



Yaklaşık 3-4 sene önceye kadar çok fazla bilgiye sahip olmadığımdan bende bilinçsizce soya sütüne takmıştım desem yeridir. Günde 1 bardak kesin tüketiyordum. Ah diyorum kendime ki GDO bombasına düşmüşüm. İşte bilinçsizlik…

Önce soya sütü nedir bir bakalım. Aslında bu bir süt değil. Soya fasulyesinin suda bekletilip, yumuşatılıp, üzerine tekrardan su ilave edilip, ezilip tekrardan kaynatılıp, süzülmesi ile elde ediliyor. Yani soyanın herhangi kendi özü veya sütü falan değil. Günümüzde bu kadar popüler olmasının en büyük sebebi, soya yağının çok ucuz olması ve endüstriyel gıda üretiminde fazlaca kullanılması. (Neredeyse bütün çikolata içeren gıdalarda) Amaç soya yağını çok fazla kullanmak olunca e malum, kalan soyaları da bir şekilde pazarlamak gerekli. Bu yüzden soya sütü diye bir içecek marketlerde mevcut.

Sağlıksız bir gıda mı? HAYIR. Aslında genetiği ile oynanmamış ise (GDO’suz ise) protein, vitamin, mineral içeriği bakımından gayet sağlıklı. En fazla bitkisel proteine sahip gıdadır. Ama genetik biliminin de en fazla oynadığı 3 gıdadan da birisidir. (pirinç, mısır, soya).

İşin özü, illa tüketeceğim diyorsanız GDO’suz olmasına özen gösterin. Bu yüzden organik soya sütü kullanın. (Keşke bende zamanında öyle yapsaydım). Her gün de tüketmeyin derim. Alerjik içeriği de yüksek çünkü.

 Not:Yine de bana sorarsanız hiç gerekli değil J Olmasa da olur…


Görüşmek üzere…

8 Mart 2017 Çarşamba

Propolis Mucizesi...

Merhaba herkese…

Propolisten bahsetmek istedim bugün. Önce ne olduğundan bahsedelim. Bal arıları, çiçeklerden topladıkları özleri kovanlarına getirdiklerinde, kovanın dışını dış etkenlere karşı (mikroorganizma gibi) korumak amacıyla propolis ile kaplarlar. Propolis reçinemsi bir madde ve bal arıları genelde kayın, karaağaç veya kozalaklardan topluyorlar.


Propolis kovandaki birçok zararlıya karşı, en çokta mantar, larva ve bakterilere karşı antibiyotik etkisi gösteriyor. Malum hal böyle olunca, bizlerinde propolis tüketmesi yararımıza oluyor. İçeriğinde fenolik asitler, bazı vitaminler, mineraller ve aminoasitler yer alıyor. Gelelim şimdi tükettiğimizde bize faydalarına;

En önemlisi bağışıklığınızı baya arttırıyor. Denedim onayladım J Grip, soğuk algınlığı gibi hastalıklar kapınızı çalamıyor. Bademcik sorunları, farenjit, larenjit içinde müthiş etkiye sahip. İltihaplı hastalıklarda tüketilmesi ile sorunların ortadan kalktığı ise birçok kişi üzerinde denenmiş ve akademik makaleler mevcut. Hücre yenileyici bu da önemli bir özelliğidir. Bağışıklığı desteklediğinden kanser üzerine de olumlu etkisi olmuş oluyor.

Piyasada birçok markanın propolisi bulunmakta. Ama önemli olan ne kadar saf tüketirseniz o kadar iyi. Bir diğer önemli husus ise; eğer saf halini tüketiyorsanız çok çok az miktar tüketmeniz gerekiyor. Çünkü gerçekten çok güçlü bir yapısı var ;)

Kanıtlanmış bir yan etkisine rastlamadım. Doğal olan her şey en güzelidir zaten…

Sağlıkla kalın…


7 Mart 2017 Salı

Cilt Beyazlatma...

Merhaba… Cilt beyazlatma yöntemlerini denediniz mi hiç? Tabii böyle bir sorununuz var ise J
Yine denediğim, memnun kaldığım bir yöntemden bahsetmek istedim. Aslında bilenler vardır ama yine de değinelim.


Cilt beyazlatmak için, özel bir çabam olmadı ama birkaç ay önce kükürt içeren katı sabun ile yüzümü yıkıyordum. Yaklaşık 1 ay kadar kullandım. Cilt rengim bildiğiniz iki ton kadar açıldı J Sivilce, akne gibi problemler içinde kullanılıyor zaten. Zeytinyağı içermesi de önemli çünkü kükürt cildi gerçekten kurutuyor.

Bunun dışında benim denemediğim ama etkili olan birkaç yöntem daha var. Kurutulmuş portakal kabukları. Bu kabukları toz haline getirip, yoğurt ile karıştırıyorsunuz ve macun kıvamına geliyor. İstenilen bölgeye sürüp 15-20 dk. kadar bekletip yıkıyorsunuz. Aynı zamanda leke ve siyah noktalar üzerine de etkili imiş J

Son olarak ise; süt, limon ve bal maskesi ile cilt beyazlatmak mümkün. Hepsini karıştırıp macun kıvamına getirip uyguluyorsunuz ve yıkıyorsunuz. Yine renk tonunda açılma gözlemleniyor imiş J

Ben sadece zeytinyağlı ve kükürtlü sabunu kullandım ve 2 ton kadar açılma oldu yüzümde. Birçok aktarda veya Gratis, Watsons, Rosmann mağazalarında kolaylıkla bulabilirsiniz. Eğer cilt renginizi birkaç ton açmak isterseniz tavsiye ederim J

Sağlıkla kalın… Görüşmek üzere…


5 Mart 2017 Pazar

Cilde Zarar Veren Etkenler...

Herkese selam…

Cildinize en fazla zarar veren etkenlerden bahsetmek istedim size bugün. Malum cildimiz aslında o kadar narin ve bakıma muhtaç ki! Fakat çoğu zaman ihmal ediliyor ve ileriki yaşlarda bu durumun olumsuz etkilerine maruz kalınıyor. Şimdi cildimize zararı olan başlıca etkenleri belirtelim.



İlki, güneşlenme ile solaryum etkisi. Güneşten gelen UV ışınlarına ne kadar fazla maruz kalırsak, cildimizde o kadar fazla hasar meydana geliyor. Kaldı ki bir de bunu solaryum ile yaptığınızı düşünün. Erken cilt yaşlanması kaçınılmaz oluyor.

Bir diğer etken, parfüm ve parfüm içeren kimyasallar ile direkt temas. Çok yüksek ihtimal ile cildinize temas eden parfüm vb. ürünler, güneş ile temas ettiğinde alerjik reaksiyonlara neden oluyor. Aman, parfümleri direk teninize kullanmaktan kaçının.

Çok kuru ve rüzgarlı havalarda aynı şekilde cildinize fazla zarar veriyor. Bazı egzama türlerinin oluşumuna neden oluyor ki bende bu durumdan nasibimi alıyorum J Kesinlikle böyle havalarda nemlendirici kullanmanız gerekiyor.

Aşırı sıcak veya aşırı soğuk su ile temasta cildin üst tabakasına hasar veriyor. Bu tabakanın görevi de vücudumuzdaki su kaybını önlemektir. Yani bu hasar ile de egzama vb. problemler ortaya çıkıyor.

Sigara, alkol, dengesiz ve sağlıksız beslenme, uyku bozukluğu, stres, yoğun içerikli kozmetikler de aynı şekilde sorunlara sebebiyet veriyor.

Bir de dikkat edilmesi gereken önemli nokta su tüketiminiz. Artık bu zaten bilinen bir şey fakat halen su içmeye üşenen insanlar ile karşılaşıyorum. Açıkçası garipsemiyor değilim J

Sağlık her şeyden önemli… Görüşmek üzere… J


1 Mart 2017 Çarşamba

Natura Therapy Pell-Of Mask...

Merhaba herkese…

Kil mucizesine inanıyor musunuz?  Ben 15 gündür inanıyorum çünkü gerçekten müthiş imiş J
Malum doğal olduğundan dolayı şans vermeyi tabikii de daha çok istedim J Çok araştırdım ve bu üründe karar kıldım. Fiyat-performans çok çok iyi.



Ürünün özelliklerini belirtmek istiyorum. Zaten üzerinde de yazıyor resim ekledim ama tam çıkmamış gibi. Tekrar yazıyorum o yüzden.
  • Yüzü derinlemesine temizler, doğal detoks uygular.
  • Doğal nano mineral ve tuzlar ile cilt altına inerek cilt dokusunu sıkılaştırır ve kırışıklıklar ile     kaz ayaklarını giderir.
  • Ciltte bulunan akne ve sivilceleri giderir.
  • Güneş lekeleri, hamilelik lekeleri ve çilleri giderir.
  • Yüzdeki ölü derilerin peeling ile atılmasını sağlayarak yüzü gençleştirir.
  • İçeriğinde bulunan doğal flor gazı sayesinde rahatlık ve ferahlık hissi verir. Stresi ve günün       yorgunluğunu alır.
  • %100 doğal spa ürünüdür.
  • Natural bir ürün olarak kesinlikle hiç bir kimyasal ve yapay katkı maddesi içermez.

Ben gerçekten çok memnunum ve bu yüzden sizlerde de paylaşmak istedim. Eğer aşırı hassas bir cilde sahip değilseniz öneriyorum çünkü 10 dk. kadar bekletip ılık su ile yıkıyorsunuz. Ama 10 dakikanın son 3-4 dakikasında gerçekten çok yakıyor ve yıkadığınızda biraz kızarık bir yüzünüz oluyor J Fakat birkaç dakika içerisinde düzeliyor sorun yok yani. Cildinizi aşırı geriyor. 

İçeriğinde yüksek miktarda doğal mineraller bulunmakta. Cilt için önemli zaten biliyorsunuz. Nemlendirici kullanmaya gerek yok yazıyor fakat ben yine de doğal karışım yağımdan kullanıyorum J Bu arada cildim karma. Eğer böyle bir ürün arayışında iseniz (özellikle kil arayışındaysanız) şans verin derim J

Not: Ürünü kendim temin ettim.


Görüşmek üzere…

28 Şubat 2017 Salı

İlaçlara Karşılık Alternatif Bitkiler...

Selam herkese…

Haydi biraz farklı bir konuya değinelim J İlaç kullanmak yerine alternatif olarak bitkilerin nasıl sizi iyileştirdiğine bakalım ;)



Tabikii de hepimiz hasta olduğumuzda doktorların uygun gördükleri ilaçları kullanıyoruz. Fakat eğer durum çok ciddi değilse evde kendimizde hastalıklarımızı hafifletebiliriz. Hep söylüyorum, önemli olan bence bilinçli olmaktır. Siz vücudunuzu tanıdıkça neye ihtiyaç duyduğunuzu bilirsiniz ve ona yönelebilirsiniz. Sürekli ilaç kullanıp bir yandan iyileşirken öte yandan ilaçların zararlarına maruz kalmak akıl karı değil. Yine belirtiyorum ki ciddi bir problem yok ise!

Şimdi kanıtlanmış olan, akademik makalelerde yer alan bazı hastalıklara karşı sizi hafifleten bitkilerden bahsedeceğim. Unutmayın ki aslında ilaçların içerisinde de bitkiler kullanılıyor. O halde o bitkiye karşı alerjik bir sorununuz yok ise ilaç yerine bitkinin kendisini tüketmeniz yararınıza olacaktır.

Ağrı kesiciler yerine zerdeçal, zencefil ve dut
Kolestrol ilaçları yerine domates, elma ve kuruyemişler
Tansiyon ilaçları yerine muz, koyu yeşillikler ve turunçgiller
Tiroid ilaçları yerine muz, turp
Antibiyotikler yerine D vitamini, sarımsak ve zerdeçal
Diyabet ilaçları yerine ise çay, D vitamini ve koyu yeşillikler tüketebilirsiniz.

Siz kendinizi tanıdıkça; günlük vitamin, mineral, su, protein, karbonhidrat, yağ ve probiyotik ihtiyacınızı vücudunuza alıyor iseniz, hatta alamıyor iseniz de takviye olarak almanız durumda zaten yukarıda yazdığım hastalıklara sahip olmayacaksınızdır. Çok gerek kalmadıkça ilaçlara sürekli maruz kalıp, vücudunuza bir yandan hasar vermeyin lütfen.  Unutmayın hastalığınız ne ise alternatif çözümler ile yaşam kalitenizi arttırmak sizin elinizde…


Sağlıkla kalın…  J

23 Şubat 2017 Perşembe

Maden Suyu ve Soda Hakkında...

Selam herkese…

Bugün sizlere maden suyu ve soda hakkında bilgi vermek istiyorum. Sizce ikisi de aynı şey mi? Faydası gerçekten var mı? Birçok insan ikisini aynı şey sanıyor ama değil! Beraber inceleyelim şimdi.



Aslında ikisi bambaşka içeceklerdir. Maden suyu (doğal mineralli su), yer altı sularından elde edilmiş olan mineraller, karbondioksit gazı ile birlikte yine yeraltındaki çatlaklardan yeryüzüne çıkar. Yani tamamen doğaldır. Soda dediğimiz içecek ise tamamen yapaydır. Çünkü bildiğimiz içme suyuna yapay şeklide mineralleri ve karbondioksit gazını ekleyerek raflara sunarlar. Hatta bunlara birde aromalar ekleyerek tat değişiklikleri de yaparlar. Limonlu soda en çok tüketilen yapay içecek aslında. Size hiçbir faydası yok ve zararı var çünkü yapay J

Özellikle yaz aylarında ter ile birlikte bizlerde çok fazla mineral kaybı olmaktadır. Bu sebeple su dışında yaz aylarında maden suyu içmek yararınıza olacaktır. Maden suyu en fazla da kalsiyum ihtiyacını karşılamaktadır. Bu da kemikler için geleceğe yatırımdır. Dikkat edilmesi gereken nokta ise maden suyu sodyum da içerdiğinden dolayı yüksek tansiyon hastaları aman diyeyim. Çok az tüketin derim.  J


Sağlıkla kalın, görüşmek üzere…

20 Şubat 2017 Pazartesi

Ev Yapımı Probiyotikli Gece Kremi...

Selam herkese…

Yine kendi kullandığım, evde hazırladığım bir kremden bahsedeceğim size. Üstelik içerisine probiyotik ekledim ;) Probiyotiği hayatınızdan hiç çıkarmayın derim…



Madecassol merhemden bahsetmiştim. Müthiş bir şey zaten. Özellikle ciltte izler ve yaralar üzerine etkisi yüksek. Bepantolü de herkes biliyordur. B vitamini içeriği yüksek bir kremdir. İkisinin karışımı gerçekten harika bir etkiye sahip oluyor. Bir de bu karışıma E vitamini ampulü kırarak eklerseniz, hücre yenileyici oluyor. Üstüne yetmedi bir de probiyotik tozu ilave ederseniz bakterilerle de savaşarak sivilce oluşumunu da engellemiş olursunuz. Probiyotikler cildimizde de bulunmaktadır. Cilt üzerindeki mikroflorayı dengelerler. Tabikii takviye olarak tüketmek de her zaman savunduğum bir şey. Ama ciltle direk olarak teması da gayet yararınıza olacaktır.

Ufak miktarlarda hepsini boş bir krem kabı içerisinde hazırlayıp kullanabilirsiniz. Az miktarda hazırlamak (bir haftalık kadar) yararınıza olacaktır yine. Buzdolabında veya karanlık bir yerde muhafaza etmeniz gerekecektir. Dikkat edilmesi gereken nokta bu.  Sadece geceleri kullanmanız yeterli. Ben de bu şekilde kullanıyorum.

Faydasını gördüğüm şeyleri paylaşmaya çalışıyorum. Denemediğim hiçbir şeyi yazmıyorum size emin olabilirsiniz. Bana iyi gelen tabiki de size iyi gelmeyebilir ama evinizde olan şeylerdir diye düşünüyorum. En azından bir kez denemeniz sonucu faydasını görmeniz yüksek bir oran.

Kendi hazırladıklarım, karışım yaptıklarım kremler dışında tabiki dermokozmetik ürünler de kullanıyorum. En iyi sonuç aldıklarımı paylaşacağım…


Sağlıkla kalın, görüşmek üzere… J

18 Şubat 2017 Cumartesi

Meyvelerin Yanlış Tüketimi...

Herkese merhaba…

Bugün yine gündemde olan bir konuda bahsetmek istiyorum. Meyvelerin zararları… Aslında yararından çok bilinçsiz tüketildiğinde zararları da kaçınılmaz oluyor. Biraz bahsedelim şimdi.


Her meyvenin malum kendine özgü bir içeriği var. Buna göre tükettiğimizde antioksidan, vitamin alıyoruz. Kanserde, bağışıklık sistemi üzerinde hatta kalp hastalıklarında bile vücudumuza olumlu etkileri oluyor. En fazla da kırmızı meyveler bu görevi üstleniyorlar. Özellikle böğürtlen, siyah erik, yaban mersini.

Gelelim tüketiminde dikkat etmemiz gerekenlere. Eğer meyve çok tatlı ise içeriğinde çok fazla meyve şekeri olan fruktoz var demektir. Günlük vücudumuza 15-20 gramdan fazla früktoz almamız gerekiyor. Örnek olarak kuru kayısının 100 gramında 14-15 gram, kuru incirde ise 20-25 gram früktoz bulunmaktadır. Taze meyvelerde bu oran daha azdır. Kaloride buna doğru orantılı olarak artmaktadır.

Diyelim ki aşırı meyve tüketiyorsunuz. Size zararları; aşırı früktozdan kaynaklı kanda ürik asit seviyesi artışı, gut krizleri, tansiyon bozukluğu, kandaki trigliserid artışı, HDL (iyi kolestrol) düşüşü gibi. Yanında aldığınız kaloriden kaynaklı kilo da hediyesi 😃

Tavsiye edilen meyve tüketimi ise; yemeklerden hemen sonra, uyumadan hemen önce tüketmemeniz.  Ara öğünlerde ve yemeklerden 30-60 dk. önce tüketmek çok daha sağlıklı olacaktır. Tabii aşırıya kaçmadan ve bilinçli olarak tüketmek yararınızadır ki mümkünse gerçekten organik meyve tüketmek en iyisidir. Artık malum meyve diye aldığınız her şey genetiği ile oynanmış olduğundan dolayı 😐

Hazır meyve sularına hiç değinmek bile istemiyorum şuan. Onları ayrıca yazmak istiyorum ;)

Görüşmek üzere…

13 Şubat 2017 Pazartesi

Palm Yağı Hakkında...

Merhaba herkese...

Bir blogger arkadaşıma söz verdiğimden dolayı bugün palm yağından bahsetmek istedim. Malum son zamanlarda çok fazla duymaya başladık. Hatta bir çok insan tüketmemeye özen gösteriyor şuanda. Bende çevremde şahit oluyorum :) İyi mi yapıyorlar diye soracak olursanız Kesinlikle!...


Gıda sanayinde aslında ucuz olmasından dolayı çok fazla kullanılıyor. En fazla, bisküvi, kek, çikolata, dondurma, cips, margarin gibi gıdaların içeriğinde görmüşsünüzdür. Gıda dışında, cilt losyonları, sabunlar ve mumlarda da kullanılıyor. Ama tabi benim şuan değinmek istediğim bizim için daha önemli olanı yani gıda yoluyla vücudumuza almamız. Şuan dünyada 7 milyon hektarlık palm üretim alanı dünyanın yağ ihtiyacının  %20'sini karşılıyor. Gerisini siz düşünün artık. Ne kadar fazla tüketildiği gayet ortada.

Şuanda Avrupa'da gıdaların içeriklerinde bitkisel yağ yazılması yerine hangi yağ kullanıldığının yazması zorunlu hale getirildi.  Zararı gerçekten var. Aşırı tüketimi vücudumuzda toksik etki yaratıyor ve kanserojen bir maddeye dönüşebiliyor. Konu ile alakalı çok fazla akademik yayın yapıldı ve deneylerle kanıtlandı. Kalori ve yağ oranı yüksek olduğundan obeziteye ve kolestrol problemlerine neden oluyor. Ayrıca sindirimi en zor yağ olarak da belirlendi.

Benim önerim tabikii de hazır işlenmiş gıdalardan tamamen uzak durmak. Ama illaki tüketiyorsanız; içeriğinin daha temiz olmasına özen gösterin derim. Sağlık her şeyden önemli ve vücudunuz siz nasıl yönlendirirseniz o şekilde devam ediyor...

Sağlıkla kalın...

10 Şubat 2017 Cuma

Excipial Hydro ve Excipial Lipo...

Herkese merhaba...

İlk defa bu kadar ara verdim bloğuma :( Ama sonunda buradayım :)


Madecassol'den bahsetmiştim size önceki yazılarımda. Bugünde yine kullanıp memnun kaldığım bir üründen bahsetmek istedim sizlere. Excipial Hydro ve Excipial Lipo...

Aslında ben doktor önerisi ile eczaneden temin ettim. Sonra kullandıkça gerçekten çok memnun kaldım. Özellikle kış aylarında kullanıyorum. Yüzüm karma cilt yapısında olduğundan Hydro olanı tercih ediyorum. Vücut için ise Lipo olanını kullanıyorum ve bugüne kadar herhangi bir yan etkisini görmedim. Tek dikkat ettiğim ara vererek kullanmak. Yani sürekli değil.

İçeriğinde üre bulunduruyor. Üre de aslında cildin nemlendirme faktörü. Malum kış aylarında gerçekten kuru bir cilde sahip oluyoruz. Tedavi edici ve eczane ürünü olduğundan içim rahat kullanıyorum.

Cildin elastikiyet yapısını arttırıyor. Özellikle eğer kuruluktan pullanan bir cilde sahipseniz tam size göre.

Çok kolay emiliyor ve kokusu çok hafif hiç rahatsız etmiyor. Benim gibi kronik egzamanız var ise zaten hayatınızdan çıkarmak istemezsiniz :) Güneş yanığına da iyi geliyor bilginize ;)

Fiyatı gayet uygun ve baya uzun kullanırsınız çünkü 200 ml.

Sağlıkla kalın...

3 Şubat 2017 Cuma

Ringa Balığı...

Selam herkese...

Ringa balığı tüketiyor musunuz? Aslında ben bir kaç makalede denk geldim ve müthiş faydasından dolayı sizinle de paylaşmak istedim :)


Kuzey denizde yaşayan, 30 cm boyunda bir balık türü. Somon balığından bile daha fazla omega-3 yağ asidi içeriyor ki bu zaten tüketmek için yeterli bir sebep. Sadece bir tane tükettiğinizde 30 gr protein alıyorsunuz. Aşırı miktarda da B vitamini içeriyor.

Pulları çok kolay dökülüyor. Temizlemesi zor değil yani. Tadı efsane. Tavsiye ederim :)

Biraz zor bulunuyor maalesef. Eğer taze olarak bulduysanız kaçırmayın derim.

Sağlıkla kalın...

31 Ocak 2017 Salı

Keten Tohumu Tüketiyor musunuz?

Merhaba herkese...

Bugün sizlere keten tohumu hakkında bilgi vermek istedim. Yine kendi tükettiğim bir gıda :)


Bir çok faydası var. Bu faydalar arasında yağ yakımını arttırıyor diye de belirtiliyor. Benim tüketim amacım vitamin fazlalığı. Zaten çokta kanıtlanmış bir makaleye rastlamadım yağ yaktığına dair ;)

İçerisinde yüksek oranda omega-3 yağ asidi barındırıyor. En çok cezbeden tarafı bu açıkcası :) Lif içeriği de yine yüksek oranda. Bu durumda bağırsaklar için harika bir durum :)

En çok bilinen ve gerçek olan yararı bu ikisi aslında. Bu durumda da lif içeriğinden dolayı kabızlık sorunu yaşamazsınız ve omega-3 içeriğinden dolayı da kötü kolestrolünüz düşer.

Kansere iyi geldiği belirtiliyor. Bunu da ben bağırsaklar ile iyi bir etkileşim kurmasına bağlıyorum. Malum bağırsaklarımız ikinci beynimiz :) Yani vücudumuzun bütün bağışıklığı oradan geliyor.

Unutmadan bir de yüksek oranda B12 vitamini içeriyor. Bu da tüketmek için yine bir sebep :)

Ben ev yoğurdu ile birlikte tüketiyorum. İçerisine istediğiniz eklemeyi yapabilirsiniz. Bal mesela harika oluyor. Önemli bir nokta da çok tüketmeyin. Bayanlarda selülit yapabiliyor fazla tüketimi bilginize..

Sağlıkla kalın...

29 Ocak 2017 Pazar

Krem ve Pomad Arasındaki Farklar...

Selam....
Biraz farklı bir konu ile buradayım yine :) Cilt problemlerinizde hangisini kullanıyorsunuz? Krem mi, pomad mı? Aslında işlevleri farklı. Peki farkları ne bakalım şimdi :)


Tıpta bütün ilaçların kullanım alanına göre farklı formları bulunuyor. Deri hastalıklarında kullanılan ilaçların üzerlerinde krem veya pomad yazılarını görüyorsunuzdur. Pomad aynı zamanda merhemdir. Bazen ikisi farklı olarak algılanır ama aslında aynı şey :)

İlacın krem formu, eğer ciltteki hastalığın deri alt tabakalarına kadar geçmemişse yani sadece derinin üst tabakasında ise kullanılır. Çünkü krem formundaki ilaç, cildin alt tabakalarına kadar emilip etki gösteremez. Sadece üst tabakasında tedaviye yardımcı olur. Su içerikleri pomadlara göre daha fazladır.

İlacın pomad formu ise cilt hastalığının derinin alt tabakalarında olması durumunda kullanılır. Yani cildin alt tabakalarına kadar emilerek tedaviyi sağlar. Kremlere göre daha koyu ve daha yağlıdır. Deride kalma süresi daha uzundur çünkü su ile sürülen bölgeden uzaklaştırılamaz. İnatçı, kronik  ve kuru lezyonlarda kullanılır. Örneğin; kronik egzama gibi.

Ayrıca, kullanacağınız pomad ya da krem kortizol içerikli ise üst üste 3 gün kullandıktan sonra mutlaka 3 gün ara verin ve sonrasında tedavinizi tamamlayın. Dermatoloji doktorları zaten bilgisini veriyor. Ama dikkat etmeyenler var maalesef. Dikkatinize :)

Sağlıkla kalın…

24 Ocak 2017 Salı

Glisemik İndeks Hakkında...

Merhaba herkese....

Bugün sizlere Glisemik İndeks'ten (Gİ) bahsetmek istedim. Aslında bu terimi diyet yapanlar daha iyi bilirler :)

Gi; bir besinin vücuda alınmasından sonra, kan şekerinizi yükseltme kapasitesine denilmektedir. Yani Gİ değeri yüksek olan besinler kan şekerinizi hızla yükseltirken, Gİ değeri düşük olanlar ise yavaş yükseltir veya dengede tutmaktadır.

Örnek verelim; şekerli gıdaları tükettiğimizde çok daha çabuk acıkıyoruz ve midemizde kazınma hissi oluşuyor. İşte buna sebep olan gıdaların Gİ değeridir. Gi değeri yüksek olan gıdalar daha çabuk sindiriliyor ve haliyle hemen tekrar açlık hissi oluşuyor. Oysa Gi değeri düşük besinler tükettiğimizde baya tok kalıyoruz. ;)
Gi değerine göre gıdalar sınıflandırılmıştır. Bu sınıflandırma da baz alınan saf glikozun kan şekerine etkisi aslında. Çünkü glikoz kan şekerimizi en fazla yükselten şeker. Bu sebeple de glikozun Gİ değeri 100 kabul edilmiştir. Gıdaların Gİ değeri de 0-100 arası değişir.  Yani tekrar belirtiyorum; bir gıda tükettiniz diyelim onun Gi değeri ne kadar yüksekse, sizin kan şekeriniz de o kadar yükselecek demektir. Asıl mantık bu yani :)

Aşağıda tablo halinde bir çok gıdanın Gi değerini belirteceğim fakat önce bunu etkileyen faktörlerden de bahsedeyim. İlki pişirme yönteminiz. Gıdayı pişirdiğinizde Gi değeri artar çünkü o gıdanın sindirimi kolaylaşır. Gıdanın fiziksel şekilleri de Gİ değerini etkiler. Örnek olarak tahılların ve baklagillerin üzerlerinde fibroz bir tabaka vardır ve bu tabaka sindirimi zorlaştırır. Haliyle Gİ değeri azalır. Gıdanın içerdiği nişasta çeşidi diğer etkendir. Örneğin buğday unundaki nişasta amilopektin olduğundan Gi değeri yüksektir.



Gi değeri düşük olan her gıda size faydalıdır diye bir şey de yok aslında. Örnek olarak; patates cipsinin Gİ değeri, haşlanmış patatese göre daha düşüktür fakat malum yağ oranı çok fazladır. Bu tarz durumlara da dikkat etmek gerekiyor.

Sağlıkla kalın...

22 Ocak 2017 Pazar

Gıda İntoleransı Hakkında...

Selam herkese...

Hiç gıda intoleransı testi yaptırdınız mı? Ya da konu hakkında bilginiz var mı? Biraz bahsedeyim :)


Bazen kendinizi sürekli halsiz hissedersiniz ama ne yapsanız, ne tüketseniz, hangi takviyeleri alsanız da bu durum düzelmez. (kan değerlerinizde her şey normal olsa bile hatta metabolizmanız hızlı olsa bile). Aslında problem sürekli yediklerinizde!

Vücudumuz bazı besinleri çok kolay sindirirken, bazı besinleri ise maalesef sindiremez. Bu durumda aslında genetik etki fazla rol oynuyor. Örnek olarak, ülkemizin çok büyük bir kısmında laktoz intoleransı vardır. Süt tüketemezler çünkü tükettiklerinizde çok fazla mide-bağırsak sorunu yaşarlar. Bunun sebebi de çoğumuzun geninde, süt şekeri olan laktozu sindirecek laktaz enziminin bulunmamasıdır.  İşte aynı buna benzer şekilde bazı gıdaları da sindiremeyebiliriz. Buna da gıda intoleransı diyoruz.

Gıda intoleransı ile gıda alerjisi birbirine çok fazla karıştırılıyor. Aslında ikisi bambaşka olaylar. Eğer gıda intoleransınız var ise; sindiremediğiniz o gıda size alerji yapmaz sadece yorgunluk, migren, uyku problemleri, ödem, şişme gibi sorunlara neden olur. Yani diyelim ki, siz süt ve süt ürünleri tükettiniz. Bu sizde kaşıntı, egzama, kızarma gibi alerjik sorunlar yaratmaz. Eğer durum bu ise; gıda alerjiniz vardır.

Sürekli gündemde olan bir konu da gıda intoleransınız var ise zayıflayamazsınız muhabbeti :) O kadar akademik makalelere baktım ki, bunun bir kanıtı gerçekten yok. Zaten bir çok doktor da bu konuya gülüyor diyebilirim :)

Gıda intoleransı testi yapan birçok firma var. Yaptırarak, yorumlayanları araştırdım. Ne kadar güvenilir diye. Sonuçlar %50-%50. Yani yaptıranların yarısı sonuçtan memnun ve öneriyor ama yarısı da asla yaptırmayın boşa para diyor :)

Ben yaptırmadım ama belki yaptıranlarınız vardır. Var ise yorum bırakıp, sonuçlarını yazarsa sevinirim :) Benim düşüncem; eğer intolerans kaynaklı olduğunu düşündüğünüz bir sağlık sorununuz var ise; zaten bunu yediklerinizden anlarsınız. Gluten mesela en güzel örnek. Veya sürekli süt ürünleri tüketmek. Şüpheli gıdaları kendiniz de günlük beslenmenize bakarak anlayabilirsiniz. Eğer sonuç yine de değişmiyor ise; o zaman bu testlere başvurmak gerekli diye düşünüyorum :)

Sağlıkla kalın...

20 Ocak 2017 Cuma

Perlodent Diş Beyazlatma Serisi...

Selam herkese...

Bugün sizlere yeni keşfettiğim, 4 gündür denediğim bir üründen bahsetmek istedim.
Rossman'larda bulunan Perlodent markasına ait diş beyazlatıcı diş macunu ve aynı seriden diş beyazlatma jeli.


Aslında bu ikiliyi daha önce duymuştum. Ama bir türlü bulamamıştım. Denk gelince denemek istedim. Diş macunun farklı renkte olanını kullanmıştım ve memnun kalmıştım. İçeriği diğer markalara göre daha az kimyasal içeriyordu. Bu ikiliye de şans verdim ve gerçekten memnun kaldım.

Önce diş macunu ile fırçalayıp, arkasından hemen jeli dişlerinize tek tek damağınıza değdirmeden sürüyorsunuz. Ucunda fırçası var. Aynı oje mantığı :)  1 dk. hiç bir şekilde dilinizle veya dudağınızla temas etmemesi gerekiyor.  15 dk kadar da hiç bir şey yememeniz gerekiyor. Sonra ağzınızı çalkalıyorsunuz. Sabah akşam uyguluyorsunuz. 14 günde baya bir beyazlatma vaat ediyor. Daha 4. gündeyim ve ton farkı başladı bile :) Ama benim öyle çok sararma problemim yoktu. Belki de o yüzden iyi gelmeye başladı.

Ülkemizde kullananların yorumlarını araştırdım ve çok az yoruma denk geldim. Onlarda memnun kalmışlar. Çok uygun fiyata, (eğer böyle bir ürün arayışında iseniz tabi) dişlerinizi beyazlatabilirsiniz. Malum kahve ve çay hafif sararmaya neden oluyor. Ürünü tavsiye ederim...

Not: Ürünleri kendim temin ettim, reklam amaçlı değil :)

16 Ocak 2017 Pazartesi

Damacana Sular Hakkında...

Merhabalar...

Bugün herkesin ilgini çeken bir konudan bahsetmek istedim yine. Damacana sular...


İçerisinde birçok bakteri barındırıyor maalesef :( Ülkemizde çok fazla hijyene önem verilmiyor özellikle de sularda. E haliyle bakterilerin etkisi ile; ishal, kusma hatta kansere kadar yol alan bir hastalık topluluğu bizi bekliyor oluyor.

Plastik ambalajlı ürünlerin alt kısmında üçgen içerisinde rakamlar vardır. Hepsinin anlamı var tabii. Eğer 3,6 ve 7 rakamları yazıyorsa o plastik gıda ve içecekler için güvensiz demektir. 1, 2, 4 ve 5 ise biraz daha güvenlidir. Dikkat ederseniz birçok damacana da 7 rakamı bulunur. Bu da polikarbonat demektir. Yani güvensizdir.  Pet plastik şişelerde ise genelde 1 numara yazar.

Biliyorsunuzdur, damacanalar temizlenirken, dolum yapılmadan önce dört ayrı iç temizlik işleminden geçer. İç yıkamada; deterjanlı, sıcak ve dezenfektanlı suyla yıkanır. Tabiki de problem son yıkamada yeteri kadar su kullanılmamasından kaynaklanır. Haliyle deterjan ve dezenfektan içerinde kalır.

Damacanaların 14 derecede muhafaza edilmesi gerekirken; yaz aylarını bir düşünün derim :)

En sağlıklısı cam diyorum. Başka da bir şey demiyorum :)

Sağlıkla kalın...

15 Ocak 2017 Pazar

Kestane Balı Tam Bir Mucize...

Merhaba herkese...

Yazılarımda genelde kendi kullandığım, tükettiğim ürünlerden ve gıdalardan bahsetmeye çalışıyorum. Bugün de yine her sabah aç karnına tüketmiş olduğum bir gıdadan bahsedeyim. Kestane balı...


Bu bal benim için gerçekten mucize oldu. Yaklaşık olarak 3 aydır her gün tüketiyorum ve inanın o kadar salgın oldu ve hastahanelerin de şuan dolu olmasına rağmen 3-4 aydır hiç hasta olmadım :)
Kestane balı, çiçek balına göre daha koyu renklidir. Arıların haziran ayının başlaması ile birlikte kestane çiçeklerinden elde ettikleri bal. Tadı biraz acımsı aslında ama antimikrobiyal olduğundan hiç sorun değil :)

Başlıca faydaları; antioksidan, antimikrobiyal, bağışıklık güçlendiricidir (bundan ben eminim :D).   Çiçek balından farkı ise; iki kat fazla demir içeriyor, 3,5 kat fazla kalsiyum ve 5 kat fazla potasyum içeriyor.

Kullanımda dikkat edilmesi gereken en önemli nokta; eğer şeker hastası iseniz doktor kontrolünde kullanmanız gerekiyor. Günde 1 kaşıktan fazla da tüketmemekte fayda var. Çünkü birazcık ağır gelebilir :) Bir de %100 gerçek organik olmasına özen gösterin derim. Malum piyasada sahte ballar çok fazla..

Sağlıkla kalın...

14 Ocak 2017 Cumartesi

Madecassol Merhem Mucizesi...

Merhaba...

3 gündür yayın yapamadım diye öyle huzursuz oldum ki :) Ama sonunda bilgisayarıma kavuştum :)
İlk işim size haftada bir kez kullandığım bir merhemden bahsedeceğim. Tabiki de Madecassol :)


Benim için bu merhem gerçekten bir mucize. Yara izlerime, sivilce izlerime o kadar iyi etki ediyor ki. Mutlaka bilenler, kullananlar vardır. Peki bu etkiyi nasıl yapıyor derseniz; hemen anlatayım.

İçeriği tamamen bitkisel. Sizi rahatsız edebilecek bir madde yok.  Centella asiatica bitkisinin ekstresini içeriyor. Bu bitki ise;  Hint tıp alanında çokça kullanıyor. Aslında çok eskiye dayanıyormuş bu bitki. Malum eskiden ilaç vb. ürünler olmadığından insanlar bitkileri ilaç niyetine saf olarak kullanıyorlarmış. Özellikle de yara, kesik, yanık gibi durumlarda.

Bağ dokusuna etki ediyor. Bunun dışında çatlak, yara, yanık gibi cilt sorunlarında bence rahatlıkla kullanabilirsiniz. Ben yüzüme haftada bir kez gece uyguluyorum. Hücre yenileyici özelliği ve lekelerle savaşmasından dolayı gayet memnunum. Kokusuna da bayılıyorum :)

Sizlerde kullanıyor musunuz? Bence eksik etmeyin :)

Not: ürünü kendim temin ettim, reklam amaçlı değil ;)

Sağlıkla kalın...

10 Ocak 2017 Salı

Roobios Çayı...

Merhaba herkese...

Her taraf bembeyaz kar ile kaplıyken, eve hapsolmuş olarak blog yazısına yönelmekte ayrı bir keyifmiş 😊☃️ Bugün şuanda da elimde tükettiğim rooibos çayından bahsedeceğim. Tabii bilenler tüketenler vardır ama ben yinede değinmek istedim 🤗 son birkaç yazıma resim ekleyemedim malum bilgisayarım bozuldu da 🤦🏼‍♀️ hemen konumuza döneyim 😬



Rooibos çayı, Güney Afrika'ya özgü bir çay. Kızıl çay olarakta biliniyor ve demlendiğinde haliyle kırmızı rengini veriyor. Eğer okside edilmeden üretildiyse, yeşil renge yakın bir renk veriyor. Tadı biraz daha az oluyor ama içeriği de daha zengin oluyor. Bu çayın en sevdiğim yanı kafein içermemesi 😊 ve müthiş bir antioksidan. Sinirlere ve astım hastalığına da iyi geliyor. Benim diyetisyen arkadaşlarımda bu çayı öneriyorlar çünkü metabolizmayı hızlandırıcı etkisi de bulunuyor.

Kaynamış suya kişi başı 1 çay kaşığı kurutulmuş roobios ekleyebilirsiniz. 5 dk demlendikten sonra süzüp tüketebilirsiniz 😊

Bildiğim tek yan etkisi var o da demir eksikliği olan kişilerin çok tüketmemesi. 🙏🏻

Sağlıkla kalın...

8 Ocak 2017 Pazar

Sarımsak Tüketiyor musunuz?...


Merhaba herkeseee 💁🏻
Son yazımdaki yorumlar için çook teşekkür ederim hepinize ❤
Sarımsak tüketiyor musunuz? Hayatınızdan hiç çıkarmayın derim 😊 haydi faydalarına bakalım şimdi...


Öncelikle biliyorsunuz ki doğal bir antibiyotik. Bakterileri yok ediyor. Antifungal etkisi de mevcuttur yani mantarlar ile de savaşır. Bağışıklığı kuvvetlendiriyor. Kan sulandırıyor. Kabızlığa karşı iyi geliyor. Bağışıklığı güçlendirdiği için kansere karşı koruyucu. İçerisinde birçok vitamin ve mineral barındırıyor. Saç dökülmesine iyi geliyor ki hatta bilenler vardır sarımsaklı şampuanlar mevcut. Bende kullanıyorum, sonraki yazılarımda paylaşacağım 🙈 cilt sağlığı için de birçok olumlu etkisi var. Sivilce, akne, egzama gibi hastalıkları yok ediyor.

Peki sarımsak yutmak faydalı mı? Ben maalesef bütün olarak tüketemiyorum. İçeriğindeki maddeler midemde sorun yaratıyor. Belki benim gibi kişiler vardır. Çözüm olarak halsizlik vb. gibi sorunum olduğunda sarımsağı ezip, zeytinyağı ile karıştırıp, biraz yoğurda ekliyorum. Asla mide sorunu yaratmıyor ve zeytinyağı da tüketmiş oluyorum 😊😊 Bu şekilde tavsiye ederim...

Sağlıkla kalın...

6 Ocak 2017 Cuma

Teşekkür Ediyorum Hepinize... 😊


Selamm..

Bugün bilgi paylaşımı değil de sadece teşekkür yayını yapmak istiyorum 🤗 Benim blogum aslında daha çok yeni ama öyle güzel insanlar tanıdımki❤ inanın hiç böyle bir ortam olabileceğini düşünmemiştim...



Blog yazmak aklıma ilk düştüğünde acaba yapmasam mı demedim değil yani 🙈 ama şuan iyiki diyorum, iyiki böyle güzel ortama girmişim ☺️

Beni takip eden, yazılarımı okuyan, yorum bırakan herkese çok çok teşekkür ediyorum 😊🤗

Hepiniz iyiki varsınız güzel yürekli insanlar....

4 Ocak 2017 Çarşamba

Umca Solüsyon Kullanıyor musunuz?..

Selamm...
Umca solüsyon kullanıyor musunuz? Haydi bugünde bu solüsyondan bahsedelim biraz 😊 
Etken maddesi, pelargonium sidoides bitkisinin kök ekstresi yani sardunya kökünden elde ediliyor. 
Akut ve kronik solunum sistemi enfeksiyonlarında kullanılıyor. Bronşit, sinüzit, rinofarenjit hastalıklarında olumlu etkisi var. Antibakteriyel etkisinin yanısıra, virüslere karşı antiviral etki gösteriyor. Bağışıklığı güçlendiriyor. Balgam sökücü etkisi de kanıtlamıştır.



Eğer hasta olacağınızı hissediyorsanız bir bardak suya 20-25 damla kadar damlatıp içiyorsunuz.  Ben ciddi faydasını görüyorum. Bir kez içmede bile gerçekten etkisini gösteriyor. Çocuklarda da kullanılabiliyor bu arada. Tadı ise bence kötü değil ama tabii beğenmeyenler de var ☺️
Not: reklam amaçlı değildir, kendim temin ediyorum 🙋🏼
Sağlıkla kalın...

3 Ocak 2017 Salı

K2 Vitaminine Dikkat!...

Herkese merhaba...


İki gündür bilgisayarımda sorun olduğu için yayın yapamadım maalesef 😔 neyseki şuan yazıyorum 🙋🏼
Bugün sizlere K vitamininden bahsetmek istedim. K vitamininin kan pıhtılaşmasındaki rolü öyle yüksek ki! Önemsenmeyecek gibi değil. Kemikleri kırılmaya karşı koruyan bir vitamin aynı zamanda. Fakat dikkat çekmek istediğim bir şey var ki o da, eğer kemik erimesi veya kemik hastalığı sorununuz var ise D vitamini takviyesi alırsınız. Bu doğru evet ama arkasından K2 vitamini almalısınız ki kalsiyumu kemiklere yönlendirmiş olasınız.



K vitamini, bağ dokusunda ve karaciğerde depolanıyor ve ikiye ayrılıyor. K1 ve K2 vitamini olarak. K1 daha çok bitkilerde yani yeşil yapraklı sebzelerde bulunmakta ve zaten tükettiğimiz için sorun yok. K2 ise et ve hayvan ürünlerinde var fakat çok çok az bir miktarda. Bu da bizim günlük ihtiyacımız olan K2 vitaminini karşılamıyor maalesef. Deminde yazdığım gibi kemik hastalığı sorununuz var ise takviye şart! 

Fazlalığında kanıtlanmış herhangi bir zarar yok. Bende akademik makalelerde araştırdım ciddi bir soruna rastlamadım bilginize ☺️

Sağlıkla kalın...
Powered by Blogger. Blogger Template by Intikali.org. Supported by Iskael and BlogSpot Design.